|
Fransa'da başörtüsü yasağı yürürlükte | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fransa, Irak'ta rehin tutulan iki Fransız gazetecinin serbest bırakılması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırıyor.
Gazetecileri kaçıran ve kendisine Irak İslamî Ordusu adını veren grup, Fransa'nın devlet okullarında her türlü dini sembolün kullanılmasını yasaklayan, bu çerçevede kız öğrencilerin başörtüsü takmasını da yasaklayan ve bugün yürürlüğe giren yasayı kaldırmaması halinde, iki rehineyi öldüreceği tehdidinde bulunuyor. Fransa hükümeti militanların bu talebine boyun eğmeyi reddetmesine rağmen diplomatik çabalarının sonuc vereceği konusunda iyimser. Fransa'daki Müslüman toplumun üç lideri, rehine gazetecilerin bırakılması için girişimlerde bulunmak amacıyla Bağdat'a gidiyor. Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier de Arap dünyasının desteğini sağlamak amacıyla Arap başkentlerindeki temaslarını sürdürüyor. Michel Barnier sonunda sağduyunun egemen olmasını ve rehine krizine barışçı bir çözüm bulunmasını umduğunu dile getirdi. "Bu olay sadece iki Fransız gazeteciyle, yani Christian Chesnot ve Georges Malbrunot ile sınırlı değil. sürücüleri Muhammet El Culip de kaçırılmış durumda. 13 gündür kayıplar" diyen Barnier, "Durum kısa süre önce tehlikeli bir hal almaya başladı. Çünkü bize nihaî bir uyarı yaptılar. Bunun üzerine bölgede bir tur düzenlemeye ve bu şekilde, bu insanları kaçıranlara mesaj iletmeye karar verdik" dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Barnier, "Arap ve Müslüman ülkelerin kalbine de bir dizi mesaj iletmek istedik. Bütün toplumumuz, özellikle de Fransız Müslümanları, tümüyle, aynı duyguları dile getirdiler. Bu ciddi anda söyleyebileceğim tek şey şu, umarım sağduyu egemen olur ve sadece bizim değil, bölgedeki siyasetçilerin ve İslamın en üst düzey temsilcilerinin insan hayatına saygı gösterilmesi yönündeki çağrıları dikkate alınır" dedi. Fransız gazetecileri ve Iraklı sürücülerini kaçıran grubun, Fransız devlet okullarındaki başörtüsü yasağının kaldırılması talebi, önceden beklenmeyen bir sonuç doğurdu. Fransa toplumunu, Müslümanlarıyla birlikte militanlara karşı birleştirdi. Böylece, devlet okullarında her türlü dinî sembol kullanılmasını yasaklayan yasaya karşı protesto eylemleri düzenlemeyi planlayan bazı radikal Müslüman grupların işini iyice zorlaştı. Fransa'da şu sırada kimse gazetecileri kaçıran gruptan yana bir izlenim sergilemek istemiyor. Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier, sözkonusu yasanın Müslümanlar'ı hedef almadığını vurgulamaya da özen gösterdi. "Sadece Müslüman sembolleriyle ilgili bir yasamız yok. Yirminci yüzyılın başından beri gelen bir yasamız var. O da kamu alanlarının tarafsızlığını güvence altına alıyor. Yani bu yerlerde yaşayanlar ve çalışanlar devletin tarafsızlığına saygı göstermek ve dinî sembollar taşımamak zorunda. Fakat bu yasa tüm dinleri kapsıyor. Bütün bu dinlere tamamıyla eşit ve tarafsız bir şekilde yaklaşılıyor" dedi Her türlü dinî sembolün taşınmasını yasaklayan yasa bugün yürürlüğe girdi, fakat bazı kız öğrenciler bu yasayı tanımayarak sınıflarına başörtüleriyle girmeyi planlıyor. Bu öğrencilerin sayısının ne olacağı ise belirsiz. Okul yetkililerine yasayı dinlemeyen öğrencilere karşı sert bir tutum almamaları ve önümüzdeki günlerde hem kız öğrencilerle, hem de ebeveynleriyle konuşarak onları ikna etmeye çalışmaları yönünde talimat verildi. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||