|
The Economist: Zina tartışması soru işaretleri yarattı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
"Türkiye, Avrupa'yı kabul edecek mi?". Bu başlık, İngiltere'de yayımlanan The Economist dergisinin son sayısından.
Dergi, Brüksel'den yapılan açıklamalarla tatlıya bağlanmış görünse de, son zina ve Ceza Kanunu tartışmalarının kafalarda Türkiye konusunda soru işaretleri bıraktığını söylüyor. The Economist'e göre "Türkiye, Avrupa Birliği'nin değerlerini kabul etmeye hazır mı?" sorusunun yanıtı, artık daha da belirsiz. Dergideki yorum şöyle devam ediyor: "Şu anki Ceza Kanunu tartışması sona erse de, Türkiye'nin üyeliğini savunanlar büyük bir şok yaşadı. 1997'de adaylığı reddedilen Ankara'nın, ipleri koparma noktasına gelmesinden bu yana görülen en büyük şoktu bu. Günter Verheugen, zinayı suç haline getirme girişimini 'bir şaka' diye niteledi. Üstelik komik bir şaka da değildi; Verheugen'in de Erdoğan'a söylediği gibi, İslami kurallar koymak isteyebileceği izlenimi yaratarak, ülkesini Avrupa'nın dışında tutmak isteyenlerin eline koz vermiş oldu. Türkiye için Avrupa Birliği'nin alternatifi var mı? En güçlü müttefikleri ABD'yle ilişkilerine Irak gölgesi düştü. Bir diğer önemli dostla, İsrail'le ilişkiler de Filistinlilere yönelik muameleleri konusunda Erdoğan'ın yaptığı çıkışların ardından, şeker rengi. Bazı Türkler; İran, Suriye ya da Rusya'yla yeni ilişkilerin hayalini kursa da, bunlar geçmişte Türkiye'deki iç sorunları körüklemiş, ayrılıkçı Kürtlerden İslamcılara kadar türlü grupları desteklemiş ülkeler. Bazı yetkililer, Erdoğan'ın yalpalayan tavırlarının yarattığı zararı tamir etmenin zor olacağı görüşünde. Avrupa'nın ağır toplarından Almanya Başbakanı Gerhard Scröder ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye'yle müzakerelere başlama planına destekledikleri için, ülkelerinde bir siyasi bedel ödüyor. İkisinin de, Türkiye başbakanının değişken çizgisine ateş püskürdükleri söyleniyor. Türkiye'nin üyeliğine belli nedenler yüzünden değil de, ilke olarak karşı çıkanların oluşturduğu 'hayır'cılar kampı, zaten bu son tartışma öncesinde de güçlenme eğilimindeydi. Örneğin Hollandalı liberallerin eski lideri, Avrupa Komisyonu'nun ortak pazardan sorumlu üyesi Fritz Bolkestein bu ay, eğer Türkler kabul edilirse birliğin çökebileceğini söyledi. 'Onları kabul edersek' diyordu Bolkestein, "Çok daha Avrupalı olan Ukrayna ve Belarus'u da almamız gerekir." Avrupa'da Türkiye tartışmaları sürüyor Bu arada Avrupalı siyasetçiler arasında sonbaharla birlikte hız kazanan Türkiye tartışmaları, devam ediyor. Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'in dün Brüksel'de Erdoğan'la yaptığı görüşme sonrasında 'Türkiye'de sistematik işkence kalmadığını' söylemesi, Avrupa Parlamentosu'ndan Hans-Gert Pöttering'in tepkisini çekti. Pöttering, parlamentodaki sağ kanat partileri birleştiren Avrupa Halk Partisi'nin lideri. Türkiye'nin üyeliğine karşı çıktığı bilinen Alman lider, "Avrupa Komisyonu'nun bir üyesinden, Türkiye'de işkence olduğunu söylemesini beklerdim, 'işkence sistematik değil' deyip işin içinden çıkmasını değil" diye konuştu. Pöttering'in ülkesindeki partisi Alman Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel de Türkiye aleyhindeki kampanyasını sürdüreceğinin işaretlerini verdi. Türkiye'nin birliğe taşıyamayacağı bir yük olacağı görüşünü yineleyen Merkel, üyelik değil imtiyazlı ortaklık verilmesi önerisini önce Avrupa Halk Partisi'nin gelecek toplantısında, sonra da Fransa'nın yükselen yıldızı, Ekonomi ve Finans Bakanı Nicolas Sarkozy'le gelecek ayki görüşmesinde dile getireceğini söyledi. Alman hükümet sözcülerinden Bela Anda ise Fransız Haber Ajansı'na göre, eğer 6 Ekim'deki Avrupa Komisyonu raporu olumlu çıkarsa hükümetinin müzakerelerin başlamasını destekleyeceğini bildirdi. Fransa'daysa Dışişleri Bakanı Michel Barnier dün başbakan Raffarin'in bir gazeteye verdiği Türkiye karşıtı demeci eleştirerek, birliğe katılım kriterleri arasında dinin asla yer almadığını hatırlattı. Barnier önümüzdeki yıllarda Balkanlar'dan daha küçük Müslüman ülkelerin de başvuruda bulunmasını beklediklerini söyledi. Avrupa Parlamentosu Başkanı, İspanyol Sosyalist Josep Borrell de bugün yerel bir radyo kanalındaki tartışmada Türkiye'nin üyeliğinin "Doğu'yla Batı'nın uyum içinde yaşayabileceğini kanıtlamak için bir fırsat" olduğunu savundu. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||