|
Papa II Jean Paul öldü | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Katolik dünyasının lideri Papa İkinci Jean Paul, bu gece yaşamını yitirdi.
Papa'nın ölüm haberi sözcüsü Joaquin Navarro-Valls tarafından bir elektronik posta mesajıyla açıklandı. Açıklamada, Papa İkinci Jean Paul'ün TSİ 22:37'de Vatikan'daki özel ikametgâhında öldüğü belirtildi. Haberin duyulmasının ardından, Vatikan'da San Pietro meydanında toplanan binlerce kişi sessizliğe büründü. Roma'daki tüm kiliseler, Papa'nın ölümünün geleneksel işareti olarak çanlarını çalmaya başladılar. Yaşamının son saatlerinde, zaman zaman bilincini kaybettiği belirtilen Papa'nın komaya girmediği, çevresindeki yetkililerin konuşmalarına tepki verdiği belirtilmişti. Papa İkinci Jean Paul'ün cenaze töreninin 6 Nisan Çarşamba günü yapılacağı duyuruldu. Hastalığı bir ayda ilerledi Papa, Şubat ayı başında soğukalgınlığı teşhisiyle hastaneye kaldırılmıştı. Bir hafta hastanede tedavi gören Papa İkinci Jean Paul, iki hafta sonra bir kez daha hastaneye kaldırılmış, soluk almakta güçlük çekmesi nedeniyle ameliyat edilerek boğazına bir tüp takılmıştı. Vatikan'dan yapılan son açıklamalarda, Vatikan, Katoliklerin dini lideri Papa'nın sindirim sistemindeki sorun nedeniyle burnundan takılan gıda tüpleriyle beslenmeye başladığını duyurulmuştu. Papa İkinci Jean Paul Papa İkinci Jean Paul, 1978 yılının Ekim ayında bir kardinaller heyeti tarafından bu göreve getirilmişti. 455 yıldır ilk kez, İtalyan olmayan bir isim, Katolik kilisesinin başına geliyordu. Ve dünya tarihinde ilk kez, bir Polonyalı seçiliyordu papalığa. Soğuk Savaş'ın bıçakla keser gibi ikiye ayırdığı bir Avrupa'da, Komünist bir ülkeden gelen bir dinadamının Papa olması, dünyada büyük ilgi uyandırdı. İşte bu sıradışı yaşamın ve ardında bıraktığı yankıların öyküsü: 58 yaşındaki Karol Wojtyla, 20. yüzyılda papalık görevine getirilen en genç isimdi. Üstelik hem içte hem de dışta onu bekleyen pekçok çetrefilli sorun vardı. Almanya'nın ülkesi Polonya'yı işgal ettiği yıllarda, papazlığa gizli gizli hazırlanmıştı. Aynı zamanda yetenekli bir oyun yazarı ve dilbilimciydi. Krakow başpiskoposluğuna getirildiğinde, ateist-Marksist bir rejimin yönetiminde ama halkı koyu Katolik bir ülkenin simgesi oldu. 1979 yılında, yani papalığa seçilip İkinci Jean Paul adını aldıktan bir yıl sonra, papa olarak ilk gezisini yaptı anayurdunda ilk işi havaalanının asfaltını öpmek, sonra da halkının arasına karışmak oldu. Bu gezide halkın papaya gösterdiği büyük ilgi ve gezi süresince yoğunlaşan dini ve milliyetçi duygular, Komünist yetkililere Polonya toplumunun hiç hoşlanmadıkları bir yüzünü gösterdi. Dostu Yerji Toroviç, gezinin önemini şöyle anlatıyor:
"Polonya'ya yaptığı ilk ziyaretin, 1979 yılında, yani seçildikten bir sene sonra yaptığı ilk ziyaretin sonunda, Polonyalılar kendilerini yarım yüzyıldır ilk kez özgür hissetti. Herkes, tüm ülke aynı fikirdeydi, ayni şeyi düşünüyor, bu birlik hissinden güç alıyordu. Dayanışma hareketinin oluşumunda, çok önemli bir unsur oldu bu gezi." Beyaz Papamobiliyle, daha ilk günlerinden başlayarak dış gezilere büyük önem veren karizmatik Papa, basında nerdeyse bir süperstar muamelesi gördü. Görevindeki üçüncü senesinde, yani 1981 yılının Mayıs ayında, Vatikan'daki San Pietro meydanında suikaste uğradı. Tetiği çeken Bulgarlar tarafından kiralandığını söyleyen bir Türk'tü: Mehmet Ali Ağca... Haftalarca yoğun bakımda kalan Papa, sonunda bunu da atlattı, ve Ağca'yla hapishanede görüşüp, onu bağışladı. Doğu Avrupa'da Komünizmin çökmesine katkıda bulunan Papa, 90'lı yıllarda gözüne bir başka düşman kestirdi: Batı tarzı kapitalizm ve tüketimcilik. Papa İkinci Jean Paul'ün liderliğinde Vatikan, yoksul ülkelerin borçlarının silinmesi için yürütülen kampanyanın öncü güçlerinden biri oldu. Ancak iş ruhani meselelere gelince, o kadar da demokrat davranmadı, hatta son derece muhafazakardı Papa.
Kilisede 60'lardaki reformların devamını bekleyen liberal çevreler, onun döneminde büyük hayalkırıklığına uğradı. Örneğin yaptığı konuşmalarda kürtaja kesinlikle karşı çıkıyor, her insanın ana rahmine düştüğü andan başlayarak, yaşama hakkına sahip olduğunu söylüyordu. Aynı şekilde doğum kontrolü, kadın papazlar ve kilisenin öğretilerine muhalefet eden Katolik dinbilimciler karşısında da asla ödün vermedi. Rakipleri, onu modern toplumdan kopmakla suçladılar, o ise bu eleştirilere bir pop albümü doldurarak yanıt verdi. Etkisinin azaldığı söylenilen bir çağda, Katolik kilisesini sürekli daha geniş kitlelere taşımak için kâh radyo programlarına beklenmedik telefonlar etti, kâh Vatikan'ı internete taşıyıp, "chat" yaptı. Diğer dinlere karşı da cesur adımlar attı. Bir yandan Katolik kilisesinin diğerlerine üstünlüğünü sonuna dek savundu, bir yandan da Hıristiyanlık içindeki diğer mezhepler ve Müslümanlık gibi, Yahudilik gibi başka dinlerle benzeri görülmedik yakınlaşma ve barışma adımları attı.
Yeni Binyıl'a girerken İsrail'e gidip kilisenin geçmişteki günahlarının, ve bu arada Yahudi düşmanlığının, bağışlanması için dua etti. Atina'da Ortodokslar'dan özür diledi, Suriye'de Müslümanla'a zeytin dalı uzattı. Son yıllardaki sağlık problemlerine rağmen, Vatikan tarihinin en yoğun dış gezi programını yaptı: Nijerya'dan Yugoslavya ve Küba'ya, çalmadık kapı bırakmadı. Sonuçta İkinci Jean Paul, Katolik kilisesinin her alanına damgasını vurarak gitti. O kilisenin başıyken, yerine daha liberal bir papanın gelmesi için dua edenler bile, halefinin onu aşmakta zorlanacağını kabul ediyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||