Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Welby: İngiltere'nin sığınmacıları Ruanda'ya gönderme planı 'Tanrı'nın doğasına aykırı'

İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Justin Welby

Kaynak, PA Media

Fotoğraf altı yazısı, İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Justin Welby
    • Yazan, Doug Faulkner & Joseph Lee
    • Unvan, BBC News

İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu, hükümetin bazı sığınmacıları Ruanda'ya gönderme planının "Tanrı'nın doğasına aykırı" olduğunu söyledi.

Canterbury Başpiskoposu Justin Welby, Paskalya vaazında, İsa'nın dirilişinin "sorumluluklarımızı başkalarına devretme" zamanı olmadığını söyledi.

Hristiyanların kutladığı en eski bayramlardan biri olan Paskalya Bayramı'nda (Diriliş Günü) İsa'nın çarmıha gerildikten sonra dirilişi kutlanır.

Pazar günü Canterbury Katedrali'nde konuşan Welby, "sığınmacıların yurtdışına gönderilmesiyle ilgili ciddi etik sorunlar" olduğunu belirtti ve "Ruanda gibi iyilik amacı güden bir ülkeye bile olsa, sorumluluklarımızı devretmek Tanrı'nın doğasına aykırıdır" dedi.

Başpiskopos Welby ayrıca Ukrayna'da ateşkes çağrısında bulundu ve İngiltere'deki hayat pahalılığına dair endişelerinden bahsetti.

Hükümet, sığınmacıların hayatını insan kaçakçılarından korumak için değişikliğe ihtiyaç olduğunu söylüyor.

Plan kapsamında, 1 Ocak'tan bu yana İngiltere'ye yasa dışı yollardan girdiğine karar verilen sığınmacılar uçakla Ruanda'ya gönderilebilecek.

BM: Uluslararası hukuka aykırı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) İngiltere'nin sığınmacıları, başvuruları onaylanana kadar Ruanda'da tutma planının uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi.

sığınmacılar

Kaynak, PA Media

Komiserlik, sığınma başvurucularının sorumluluğunu başka bir ülkeye vermenin "kabul edilemez olduğunu" belirtti.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise planın hukuka uygun olduğuna inandığını açıkladı.

İçişleri Bakanlığı memurları plana dair çekincelerini iletse de İçişleri Bakanı Priti Patel, planı hayata geçirmek için bir talimat yayınladı.

Memurlar sığınmacıları Ruanda'ya göndermenin ülkeye nasıl bir fayda sağlayacağı ve maliyetin ne kadar olacağı sorularına yanıt veremedikleri için planı hayata geçirmek üzere Patel'in bir talimat yayınlayarak sorumluluğu üstlenmesi gerekti.

Başlangıçta 120 milyon sterlinlik bütçeye sahip olan pilot program dahilinde 1 Ocak'tan bu yana İngiltere'ye yasa dışı yollardan girdiğine karar kılınan insanlar uçakla Ruanda'ya gönderilebilecek.

Bu kişiler İngiltere'ye sığınma başvurusu yapmak isterlerse, sonuç gelene kadar Ruanda'da bekleyecekler.

İngiltere'de sığınma başvurusu yapan kişilere yanıt verilmesi yıllar alabiliyor.

Bu kişiler bu süreçte sığınma başvurucusu statüsünde İngiltere'de oturma ve çalışma iznine sahip olabiliyorlar.

İngiliz hükümeti sığınmacıları birkaç hafta içinde Ruanda'ya gönderilmeye başlayabileceklerini, öncelikle Fransa'dan küçük botlarla veya TIR kasalarında saklanarak ülkeye giren yalnız erkekleri göndereceklerini duyurdu.

Map

160'dan fazla sivil toplum kuruluşu ise plandan vazgeçmesi için hükümete çağrı yaptı.

Muhalefet partilerinin yanı sıra iktidardaki Muhafazakar Parti'den de plana yönelik eleştiriler var.

BBC'ye konuşan UNHCR Genel Sekreter Asistanı Gillian Triggs, sığınmacılara dair sorumluluğun "taşeron" bir ülkeye verilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Benzer bir sığınmacı politikası izleyen Avustralya'dan, Avustralya İnsan Hakları Komisyonu'nun eski başkanlarından olan Triggs, bu tür politikaların Ada'ya gelecek sığınmacılar için caydırıcı etkisi olabileceğini fakat aynı sonuca daha etkili hukuki yollarla da varılabileceğini vurguladı.

2001'den beri sığınmacıları yakınlardaki ada ülkelerinde tutan Avustralya da BM ve insan hakları örgütleri tarafından yıllardır eleştiriliyor.

Avustralya'nın 2021-22 bütçesinde bu uygulamaya 460 milyon sterlin ayrılmış durumda.

Triggs daha önce de İsrail'in Eritreli ve Sudanlı sığınmacıları Ruanda'ya göndermeye çalıştığını fakat başarılı olamadığını hatırlattı.

İngiltere'de ana muhalefette bulunan İşçi Partisi'nin içişleri politikalarından sorumlu kıdemli siyasetçisi Ellie Reves de bu politikanın işe yaramayacağını söyledi ve iktidara gelmeleri durumunda sosyal medyada insan kaçaklığı reklamlarıyla mücadele edip Fransa ile daha fazla işbirliği yapacaklarını açıkladı.

Bazı hukukçular da planın hukuki engellerle karşılaşacağını söyledi.

line

Manş Denizi'ne kadar gelenler için sıradan bir engel

Jessica Parker, Dunkirk'teki bir göçmen kampı, Kuzey Fransa

sığınmacılar

Burada dün konuştuğumuz kişiler arasında Ruanda planından haberdar olan tek bir kişi bile yoktu.

Fakat kampta zaman geçirirken planın kulaktan kulağa yayıldığına tanık olduk.

Kısa süre içinde bir grup erkek yanımıza gelerek planın detaylarını ve kendilerini nasıl etkileyeceğini sormaya başladı.

Afganistan'dan kaçtığını söyleyen Şafi, "Ruanda Afganistan'dan çok daha kötü bir yer, orada bize bir gelecek yok" dedi.

Öte yandan Ruanda planı nedeniyle İngiltere'ye gitme fikrinden vazgeçen kimse de olmadı.

Bu erkeklerin çoğu buraya kadar gelebilmek için çok büyük tehlikeler atlatan kişiler ve hayatlarını bir kere daha riske atarak Manş Denizi'ni geçmeyi hedefliyorlar.

Onlar için Ruanda'ya gönderilme ihtimali, yol boyunca karşılaştıkları engellerden sadece biri. En azından şimdilik.