|
AB liderleri pazarlıklardan umutlu | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Brüksel’deki Avrupa Birliği zirvesinin ilk oturumu sona erdi.
Birliğin dönem başkanı olan İrlanda’nın Başbakanı Bertie Ahern yaptığı basın toplantısında anayasa taslağı üzerinde süren anlaşmazlıkların giderilmesi yönünde olumlu adımlar atıldığını fakat tartışmaların henüz sonuçlanmadığını söyledi. Birliğin dönem başkanı olan İrlanda’nın Başbakanı Bertie Ahern liderlere iki metin sundu. Bunlardan birincisi üzerinde uzlaşma sağlanacağına inanılan ve taslağın büyük bir bölümünü içeren konuları kapsıyor. İkinci metin ise hala anlaşma sağlanamayan noktaları ve bu sorunlar hakkında dönem başkanlığının yaklaşımlarını içeriyor. Liderler şu sırada anayasa taslağı üzerindeki anlaşmazlık noktaları üzerinde uzlaşmaya çalışıyorlar. Anlaşmazlık noktalarının başında, üye ülkeler arasında oy çokluğuyla alınacak kararlarda uygulanacak sisteme ilişkin tartışmalar geliyor. İlk taslakta önerilen çifte çoğunluk sistemi. Yani, oy çokluğu sistemiyle karar alınırken, hem üye ülkelerin çoğunluğu, hem de bu ülkelerin Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 60’ını oluşturması gerekiyor. İspanya ve Polonya şimdiki sistemde sahip oldukları oy ağırlıkları azalacağı için bu öneriye karşı çıkıyorlardı. Dönem başkanı İrlanda, oy çokluğuyla alınacak kararlarda üye ülkelerin yüzde 55’inin onayının zorunlu olmasını, bu ülkelerin de Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 65’ini temel almasını öneriyor. Avrupalı liderlerin çözüm aradıkları bir sorun, hangi kararların oybirliği yerine çoğunluk oyuyla alınabileceği. Üye sayısı 15’den 25’e çıkan Avrupa Birliği’nde daha fazla kararın çoğunluk oyuyla alınması gerektiğini, aksi takdirde, her üye ülkenin veto hakkının bulunduğu bir sistemde karar alma sürecinin tıkanacağını hemen herkes kabul ediyor. Fakat İngiltere, çoğunluk sistemine karşı çıkmamasına rağmen, bazı konularda oybirliği ilkesinin korunmasını istiyor. Bunlar arasında dış politika, vergi, sosyal güvenlik ve savunma politikalarıyla birlik bütçesi var. İngiltere’nin bir diğer itirazı da Anayasa taslağının ikinci bölümünü oluşturan Temel Haklar Sözleşmesi’ne ilişkin. İngiltere, temel vatandaşlık ve insan haklarını içeren, aynı zamanda grev hakkı gibi çalışma haklarını ve ayrımcılığa karşı yasaları kapsayan bu sözleşmenin ulusal yasaların önüne geçmemesi gerektiğini savunuyor. Anayasa taslağındaki bir diğer anlaşmazlık konusu Avrupa Komisyonu’nun büyüklüğüne ilişkin. Dönem başkanı İrlanda, Avrupa Komisyonu’ndaki üye sayısının 2014 yılından itibaren 25’ten 18’e indirilmesini öneriyor. Şu sırada anayasa taslağı üzerinde pazarlıklarını sürdüren liderler bu akşamki yemeklerinde ise birdiğer pazarlık konusunu yani Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanının kim olacağı sorununu tartışacaklar. En güçlü aday, Almanya ve Fransa’nın desteklediği Belçika Başbakanı Guy Verhoftstadt. Fakat İngiltere ve diğer bazı ülkeler fazla federalist olduğu gerekçesiyle Verhofstadt’a karşı çıkıyor. Komisyon Başkanlığı için adı geçen Lüksemburg başbakanı Jan Claude Junker ise kesinlikle aday olmayacağını açıkladı. Bugün kulislerde dolaşmaya başlayan bir diğer isim de Avrupa Komisyonu’nun dış ilişkilerden sorumlu yetkilisi Chris Patten. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||