Ankara Emniyet Müdürlüğü: Kılıçdaroğlu’nun cenazeye katılımı yazılı ya da sözlü olarak bildirilmedi
Ankara Emniyet Müdürlüğü: Kılıçdaroğlu’nun cenazeye katılımının bildirilmediğini açıkladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Kılıçdaroğlu’nun bu cenazeye geleceği haber verilmeliydi" demiş; CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise, "Emniyetin bilgisi vardı, valinin bilgisi vardı" yanıtını vermişti.
Canlı yayın
Kılıçdaroğlu'na saldırı soruşturması: 9 şüpheliden 8'i serbest bırakıldı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı soruşturmasında gözaltına alınan 1'i kadın 9 şüphelinin 8'i serbest bırakıldı.
Demirören Haber Ajansı, daha önce Türk medyasındaki farklı yayın organları tarafından tutuklandığı duyurulan şüphelilerden, CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün'ün ise gözaltı süresinin uzatıldığını bildirdi.
Osmanamcayalnızdeğildir etiketi de Twitter kullanıcılarının en çok konuştuğu başlıklarda ilk sırada geliyor.
Kaynak, DHA
Bahçeli: Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı kabul edilemez, kimse olayların gizli faili olarak partimizi göstermeye kalkışmasın
Kaynak, Getty Images
MHP lideri Devlet Bahçeli, Başkanlık Divanı toplantısı sonrası yaptığı yazılı açıklamada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıların "kabul edilemez olduğunu" belirtti.
Açıklamada, Mansur Yavaş ile ilgili de bir paragraf yer aldı ve şu iddiada bulunuldu:
"Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı’nın olay mahallinden Genel Başkanı’nı bırakıp kaçması
titizlikle araştırılmalı, olayların içinde parmağının olup olmadığı analiz
edilmelidir."
Bahçeli, sosyal medya ve medyada olayın partisiyle bağdaştırılmasını ise "alçak bir komplo" olarak niteledi:
Ankara Emniyet Müdürlüğü: Kılıçdaroğlu’nun cenazeye katılımı yazılı ya da sözlü olarak bildirilmedi
Kaynak, DHA
Ankara Emniyet Müdürlüğü, Pazar günü CHP lideri
Kemal Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğradığı cenaze töreniyle ilgili yazılı bir açıklama
yaparak Kılıçdaroğlu’nun cenazeye katılımının yazılı ya da sözlü olarak
bildirilmediğini, korumalarının telefonla arayarak cenaze yeri ve saatiyle ilgili bilgileri istediğini duyurdu.
"Çubuk ilçesi Akkuzulu köyünde gerçekleşen
cenaze töreni ile ilgili olarak daha önceki dış ilçe programlarında yapıldığı
gibi Sayın Genel Başkanın katılacağına dair Emniyet Müdürlüğümüze yazılı bir
bilgilendirme yapılmadığı gibi sözlü olarak da bildirimde bulunulmamıştır."
“Şehit Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı'nın cenaze töreni
ile ilgili Kılıçdaroğlu'nun yakın koruma personeli tarafından 20 Mart
Cumartesi günü saat 22.11'de ve 21 Mart Pazar günü saat 10.03'te Koruma
Şube Müdürlüğü Nöbetçi Amirliği Hizmetleri’nde kullanılan telefon aranarak
cenaze yeri, saati ve cenaze yakınlarının irtibat bilgileri istenmiştir. Katılım
durumu bildirilmediği gibi sorulduğunda ise henüz programın belli olmadığı
söylenmiştir.
Koruma Hizmetleri Yönetmeliği Kapsamında Hazırlanan Koruma
Personeli Talimatnamesinin, 'Korunan şahsın il dışı ziyaretlerinde 48 saat önce
mahallin mülki amirince nereye, hangi amaçla gideceği, ne kadar sürede ne kadar
kalacağı, (açık adresle birlikte) ne amaçla gideceği dilekçe ile bildirilecek,
koruma görevlisi de koruduğu şahsın il dışı seyahatlerinde gidiş-geliş tarihi
ve saatlerini ilgili büro amirliğine bildirilecektir' maddesi gereğince
korunan kişilerin il merkezi dışına yapacakları ziyaretlerde Koruma Şube
Müdürlüğümüze yazılı olarak bilgi verilmesi gerekmekte, bu bilgiler
doğrultusunda gerekli güvenlik önlemleri alınmaktadır. Bunun önceki örnekleri
ektedir.
Ancak Çubuk ilçesi Akkuzulu köyünde gerçekleşen cenaze töreni
ile ilgili olarak daha önceki dış ilçe programlarında yapıldığı gibi Sayın
Genel Başkanın katılacağına dair Emniyet Müdürlüğümüze yazılı bir bilgilendirme
yapılmadığı gibi sözlü olarak da bildirimde bulunulmamıştır."
Güvenliği sağlamadığı gerekçesiyle CHP'lilerin eleştirdiği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öğle saatlerinde yaptığı açıklamada "Böyle bir hassas dönemde bir genel başkan bir cenazeye gelecekse güvenlik ekibinin bunu güvenlik birimleriyle paylaşması esastır. Kılıçdaroğlu’nun bu cenazeye geleceği haber verilmeliydi." demişti.
Ardından CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin lideri şehit cenazesine gideceğini söyleyince koruma müdürü Saat 10.03'te Ankara Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'ne bilgi verdi. Yani Emniyetin bilgisi vardı, valinin bilgisi vardı" açıklaması yaptı.
Kemal Kılıçdaroğlu'na saldırı soruşturmasında 3 şüpheli serbest bırakıldı
Kaynak, Getty Images
DHA'nın haberine göre Kılıçdaroğlu'na saldırı soruşturmasında, 3 şüphelinin savcılık sorgularının ardından serbest bırakılmasına karar verildi.
Bir şüpheli ise adli kontrol şartı konulması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.
Ankara'nın Çubuk ilçesindeki cenaze töreninde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün tutuklanmıştı.
60 yaşındaki Sarıgün, olaydan sonra Çubuk'a yaklaşık 190 kilometre uzaklıkta, Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde yakalanıp, gözaltına alınmıştı.
Osman Sarıgün ile birlikte olaya karıştıkları gerekçesiyle 1'i kadın, 5 kişi daha gözaltına alındı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu: Her şey önceden bir şekliyle planlanmış
Kaynak, DHA
CHP Genel Merkezi'nde bir grup basın mensubuyla bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'organize linç girişimi' olarak tarif ettiği olayın arkasında "CHP'yi sokağa nasıl çıkarabiliriz?" çabasının bulunduğunu savundu.
Kılıçdaroğlu, saldırıyı Madımak katliamı ile de karşılaştırdı ve "Burada bakanlar var, Emniyet Genel Müdürü, Genelkurmay Başkanlığı orada, Ankara Emniyet Müdürü orada. Yani bu güvenlik önlemini alması gereken herkes orada. Sivas olaylarında böyle bir tablo yoktu. Burada herkes oradaydı. Herkesin gözü önünde gerçekleşti." dedi.
CHP lideri, "Şunu net görüyoruz. Her şey önceden bir şekliyle planlanmış." değerlendirmesini yaptı.
"Hazırlanmış sopalar bile dağıtılıyordu."
CHP lideri Kılıçdaroğlu devamında şunları söyledi:
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın saldırı sırasında köyde yaptığı açıklamalarla ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, "O bulunulan atmosferin getirdiği bir dil miydi, onu da Hulusi Akar beye sormak lazım" dedi.
Kılıçdaroğlu, koruma amaçlı olarak alındığı evden çıkarılırken kendisine "kamuflaj ve şapka" teklif edildiğini ama bunu kabul etmediğini de söyledi.
Davutoğlu: Ekonomik krizi varlığını inkâr ederek yönetemeyiz. Bunun temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır
Kaynak, Getty Images
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 31 Mart seçim sonuçlarıyla ve “içinde
bulunulan siyasi şartlara ilişkin” bir açıklama yayımladı. 2014-2016 arası
genel başkanlığını yaptığı AK Parti’yi ve MHP ile yapılan ittifakı eleştiren Davutoğlu, hukukun üstünlüğü,
basın özgürlüğü, liberal ekonomi politikaları ve atamalarda liyakat gibi
konularda çağrı yaptı:
"AK Parti’nin varoluş gerekçesi ve geleceği herhangi bir
faninin, sınırlı bir toplumsal kesimin, bir ekonomik çıkar grubunun hatta tek
bir neslin kaderine, tercihlerine ve takdirine bağlı değildir ve olmamalıdır.”
“Partimizin insan odaklı söyleminin yerini salt beka endişelerine dayalı bir söylem almıştır”
"Ben-merkezci
kibirli bir dil ile tevazudan kopuş, mahviyet vurgusu yaparken en küçük
birimlerdeki siyasilerin bile adlarını sokaklara, okullara ve binalara verme
yarışı içine girmeleri, sürekli görünür ve bilinir olma dürtüsüyle gündeme
gelmek için her türlü çabanın gösterilmesi, kullanılan dil ile sergilenen tavır
arasındaki uçurumun alabildiğine açılması, kutsal değerlerimizin siyasi
çıkarlar uğruna hoyratça kullanılması, alınan görevlerin kişiye has olduğu
unutularak bütün bir aile ve çevrenin etki kurma çabaları, siyasi rakip görülen
kişilerin yıpratılması için sosyal medya operasyonları dahil her türlü
iftiranın yaygınlık kazanması, bir ömrünü bu davaya adamış ve ortak mücadele
vermiş insanların toplumsal itibarlarının yok edilmesine dönük ithamlara sessiz
kalınarak dolaylı destek verilmesi ve geçmişte en önemli değerimiz olarak
gördüğümüz vefa duygusunun ciddi şekilde zedelenmesi üzerinde açık yüreklilikle
düşünülmesi gereken hususlardır.
Son yıllarda partimizin insan-odaklı, insan
haklarına dayalı, özgürlükçü, reformcu, kuşatıcı, kendinden ve geleceğinden
emin siyasi söyleminin yerini devletçi, güvenlikçi, statükocu ve salt beka
endişelerine dayalı bir söylem almıştır."
Parti içinde 'paralel yapı' vurgusu
Davutoğlu, AK Parti’nin içerisinde “parallel
bir yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıktığını” da
belirtti:
"Kendisini partimizin kurullarının üstünde gören ve adeta paralel bir
yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıkması ve partinin
seçilmiş yetkililerini ve kurullarını devre dışı bırakmaya kalkışması teşkilat
kurumsallaşmasının özünü sakatlamıştır.
Milletin gözyaşı, emeği, aklı ve yüreği ile kurulan partimiz ve
ülkemiz, hırslarına esir düşmüş dar ve çıkarcı bir çevrenin ikbal kaygılarına
terk edilemez."
MHP ile ittifak eleştirisi
"İttifak siyaseti partimizi dar bir siyasi dile ve kimliğe
hapsederek, ülkenin her bölgesini ve toplumun her kesimini kucaklayan özgün
duruşumuza zarar vermiştir. Bu çerçevede, partimiz seçim sonuçlarını doğru
analiz ederek ittifak siyasetini gözden geçirmelidir.
Seçim sürecinde ittifak yapılarının cepheleştirici karakterinden
kaynaklanan sert söylemler siyasi kutuplaşmayı tehlikeli boyutlara taşıyarak,
toplumsal barışımızı ve ortak aidiyet bilincimizi zedelemiştir.
Beka endişeleri demokrasiyi
askıya alma heveslerinin gerekçesi olamaz. Aksine devletimizin bekasının temeli
demokratik meşruiyettir.
Beka söylemi ile rakip partileri düşmanlaştırmanın, siyasi rekabeti
aşan kutuplaşmaların nelere sebep olabileceğini ne yazık ki Ankara’da aslında
hepimizi birleştirmesi gereken bir şehit cenazesinde gerçekleşen çirkin
saldırıda yaşadık."
“Yargının kontrol altına alınması en büyük suç”
"Hukuk güç biriktirme alanı değil, gücü denetleme ve ahlaki çizgiye
getirme alanıdır. Yargının kontrol altına alınması çabası hangi gerekçeyle ve
kim tarafından yapılırsa yapılsın en büyük suç olarak görülmelidir.
FETÖ ile tavizsiz verilmesi gereken mücadelede farklı kişilere
farklı kriterler uygulanması, yürütülen mücadeleye zarar vermektedir. Bu konuda
hukukun en temel ilkesi olan ‘suçların şahsiliği’ ilkesi özenle korunmalıdır.
Üzülerek belirtmeliyim ki yeni sistem, hem yapılanması hem de
uygulama tarzı itibariyle milletimizin beklentilerini de karşılamamaktadır. Bu
çerçevede, sistem değişikliğine ilişkin ciddi ve samimi bir muhasebe yapmamız
gerekmektedir.
Bu muhasebede ilk başlamamız gereken nokta, hukuk devleti ilkesinin
varlığı ve korunmasıdır. Hukuk devletinin korunabilmesi ise kuvvetler ayrılığı
ilkesinin yeniden inşasına bağlıdır."
“Partili cumhurbaşkanlığı uygulaması yeniden değerlendirilmeli”
"Yeni sistem yürütmeyi yasama ve
yargı karşısında baskın kılarak kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemiş, denge ve
denetim mekanizmalarını işlevsizleştirmiştir.
Bu bağlamda devlet mimarimizin süreklilik arz eden en önemli
özelliklerden birisi devlet başkanlığı makamının toplumun bütününü temsil
etmesi ve her kesimi kucaklamasıdır.
Cumhurbaşkanı’nın
seçimlerin birinci derecede tarafı olarak seçim ortamının gerektirdiği yoğun ve
çoğu zaman da sert siyasi polemiklere girmek durumunda kalması, devlet
geleneğimiz içinde toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durması gereken
Cumhurbaşkanlığı kurumunun toplumun en az yarısı ile psikolojik bir kopuş
yaşamasına yol açmaktadır.
Bu çerçevede, yeni sistemin en asli unsurlarından biri olarak
görülen partili cumhurbaşkanlığı uygulaması mevcut Cumhurbaşkanımızın şahsından
bağımsız olarak yeniden değerlendirilmeli ve Cumhurbaşkanlığı ile parti genel
başkanlığı görevlerinin bir arada yürütülmesinin doğurduğu sakıncalar
giderilmelidir."
“Farklı görüşlerin terörle özdeşleştirilmesi milli birliğe zarar
veriyor”
"Terörle mücadele sırasında özgürlük-güvenlik dengesinin hassas
ölçülerine özen gösterilmesi yürütülen mücadelenin geniş halk kesimlerince
benimsenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Farklı görüş beyanının terörle
özdeşleştirilmesi ve siyasi farklılıkların ihanetle anılır hale gelmesi hem
milli birliğimize zarar vermekte hem de kriz dönemi algısının süreklilik
kazanması üzerinden demokrasiye, siyasete ve ekonomik hayata büyük darbe
vurmaktadır.
Güvenlik endişelerinin son yerel seçimler sonrası kamu görevinden
olağanüstü hal şartlarında mahkeme kararı olmaksızın ihraç edilenlerin
ellerinden seçme ve seçilme gibi anayasal bir hakkı dahi almaya evrilmesi kabul
edilemez.
Düşüncelerini ifade eden gazeteci, akademisyen, kanaat önderi,
siyasetçi kim olursa olsun hiç kimse işini kaybetme, yaftalanma, sosyal medya
linci ve hakaret tehditleri ile karşılaşmamalıdır. Eleştiri ve fikirlerini
ifade etme özgürlüğü sonuna kadar korunmalıdır."
“Basın tek elden yönetilen propaganda aracı haline geldi”
"Özgür düşüncenin, eleştirinin temel unsuru olan ve gelişmiş
demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen basın ise tek elden
yönetilen bir propaganda aracı haline gelmiştir. Gerçek basın özgürlüğü
demokrasimizin bağışıklık sistemidir. Bunu yok etmek, usulsüz ve baskıcı metotlarla
basında tekelleşmeye yönelmek Türkiye’nin zihni kapasitesini daraltmaktadır.
Bu çerçevede, güvenlik konusundaki kazanımlarımızı kaybetmeden
özgürlük alanlarının genişletildiği yeni bir özgürlük-güvenlik dengesi
kurulmalıdır.
Sivil toplumun devlete eklemlenmesi ve farklı kaygılarla görüş beyan
edemez hale gelmesi sivil toplumun ruhunu ve vicdanını yok etmektedir."
Yozlaşma ve güç zehirlenmesi uyarısı
"Kamu yönetimde hısım ve akraba kayırmacılığının yaygınlaşması her
türlü yozlaşmanın ve güç zehirlenmesinin hem en önemli sebebi hem de en çarpıcı
göstergesidir.
Öte yandan kamu ihalelerinin toplumun
bilgisi olmadan gerçekleşmesi, ihale kanunundaki istisnaların kanunun kendisini
fiilen işlemez hale getirmesi, kamuoyunda devlet bütçesi ile yapılan işlerin
sürekli aynı şirketlere verilmesi gibi yolsuzluk algısına yol açan olgular da
acilen yüzleşilmesi ve gereğinin yapılması gereken hususlardır."
"Yaşanan ekonomik krizi,
varlığını inkâr ederek yönetemeyiz, temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır"
"Bugün ne yazık ki
ekonomide de geçmiş dönemde ulaştığımız seviyenin çok altında olduğumuzu
görmekteyiz. Bunun en çarpıcı örneği ise 2018 yılındaki ABD doları cinsinden
kişi başına milli gelirimizin 2007 yılındaki seviyesinin altına gerilemiş
olmasıdır. Toplumun bütün kesimleri ekonomideki kriz ortamını bizzat yaşarken
bu gerçeği inkâr etmek, yönetime olan güveni sarsmaktan başka bir şeye yaramaz.
Yaşanan ekonomik krizi, varlığını inkâr ederek yönetemeyiz.
Yaşadığımız ekonomik krizin temelinde bir
yönetim krizi yatmaktadır. Ekonomi politikalarıyla ilgili kararların
gerçeklikten uzak, piyasanın uygulamalarına ve ekonomi biliminin yasalarına
aykırı biçimde alındığı, uygulamalarda keyfî ve tarafgir davranıldığı kanaati
yayılmışsa yönetime olan güven kaybolur.
Görüntüyü kurtarmak için zaten zor durumda
olan kesimleri suçlayıcı ve buyurgan bir dil kullanmak, piyasa kuralları içinde
oluşması gereken dengeleri baskı uygulayarak piyasaya rağmen oluşturmaya
çalışmak, Türkiye’nin kalkınması için yararlanması gereken küresel
yatırımcıları ürkütmek ise kesinlikle kaçınılması gereken çıkmaz yollardır."
'Şeffaflık ve
hesap verilebilirlik' çağrısı
"Son dönemde devlet
kurumlarındaki görevlendirmelerde ehliyet ve liyakat ölçütleri yerine başka
özelliklerin tercih edilmesi, kamu kurumlarında kurumsal hafızanın ve kültürün
korunmasını imkânsız hale getiren keyfîliklerin yaşanması kurumsallaşmaya büyük
zarar vermiştir.
Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap
verebilirlik en güçlü biçimde hayata geçirilmelidir.
Ne yazık ki son dönemdeki bazı uygulamalar
verilere olana güveni sarsmaktadır. Dahası ekonomik verilerin gerçek durumu
tam, doğru ve eksiksiz yansıttığına olan güven sarsılınca, piyasada “arka kapı
operasyonu” olarak adlandırılan şeffaflıktan uzak yöntemlere başvurulduğuna
ilişkin haberler ve spekülasyonlar yayılmaktadır.
Ekonomi yönetiminde dürüstlükten büyük sermaye, itibardan
büyük kredi olmaz. Ekonomi yönetiminin işleyişi acilen bu düstur doğrultusunda
yeniden yapılandırılmalıdır."
Davutoğlu, sosyal
medyada paylaştığı açıklamayı şu cümlelerle bitirdi:
“Sonuç olarak şunu
vurgulamak isterim ki son yıllarda yaşadığımız güçlü meydan okumalar karşısında
şimdi yapmamız gereken, zihinlerimizi özgürleştirmek, psikolojilerimizi yenilemek,
toplumsal bağlarımızı güçlendirmek ve ortak geleceğimiz konusunda atılması
gereken adımları atmaktır. Partimizin yöneticilerini ve ilgili kurullarını
bütün bu konuları ve gelecek vizyonumuzu aklı selim ve soğukkanlılıkla
değerlendirmeye, partimizin vefakar ve fedakar tabanını umutsuzluğa düşmeden
vakur bir duruşla ve sebatla geleceğe hazırlanmaya, kanaat önderlerimizi,
aydınlarımızı ve her siyasi kesimden vatandaşlarımızı ortak vicdanımız, ortak
aklımız ve ortak irademiz temelinde ortak geleceğimizi belirlemek için omuz
omuza vermeye davet ediyorum.”
CHP: Milli Savunma Bakanı'nın koruması arayıp "Kılıçdaroğlu katılacak mı?" diye sordu
Meclis'te CHP'li milletvekilleri ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkan Vekili Engin Özkoç, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Kılıçdaroğlu'nun bu cenazeye geleceği haber verilmeliydi." sözlerine yanıt verdi.
Engin Özkoç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyaretinden "emniyetin ve valinin haberdar" olduğunu açıkladı.
Özkoç, Soylu'nun "habersiz katılım" iddiasının doğru olmadığını söyledi:
Kaynak, TBMM
Kaftancıoğlu: CHP İstanbul İl Örgütü genel başkanımızı koruyacak güçtedir ve halkımızla birlikte koruyacaktır
Kaynak, Twitter
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Şişhane'de bir basın açıklaması yaparak pazar günü Ankara'nın Çubuk ilçesinde Kemal Kılıçdaroğlu'na düzenlenen saldırıyı kınadı.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın "mesajınızı verdiniz" sözlerini eleştirdi:
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
X paylaşımının sonu
Pazar günü piyade er Yener Kırıkcı'nın Ankara Çubuk'taki cenazesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'yla birlikte TBMM Başkanvekili ve CHP Ankara
Milletvekili Levent Gök'ün de saldırıya uğradığına ilişkin görüntüler ortaya
çıktı.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan
Levent Gök, dünkü saldırıyla ilgili olarak kendilerine yeni video
görüntülerinin ulaştığını, bunları da savcılıklara iletmekte olduklarını
söyledi.
Bu görüntülerden birinde Gök'ün kendisi
de bir grubunun saldırısına hedef olduğu görülüyor.
Gök, saldırıyla ilgili olarak şunları
söyledi:
''Türkiye
demokrasinin utanç günlerinden biridir. TBMM Başkanvekili sıfatıyla bulunduğum
şehit cenazesi töreninde, devletin en üst düzey güvenlik yetkililerinin
bulunduğu bir ortamda devletin acz içinde kaldığının görüntüleridir. Genel Başkanımızla birlikte nasıl bir linç girişimine maruz
kaldığımızın kaydıdır.''
Erdoğan: Kimsenin Türkiye’nin huzur iklimine zarar vermesine müsaade etmeyiz
Kaynak, Getty Images
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günü Ankara'nın Çubuk ilçesinde er Yener Kırıkcı'nın cenazesinde CHP lideri kemal Kılıçdaroğlu'nun saldırıya uğramasıyla ilgili açıklama yaptı.
Twitter hesabından açıklama yapan Erdoğan, "Ne yazık ki protestolar şiddet eylemine dönüşmüştür. Şiddetin ve terörün her türüne karşıyız" dedi.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
X paylaşımının sonu
YSK'nın bugün İstanbul seçimine yönelik itirazı görüşmesi bekleniyor
Kaynak, Getty Images
Yüksek Seçim Kurulu saat 14.00'te toplandı, AKP'nin İstanbul seçimlerine yönelik olarak yaptığı olağanüstü itiraz başvurusunu görüşmesi bekleniyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi, 16 Nisan günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerine ilişkin iptal ve yenilenme başvurusu için üç bavul dolusu belgeyi YSK'ya sunarak seçimin iptali için olağanüstü itirazda bulunmuştu.
Süleyman Soylu: Terör uzantılarıyla ortaklık yaptığını unutup olayı şahsıma yıkması hafıza kaybıdır
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, pazar günü Ankara'nın Çubuk ilçesinde Akkuzu mahallesindeki cenaze töreninde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun uğradığı saldırıdan kendisini sorumlu tutanların, "CHP'nin terör uzantılarıyla ortaklık yaptığını unuttuğunu" söyledi:
"Cenazelerde bazı tepkiler gösterilebilir. Burada bu tepkinin fiziki saldırıya dönüşmesi söz
konusudur. Bizim bunu tasvip etmemiz
elbette ki mümkün değildir" diyen Soylu, tespit edilen 9 kişinin de Akkuzulu olduğunu ve dışarıdan provokasyon yapıldığına dair bir bulguya rastlanmadığını belirtti:
"Başka yerlerden otobüsle insanların getirildiği iddia edildi. Şimdiye
kadar yapılan çalışmalarda olayın dışarıdan bir provokasyon olduğuyla ilgili
herhangi bir somut delile, insana rastlanmadığını belirtmek isterim. Sayın Kılıçdaroğlu’na
yumruk atan kişinin de şehidin yakını, o mahalleden biri olduğu tespit
edilmiştir. Kılıçdaroğlu’na
saldırının dış provokasyon olduğu yönünde bir bulguya rastlanmadı."
"CHP’nin HDP ile olan teması kamuoyu önünde gerçekleştirmiştir ve gerçekleştirmektedir"
"CHP, bu olayın nedenini bakanlığıma yıkmaktansa, ortaklık yaptığı siyasilere sormalıdır"
RTÜK üyesi Taşcı: Kılıçdaroğlu’nu hedef alan linç girişiminde nefret söylemini yayan medyanın da rolü var
RTÜK'ün
CHP kontenjanından üyesi İlhan Taşcı, yaptığı yazılı açıklamada, Kemal
Kılıçdaroğlu'na yönelik 'linç girişimi' olarak nitelediği saldırının, yerel
seçim kampanyası sırasında bazı siyasi parti yöneticileriyle bakanların
kullandığı ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı nefret dilinin sonucu olduğunu söyledi.
Bu
nefret dili konusunda medyanın izlediği tutumunun da bu söylemin
yayılmasına neden olduğunu kaydeden Taşcı, RTÜK'ün de bu tür yayınları
yaptırımsız bıraktığını belirtti.
Taşcı, mevzuatın,
yayıncıların tarafsızlık ilkesine bağlı ve hukukun üstünlüğünü gözeten bir
anlayışla yayın yapmalarını sağlayacak bir şekilde gözden geçirilmesi ve
yaptırım mekanizmasının devreye sokulması çağrısında bulundu.
Taşcı, ''Yayıncıların, kim tarafından kullanıldığına bakılmaksızın
ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici nefret diline yer vermemesi
sağlanmalıdır'' dedi.
HDP Eş Genel Başkanlarından Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun ziyareti
Pazar günü er Yener Kırıkcı'nın Ankara'nın Çubuk ilçesindeki cenaze töreninde Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının ardından, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, CHP liderine geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
X paylaşımının sonu
Levent Gök, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı anlattı: Organize terör eylemi,
Kaynak, DHA
CHP'li TBMM Başkanvekili Levent Gök,
Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının
organize bir terör olayı olduğunu belirterek, TBMM ve tüm siyasi partileri
ortak tavır koymaya çağırdı. "Olay, Türkiye’nin güvenliğinden sorumlu bütün kurumların genel müdürlerinin, Milli Savunma Bakanı’nın, Jandarma Komutanı'nın, emniyet müdürlerinin gözü önünde cereyan etmiştir" dedi.
Kılıçdaroğlu’nun saldırıya
uğradığı cenaze törenine katılan ve kendisi de saldırı sırasında darbe alan Levent Gök, olayla ilgili TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gök, saldırıyı 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta aydınların yakıldığı Madımak olayına
benzetti:
Kılıçdaroğlu: Saldırı planlıydı, amaç CHP’yi sokağa dökmekti
Kaynak, Getty Images
Dün Ankara’nın
Çubuk ilçesinde düzenlenen cenaze töreni sırasında saldırıya uğrayan CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaşananları ‘bir linç girişimi’ olarak niteledi.
Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde gazetecilere konuşan Kılıçdaroğlu şunları
söyledi:
İmamoğlu: Çok ilginç sözler duyduk dün, ‘mesajınızı verdiniz’ gibi.... Çok acı, neyin mesajı?
Kaynak, DHA
İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediye binasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Pazar günü Ankara'nın Çubuk ilçesindeki cenazede CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırıyla ilgili Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarını eleştirdi.
Bahçeli’nin İstanbul seçimleri beka meselesidir” sözleri sorulunca İmamoğlu “hangi gerekçelerle konuştuğunu bilemiyorum Sayın Bahçeli’nin, o yüzden cevap verilecek bir konu değil şu an için. Seçim bitmiştir, sonuç belirlenmiştir, mazbatamızı aldık. YSK’nın, Türkiye demokrasisi açısından tarihi görevini en doğru şekilde yerine getireceğine olan inancım tam. Bizim süreci yönetmemize dair karar vereceğine olan inancım tam” yanıtını verdi.
Dijital verilen kopyalanmasıyla ilgili yürütmeyu durdurma kararı için ise “Bu konuyla ilgili komplo teorileri üretilmesini üzülerek izliyorum. Bu kurumun en sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için güncel tespitlerin, incelemelerin yapılarak sürece devam edilmesi... 31 Aralık, 31 Mart ve görevi aldığımız 17 Nisan... Burada veri kapasitelerini tespit etmek, belediye bünyesinde incelemelerin yapılıp buranın müfettişleri marifetiyle sağlıklı bir şekilde korunmasını sağlamak, bu doğru bir süreçtir. Sorular var İdare Mahkemesi’nden gelen, cevapları yazılacak. Kanun neyse odur, belki de İdare Mahkemesi kendiliğinden süreci kaldıracaktır. Bir yanlış anlaşılma olabilir, eksik ifade olabilir, giderici izahatlerimizi yaparız” dedi.
Mülkiyeliler Birliği: ODTÜ aynı tarihte Ülkü Ocakları etkinliğine onay verdi, “İnek Koşusu” iptal edildi
Kaynak, mülkiye.org.tr
Fotoğraf altı yazısı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde her yıl "İnek Bayramı" etkinlikleri düzenleniyordu
Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunları tarafından kurulan
Mülkiyeliler Birliği, bu yıl 28 Nisan’da yapılacak olan ‘İnek Koşusu’nun iptal
edildiğini duyurdu.
ODTÜ
yerleşkesinde bulunan Eymir Gölü’nde düzenlenmesi planlanan etkinliğin, ODTÜ’nün
Ülkü Ocakları’nın aynı tarihte bu yeri kullanması için onay vermesi sonucu
iptal edildiği açıklandı.
Mülkiyeliler
Birliği Yönetim Kurulu’nun açıklaması:
Bildiğiniz üzere 28 Nisan 2019 tarihinde
Eymir Gölü’nde gelirini burs fonuna aktaracağımız “İnek Koşusu” ile eğlenceli
ve dayanışmayı öne çıkaran bir etkinlik düşlemiştik.
ODTÜ
yönetimi ve Türkiye Atletizm Federasyonu nezdinde tüm resmi başvurularını
yaptığımız, onaylarını aldığımız, sponsorluk görüşmelerini tamamladığımız
etkinliğimizi ne yazık ki iptal etmek zorunda kaldık.
Bu
kararı almamızın nedeni, ODTÜ yönetiminin ilk başvuru tarafımızdan yapılmış
olmasına rağmen, “İnek Koşusu” ile aynı tarihte ve aynı saatte Ülkü Ocakları
Genel Merkezi tarafından organize edilen bir koşuya onay vermesidir.
Bu
kapsamda ODTÜ yönetimi nezdinde çok sayıda görüşmede bulunarak, etkinliğimizi
gerçekleştirebilmenin imkanlarını yaratmaya çalıştık. Ancak kaygılarımızı
gidermeye dönük girişimlerimiz sonuçsuz kalmıştır.
Mülkiyeliler
Birliği olarak, koşumuza başvuru yapan herkese teşekkür ederiz. Yapılan
ödemeler en kısa süre içerisinde iade edilecektir. Eğlenmeyi ve dayanışmayı ön
plana çıkaran benzer etkinliklerde buluşmak dileğiyle….
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
X paylaşımının sonu
Ahmet Kural 16 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı, cezası ertelendi
Kaynak, Getty Images
Oyuncu Ahmet Kural, şarkıcı Sıla Gençoğlu'na
karşı hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarını işlediği iddiasıyla
yargılandığı davada,1 yıl 4 ay 20
gün hapis cezasına çarptırıldı.
Kural'ın avukatları, karar öncesi reddihakim talebinde bulundu,
talebin reddine karar verildi. Bunun üzerine beraatini isteyen Kural, “İkimize
de uyuşturucu testi yapılsın." dedi.
Davanın 2. duruşmasında kararını açıklayan hakim, Kural'a tehdit
suçundan 7 ay 15 gün, basit yaralama suçundan 5 ay, hakaret suçundan da 4 ay 5
gün olmak üzere toplamda 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verdi; ancak cezanın
erteledi.
Sıla kasım ayında adliyeye giderek, beraberlik yaşadığı Ahmet
Kural'dan darp, cebir ve psikolojik şiddet gördüğü gerekçesiyle şikayetçi
olmuştu.
Kararın
açıklanmasıın ardından Sıla da bir açıklama yaparak “Yargının adil olduğu
kanaatindeyim, adalet beni yüreklendirdi” dedi:
Ömer Çelik: Kılıçdaroğlu'na saldıran Osman Sarıgün'ün partimiz üyesi olduğu görülmüştür
Kaynak, Getty Images
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, twitter hesabından yaptığı bir paylaşımda, Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırının faillerinden olan ve sabah saatlerinde yakalanan Osman Sarıgün'ün AK Parti üyesi olduğunu, kesin ihraç talebiyle il disiplin kuruluna sevkine karar verildiğini duyurdu.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.