|
Hukukçu ve gazeteci gözüyle TCK | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de, yeni Türk Ceza kanunu, tartışmalar eşliğinde yürürlüğe girdi.
Pek çok hukukçu, yeni yasada eksiklikler ve teknik yanlışlıklar bulunduğu görüşünde. Hatta Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, bu kadar köklü bir değişikliğe gerek olmadığı kanısında. Yeni kanunu "devrim değil 'devirim' " olarak niteleyen Kocasakal, "kanun 80 yıllık hukuk birikimini ortadan kaldırdı" diyor. Kocasakal, Avrupa ülkelerinde bir ceza kanununu hazırlamanın 15-20 yıl aldığını savunuyor, 350 maddelik yeni kanunun ise, eski hazırlıkların bir kenara bırakılmasıyla altı ayda hazırlandığını söylüyor. Cinsel suçlar Kanunda sivil toplum örgütleri tarafından desteklenen birçok madde de var. Örneğin, Doç. Dr. Ümit Kocasakal "töre cinayetleri"nde ceza arttırımını olumlu buluyor. Yeni kanuna "dinselliğin" ve "cinselliğin" damga vurduğunu söyleyen Kocasakal, cinsel tacizle ilgili hükümlerin ise fazla muğlak olduğu, fazla genişletildiği kanısında. Bugün yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu'nun tartışmalara neden olan önemli bir bölümü de basın-yayın organları ve gazetecilerle ilgili düzenlemelerdi. Ceza Kanunu'yla suç olarak tanımlanan fiillerin basın yoluyla işlenmesine ağırlaştırılmış cezalar getiriliyor. Basına ceza artıyor Yeni kanuna göre, örneğin kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimseye 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası öngörülürken bu fiilin basın yayın yoluyla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında arttırılıyor. Aynı şekilde "iftira" olarak tanımlanan fiilere 1 ile 3 yıl ceza getirilirken basın yayın organlarının kullanılması durumunda ceza yine arttırılıyor. Bir diğer örnek ise "intihar" maddesi. Basın yoluyla intiharın teşvik edilmesinin cezası 10 yıla kadar hapis olabiliyor. Açlık grevleri ve ölüm oruçları konusundaki haberler de bu kapsamda değerlendiriliyor. Uzmanlar, Kanun'un özellikle milli menfaatler konusunda getirdiği düzenlemelerle Türkiye'de tartışma ortamının önünün kapatıldığını belirtiyorlar. Gazeteci ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, bu düzenlemeler karşısında "Artık daha az özgürüz" diyor. "Temel milli yararlar"a dair 305 no'lu maddeyi gazeteciler açısından en ciddi kaygı kaynağı olarak ifade ediyor. Önderoğlu'na göre yasayla tartışma zemini üç alanda kapatılıyor:
İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesi yazarlarından ve Guardian yayıncılık grubunun editoryal yöneticisi Peter Preston, yeni kanunla gazetecilere getirilen kısıtlamaların aslında kamuyu cezalandırmak anlamına geldiği görüşünde. Preston, "İngiltere'de gazeteciler kamu görevi yapan sıradan insanlar. Ancak kamu için, halk için görev yapan kişiler. Türk Ceza Kanunu'nda basınla ilgili maddeler işletilmeye başlandığında, bu, ifade özgürlüğünü kısıtlamak, dolayısıyla kamu adına görev yapan kişileri ve daha geniş çerçevede halkı cezalandırmak olacak." diyor. Preston'ın ifadesiyle, "Türkiye'deki yasalarda bu sorun hep yaşandı. Yasaların pekçoğu Batı standartlarına göre çok baskıcı. Görünüşe göre Türkiye hâlâ gerekli ilerlemeyi sağlayamamış." İngiltere'nin en yüksek tirajlı gazetelerinden birinin yayın yönetiminden sorumlu olan Preston, Türkiye'de hâlâ, bazı konuların dokunulmaz, konuşulamaz olduğu geçmişin askerî rejimlerinden, demokrasiye geçiş döneminin yaşandığını belirtiyor. Buna da şöyle bir örnek veriyor: "Batı'da, bir cezaevi isyanını ya da açlık grevini haber yapmak isterseniz ne hükümet ne de bireyler bunu kendilerine tehdit olarak algılarlar. Bu ifade özgürlüğünün parçasıdır. Türkiye'de şimdiki durum, demokratik olmayan bir devlet yönetiminin kalıntılarıdır." Preston, özgür basın olmadan temiz toplum olamayacağını belirtiyor. "Eğer temiz bir toplum istiyorsanız, kim yapıyor olursa olsun, ister politikacı ister büyük işadamı olsun, bununla başa çıkmak için özgür bir basına ihtiyacınız var. Özgür basın aynı zamanda araştırmacı basın demek. Araştırmacı gazetecilik de isimler vermek, ayrıntıları yazmak gerekir. Özgür basın bir demokrasinin en önemli unsurlarındandır ve Türkiye güçlü ve özgür basının ihtiyacını duymaktadır." AB içerikten memnun mu? Peki ceza kanunda reformu birlik yolunda talep edilen reformlar arasında sayan Avrupa Birliği bu itirazlara katılmıyor mu? Galatasaray Üniversitesi öğretim görevlilerinden Ümit Kocasakal, yeni TCK'nın Avrupa Birliği ile ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu fikrinde. Bu noktada Avrupa Birliği'ne de ciddi bir eleştiri getirerek, birliğin yeni TCK'yla ilgili hiçbir ciddi araştırma yapmadığını ifade ediyor. "Şekilci bir bakış açısıyla ve hararetle" desteklendiğini savunuyor. Peki reformlar kapsamında yeni bir ceza kanunu için bastıran Avrupa Birliği bu yeni kısıtlamaları nasıl karşılıyor? İngiliz Guardian gazetesinden Peter Preston, "Şimdi dönüp çıkarılan yasaya baktıklarında ne kadar tatmin olacaklar emin değilim." diyor ve ekliyor, "Yasada öyle maddeler var ki bunları Avrupa Birliği standartlarında görmek mümkün değil." Preston'a göre, Avrupa Birliği'nden şu anda bir tepki gelmemesinin başlıca sebebi Brüksel'in, şu anda, Ankara'dan çok, Avrupa Anayasası reformlarına odaklanması. "Ancak bir iki gün verirseniz, Avrupa Birliği'nden ciddi bir tepki geleceğini düşünüyorum." diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||