BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Aralık, 2004 - TSİ 22:58
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Türkiye'nin beklentileri ne kadar gerçekçi?
Türkiye 40 yıldır Avrupa'nın kapısını çalıyor...

Türkiye ve Avrupa Birliği bayrakları
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanlar da var

Kamuoyu yoklamaları, Türk halkının büyük bölümünün üyelik sürecini desteklediğini gösteriyor.

Ancak Türkiye'nin Avrupa ile şekillendirdiği ilişki konusunda, aslında pek de gerçekçi davranılmadığını, aşırı beklentiler olduğunu ya da konunun yeterince tartışılmadığını düşünenler de var...

Londra'da yaşayan şair ve yazar Roni Marguilies bu şüphelere katılanlardan.

Marguilies insan hakları ve demokrasi konusunda, Avrupa Birliği'nin bir ütopya gibi görüldüğünden şikayetçi:

'Avrupa Birliği'nin Türkiye'de çok zaman zannedildiği gibi Avrupalıların dünyanın geri kalanına ve kendi ülkelerine demokrasi, insan hakları, daha iyi bir ekonomik durum getirmek için yarattıkları bir şey değil.

AB Avrupa sermayesinin kendi içi işleyişini ve dış dünyayla rekabet etme gücünü iyileştirmek, arttırabilmek için yarattığı birşey.

Yani şu anda diyelim İngilterede müslüman azınlığa yapılanlar İngiltere'nin aslında insan haklarına ne kadar değer verdiğini bence iyi gösteriyor.

Dolayısıyla ben de bir sosyalist olarak birincisi bu nedenle karşıyım.'

Demokrasi dışarıdan gelmez

Roni Marguilies, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Türkiye'de demokrasi ve insan hakları bağlamında bir açılımın yaşandığını kabul ediyor, ancak şu noktaya dikkat çekiyor:

'Bu tür şeyler, demokrasi insan hakları hiçbir zaman dışarıdan gelmez bir ülkeye. Tarihte öyle bir şey yoktur. Yani güzel beklentiler. Haklı beklentiler.

Ama bu beklentiler maalesef bütün dünyada insanlarının kendilerinin mücadele edip kazandıkları haklardır.

Şimdi diyelim İngiltere, tabii ki Türkiye'den daha demokratik, insan haklarına genel olarak saygılı bir ülke.

Bunlar İngiltere AB'nin bir parçası olduğu için değil ki.

Bunlar sendikaların örgütlü insanların toplumsal hareketlerin yüzyıllarca mücadele ederek kazandıkları haklar.

Türkiye'de bu mücadele dönemini atlayıp kısadan ve kolaydan bu hakları kazanmak gibi bir umudumuz var galiba. Güzel bir umut ama gerçekleşeceğini ben düşünmüyorum bu şekilde.'

Roni Marguilies'in itirazları, insan hakları ve demokrasi değerlerine dayanıyor...

Yahnici: Irak'ta da kırmız çizgiler vardı

Siyasi gerekçeli başka itirazlar da var...

Türkiye'nin adaylık sürecinde,, ilk ulusal programını hazırladığı sırada iktidar ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin, bu dönemdeki genel başkan yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, Avrupa'dan, bu süreçte Türkiye'ye dayatmalar olduğunu söylüyor...

Yahnici azınlıklara eğitim ve yayın hakkı; Ege, FIR hattı ve Kıbrıs başlıklarıyla saydığı bu konularda Türkiye'nin boyun eğer durumda olduğundan şikayetçi:

'Türkiye neticede bütün bunlara adeta evet demek suretiyle görüşmeleri sürdürmeyi kabul ediyor.

Kırmız çizgi diyoruz ama kırmızı çizgileri Irak'ta da söylemiştik.

Irak'taki kırmızı çizgilerin ne derece arkasında durabildi Türkiye?

Avrupa Birliği konusundaki kırmızı çizgilerin arkasında ne derece durabilecek bunlar soru işaretleridir?'

Yani Türkiye bir beklenti uğruna başka temel argümanlarını feda mı ediyor sorusuna şu yanıtı veriyor:

Kıbrıs haritası

'Elbette. Beklenti açıktır. Avrupa Birliği'nden tarihi almaktır.

Güney Kıbrıs'ı tanımamak gibi bir şey uluslararası hukuk anlamında zaten mümkün değil.

Avrupa anayasası imzaladığını, gümrük birliğinde Güney Kıbrısı tanıdığını söyleyen bir ülkenin, Güney Kıbrısı tanımıyor ve dayatmaları da kabul etmiyorum demesi, ne akılcıdır, ne mantığa, ne de uluslararası hukukun kurallarına uyar.'

Biz istediğimiz kadar Güney Kıbrıs dayatmasını kabul etmiyoruz diyelim.

Güney Kıbrıs'ın üyesi olduğu bir birliğe üyelik müracatımız söz konusu.

Türkiye bütün bunları kabullenmiş demektir.

AB'nin Türkiye'ye bakışında ise öyle çok fazla müslümanlık, kültür farklılığı gibi konular önemli değil. bunları söylüyor olsalar da önemli değil.

Siyasi kriterleri söylüyorlarsa da önemli değil.

Avrupalıların soru işareti Türkiye'nin nüfusu ve ekonomik zavallılığıdır.'

Oysa ekonomi boyutunda, Türkiye'nin Avrupa'dan umutları, beklentileri büyük...

'Yatırım etkilenmez'

Ekonomist Ergin Yıldızoğlu, bu beklentilerin ne ölçüde gerçekçi olduğunun yeterince açık bir ortamda tartışılmadığını savunuyor.

Yıldızoğlu müzakere kararının kısa vadede piyasalara olumlu yansıyacağını kabul ediyor.

Peki ya uzun vadede Türkiye'ye sermaye akışı ne ölçüde gerçekleşir?

'Buna olumlu cevap vermek zor. İyimser olmakta fayda var.

Ama Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ekonomik entegrasyonu gümrük birliği anlaşmasından sonra süre içinde hemen hemen tamamlandı, mevzuat tamamlandı, Türkiye Dünya Ticaret Örgütü'nün üyesi.

Diğer yatırım anlaşmalarını imzaladı.

Bu anlamda Türkiye'de yabancılar açısından bir güvenli yatırım var.

Destekledikleri bir hükümet bir süredir var.

Gelecek olanlar zaten gelirlerdi.'

Peki Türkiye bu sürecin maliyetlerini hesapladı mı? Mesela tarım sektörünün müzakere sürecinde zorlanacağı bir alan olduğuna dikkat çekenler var. 'Tarım sektörünü nasıl bir gelecek bekliyor' sorusuna Yıldızoğlu'nun yanıtı iyimser değil:

Tarım sektöründe çalışan işçiler

'İyi bir gelecek beklemiyor.

Türkiye iki açıdan beklentilerini karşılayamayacak.

Biri serbest dolaşım. Türk halkına uzun zamandır bu anlatıldı. Dışarıda bir iş ortamı olduğu ve AB'ye üyelikle birlikte buna erişilebileceğini anlattılar.

İkincisi Türkiye'nin bir tarımı olduğu ve bu tarımın desteklenebileceğini, tarımdaki bir dönüşümün, neyse bu dönüşüm Avrupa'dan gelecek bir parayla bunu desteklenebileceği, kolaylaştırılabileceği söylendi.

Avrupa'dan gelen işaretler ise, öncelikle bu serbest dolaşımın hiçbir zaman olmayacağı doğrultusunda.

İkincisi de, tarıma gelecek olan paraların ortada olmadığını duyuyoruz.

Zaten tarım destekleri Avrupa'da genelde kalmak üzere. Bu olurken, böyle bir parayı Türkiye'ye, hele üye olmayan bir ülkeye vermek istemeyeceklerdir.

Bu anlamda tarımcıyı iyi, umutlu bir gelecek beklemiyor.'

Türkiye'nin başındaki Demokles'in kılıcı

Yıldızoğlu, 'Türkiye kırmızı çizgilerden söz ediyor, gerekirse masadan kalkabileceğini de söylüyor. Türkiye bunu yaparsa ekonomide bir dalgalanma olabilir mi' sorusuna yanıtı ise şöyle:

'Türkiye, biz AB sürecinden çekiliyoruz bir daha olmayacağız dese bile yaptığı anlaşmalardan dolayı yatırım ortamı teorik olarak varolmaya devam edcek.

Ama tabii ki böyle durumlarda borsa allak bullak oluyor, Türk lirası tepetaklak gidiyor.

Ve birdenbire eyvah biz şimdi borçları nasıl ödeyeceğiz, kimse bize borç vermeyecek durumu ortaya çıkıyor. Ve bir mali krizle karşı karşıya kalıyoruz.

Bu Demoklesin kılıcı gibi Türkiye'nin başında sallanacak.

Belki de en büyük tehlike budur.

Çünkü Türkiye bu kılıç başının üstünde sallandığı sürece yaptığı pazarlıklarda boynu bükük olacak.

Kendisine yönelik talepleri eyvah bu kılıç şimdi başına düşerse değerlendirecek ki, bu hemen hemen herkeste en büyük endişe kaynağı.'

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik