|
Schröder Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
11 yıl sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in iki günlük gezisi oldukca yoğun. Bugün öğleden önce Ankara’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Lideri Deniz Baykal ile biraraya gelecek olan Schröder, öğleden sonra da İstanbul’da Türk ve Alman işadamlarıyla buluşup yemek yiyecek.
Schröder Salı günü İskenderun’da bir Alman firması tarafından inşaa edilen termik santralın açılış törenine katılacak. Gezisinde Schröder'e aralarında Türkler'in de bulunduğu 13 kişilik bir heyet eşlik ediyor. Alman Ana Muhalefet Partisi CDU lideri Angela Merkel’den bir hafta sonra Türkiye’ye gelen Schröder’in de temaslarının ana konusu Türkiye’nin AB üyeliği. Kıbrıs, Orta Doğu, Irak, İstanbul’da yapılacak NATO zirvesi ve Türkiye ile Almanya arasındaki ikili siyasî ve ekonomik ilişkiler de Başbakan'ın ele alacağı konular arasında. Türkiye’ye "ayrıcalıklı ortaklık" öneren CDU lideri Merkel’in tersine Gerhard Schröder’in AB üyeliği konusunda olumlu bir mesaj vermesi bekleniyor. Schröder daha önce yaptığı açıklamalarda, Türkiye'ye diğer aday ülkelere uygulanandan daha farklı bir muamele yapılmayacağını söylemişti. Temasları sırasında, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği reformları olumlu değerlendirmesi ve Kıbrıs sorununun çözülmesinin getireceği faydaları anlatması beklenen Almanya Başbakanı, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği taktirde Türkiye’ye üyelik yolunun açılacağını belirtti. Sosyal Demokrat Schröder, Türkler'in Alman hükümetinin verdiği destek sözüne güvenmesi gerektiğini de vurguladı. Türkiye’nin AB üyeliği sadece Alman iktidar ve muhalefet partileri arasında değil, Hıristiyan Birlik Partilerini oluşturan CDU ve CSU arasında da fikir ayrılığı ve tartışmalara neden oldu. Hamburg Eyalet Başbakanı Ole von Beust, parti yönetimini eleştirerek, Türkiye’ye AB’ye tam üyelik hakkı tanınması gerektiğini söyledi. Türkiye’ye 40 yıldır bunun için söz verildiğini hatırlatan von Beust, tam üyeliğin en erken 15 yil icinde gerçekleşebileceğini de sözlerine ekledi. Kuzey Ren Vestfalya CDU Parti Eyalet Başkanı da daha önce Türkiye’nin AB üyeliğini Avrupa seçimlerinde propaganda malzemesi yapma kararı alan kardeş Parti CSU’yu Almanya’nın entegrasyon politikasına zarar vermekle suçladı. Hatta Türkiye karşıtı sözleriyle tanınan Bavyera Eyaleti İçişleri Bakanı Günther Beckstein bile Türkiye’nin AB üyeliğini tamamen reddetmememek gerektiğini vurguladı. Ancak Bavyera Eyaleti’nde güçlü olan Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi CSU’nun Lideri Edmund Stoiber, Türkiye’nin üyeliğine "Bu AB’nin siyasî vizyonunun sonudur" diyerek karişı çıkmaya devam ediyor. Alman muhafazakarları içindeki bu fikir ayrılıkları Türkiye’nin Gerhard Schröder’den beklentilerini arttırıyor. Schröder’in yapıcı tavrı Ankara kulislerinde iki türlü değerlendiriliyor. Geçmişte verilip tutulmayan sözleri anımsayanlar, "Angela Merkel sıtmayı gösterdi, Schröder ölüme alıştıracak" yorumunu yapıyorlar. Türkiye’deki reformları ön plana çıkaranlarsa, Alman Yeşiller ile Sosyal Demokratlar'ın Türkiye’nin stratejik önemini nihayet anladığını savunuyorlar. Ancak Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yeniden alevlenen bu tartışmaların Başbakan Schröder’in hem iç politika hem de dış politikada elini güçlendirdiği kesin. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||