|
'Tarihi anlaşma'nın ardından tepkiler | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005'te başlama kararı, başta Avrupa olmak üzere pek çok yerde memnuniyetle karşılandı.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powell, Avrupa Birliği içinde Türkiye'nin demokrasi için olumlu bir güç olacağını söyledi. AB Dönem Başkanı Hollanda'nın Başbakanı Jan Peter Balkenende, Ankara'nın "uzattıkları eli tuttuğunu" söyledi. Avrupa Komisyonu'nun başkanı Jose Manuel Barroso, " Bugün hem Avrupa hem de Türkiye için yeni bir başlangıçtır... Bu sürecin sonu değil başlangıcıdır "diye konuştu. İngiltere Başbakanı Tony Blair de anlaşmanın Hristiyanlarla Müslümanlar arasında medeniyetler çatışması olmadığını gösterdiğini belirtti. Blair, "Aksine, eğer Türkiye insan hakları şartlarını yerine getirirse, o zaman Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte çalışabilirler" diye konuştu. Bu arada Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Türkiye'nin AB üyeliğinin hala garanti olmadığını belirtirken, bu konunun ,ileride Fransa'da halk oyuna sunulması sözünü verdi. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu pek çok defa dile getiren Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel de ülkede halk oylamasına gideceklerini söyledi. Ekonomik boyut Türkiye'de piyasalar, Avrupa Birliği'nin gelecek Ekim ayında müzakereleri başlatma kararı ardından güçlendi. Ancak ekonomi muhabirimiz Manuel Saragosa'ya göre, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği ekonomisine yarardan çok zarar getireceği yönünde görüşler olduğunu söylüyor. Şüpheci çevrelere göre, Türkiye'nin AB'ye üyeliği, kitleler halinde göç olaylarına neden olurken Avrupalı vergi verenlere de ek yükler getirecek. Destekleyenler ise, Ankara'nın üyeliğinin petrol ikmalinde güvenliğin sağlanmasının önünü açarken Avrupa işletmeleri için de yeni iş olanakları yaratacak. Ayrıca, Türkiye'deki genç nüfusun, giderek yaşlanan Avrupa'ya iş gücü sağlayacağı belirtiliyor. Ancak Türkiye'nin ekonomisini düzeltip üyelik için gereken ekonomik kriterlerine tamamlayacağı zamana kadar en az 10 yıl geçeceği tahmin ediliyor. Saragosa, Türkiye'nin son üç yılda ekonomik anlamda büyük ilerlemeler kaydettiğine dikkat çekiyor. Enflasyon 30 yıldır ilk kez yüzde 10'un altına inmiş durumda, ekonomik büyüme yüzde 7 civarında. Ancak Türkiye'nin hala aşması gereken sorunlar var. Bunların başında banka ve vergi sisteminin yenilenmesi ile ticaret ve bütçe açıklarının aşağı seviyelere çekilmesi bulunuyor. Muhabirimize göre, Ankara'nın Türkiye'yi istikrarlı bir büyüme seviyesine çekeceği konusunda Avrupalıları ikna etmesi şart. Nihayetinde Avrupa Birliği'ne katılacak olan Türkiye, şu ankindan çok farklı olacak. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||