|
Yine El Kaide mi? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Londra ulaşım sistemindeki koordine saldırının şokunu yaşarken, son yıllarda El Kaide'nin dünya genelinde yaydığı şiddet dalgalarıyla olası bağlantılar hakkında sorular sorulmaya başlandı.
Eğer bir bağlantı olduğu ortaya çıkarsa bu, El Kaide örgütünün ABD'nin 'teröre karşı savaşı'nın ana hedefi olmasına ve dünya genelinde polis ve güvenlik güçlerinin çabalarına karşın hâlâ ayakta olduğunu gösterecek. Birçok ülkede El Kaide'nin üyesi ya da lideri olduğu belirtilen çok sayıda kişi gözaltına alınmış ya da öldürülmüştü. Ancak bunun, örgütün hareket kabiliyetini çok etkilediğini söylemek zor. Aslında örgütün hâlâ açıklığa kavuşturulmamış olan doğası ve örgütle mücadele eden kurumların yeterince şeffaf olmaması nedeniyle belki de El Kaide'nin mevcut durumu hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimizden çok daha az. 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'nin New York kentine düzenlenen saldırılara dek Afganistan, El Kaide'nin en güçlü olduğu ülkelerden biriydi ve örgütün 'üs' anlamına gelen isminin de burada bulunan askeri eğitim kamplarından geldiği biliniyordu. ABD'nin Afganistan'ı işgali, örgütün buradaki varlığına büyük ölçüde son verdi.
Ancak yine de El Kaide'yle ittifak içerisinde bulunan devrik Taleban yönetiminin liderleri, Afganistan'ın bazı bölgelerinde etkinliklerini sürdürdü. El Kaide'nin eğittiği bazı militanların dağıtıldığı, ancak Suudi Arabistan gibi başka noktalarda yeniden örgütlendikleri düşünülüyor. Bu arada binlerce olmasa da yüzlerce şüpheli, yargılanmaksızın Amerikan üslerinde gözaltına alındı. El Kaide'nin Pakistan'daki askeri yöneticisi olduğu düşünülen Halid Şeyh Muhammed'in 2003 yılında gözaltına alınması gibi, örgütün üst düzey isimlerinin yakalandığı durumlar da söz konusu oldu. Son olarak, El Kaide lideri Usame bin Ladin'in üst düzey yardımcılarından biri olan Ebu Faraj el-Libbi'nin de Pakistan'ın kuzeybatısında ele geçirildiği açıklanmıştı. Ancak, Libbi'nin 11 Eylül saldırılarının beyni olduğu söylenen Muhammed gibi uluslararası bir etkisi olduğu sanılmıyor. Yine de Libbi, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'e yönelik iki suikast girişiminin arkasında olmakla suçlanıyor. Usame bin Ladin ve yardımcısı Mısır doğumlu Ayman el Zevahiri, Afganistan ve Pakistan'daki yetkililerin birkaç kez çok yaklaştıklarını belirtmelerine karşın, şimdiye dek ele geçirilemedi. Bu isimlerin, dünya genelinde örgüt adına düzenlenen saldırılarla ne kadar ilişkili oldukları ise net değil. El Kaide'yle ilişkili örgütlere karşı yürütülen kampanyanın ölçütlerinden biri, saldırıların düzenli olarak devam etmesi.
Londra'daki eylemler, örgüte mal edilen bir dizi diğer saldırıyla benzerlikler taşıyor. Bali, İstanbul, Madrid ve Kazablanka'da da benzer saldırılar düzenlenmişti. Hepsi kalabalığın yoğun olduğu bölgelerde ayırdetmeksizin sivilleri hedef alan bir dizi bombalama eylemiydi. Bali'de 2002 yılında bir gece klübüne düzenlenen saldırıda 202 kişi ölmüş, saldırıdan El Kaide'yle ilişkili olduğu belirtilen Cemaat-i İslami örgütü sorumlu tutulmuştu. 2003 yılının Kasım ayında da, İstanbul'da 10 gün içinde bir dizi koordine saldırı gerçekleşmiş; önce sinagoglar, ardından da İngiliz konsolosluğu hedef alınmıştı. Mart 2004'te de Madrid'de meydana gelen tren bombalamalarında 191 kişi hayatını kaybetmişti. Suudi Arabistan, Kenya ve Fas'ta da ağır kayıpların verildiği eylemler gerçekleşmişti. Pakistan, Yemen ve Endonezya'da bulunan başka hedefler de vurulmuştu. Bir süredir İngiltere'de de, Madrid benzeri bir El Kaide saldırısının gerçekleşmesinin muhtemel olduğu dile getiriliyordu. İngiltere'nin ABD Başkanı Bush'un yönetimine dış politikada ve özellikle de Irak ve Afganistan'da verdiği destek, ülkeyi El Kaide'nin başlıca hedeflerinden biri haline getirmişti. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||