Etiyopya: BM'ye göre Tigray bölgesinde sivillerin öldürülmesi savaş suçları kapsamına girebilir

Kaynak, Reuters
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Etiyopya'nın Tigray bölgesinde, ordu ile bölgeyi kontrol eden Tigray Halk Kurtuluş Cephesi arasında devam eden çatışmada sivillerin öldürülmesinin savaş suçları kapsamına girebileceğini söyledi.
Michelle Bachelet, Tigray'da çok sayıda sivilin katledildiğine ilişkin haberler üzerine yaptığı açıklamada, Etiyopya'da savaş suçları işlenip işlenmediği konusunda kapsamlı bir araştırma yapılması çağrısı yaptı.
BM yetkilisi, "Eğer devam eden çatışmanın bir tarafının bunu kasten yaptığı doğrulanırsa, bu sivillerin öldürülmesi elbette savaş suçudur" dedi.
Bachelet ayrıca çatışma bölgelerinde su ve elektriğin kesildiği haberlerinin de kaygı verici olduğunu söyledi ve "Savaş sürmesinden kimse kazançlı çıkmaz" diyerek Tigray bölgesinde çatışan tarafları bir an önce barış görüşmelerine oturmaya çağırdı.
Etiyopya Başbakanı: Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, sivilleri katletti
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmet ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesini kontrolünde tutan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (THKC) güçlerini yüzlerce sivili katletmekle suçlamıştı.
Abiy Ahmed, Etyopya ordusunun "Mai-Kadra'da (May Cadera) acımasızca katledinen sivillerin anısına" Tigray'ın batısını "kurtardığını" söylemişti.
Ahmed ayrı bir açıklamada ise Etiyopya ordusunda savaşan askerlerin "elleri ve ayakları bağlanmış olarak öldürülmüş bedenlerinin bulunduğunu" da belirtmişti.
Tigray bölgesini kontrol eden grup, sivilleri katlettiği suçlamalarını reddediyor.
Görgü tanıkları da katliamın Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne bağlı güçler tarafından yapıldığını söylemiş ve iddialar ilk olarak Londra merkezli insan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından dile getirilmişti.
Orduyla THKC arasındaki çatışmalar geçen hafta alevlendi.
Bölgedeki internet ve telefon hatları kesildiği için haber almak son derece zor.
Ülkenin en kuzeyindeki Tigray eyaletini kontrol eden THKC ile Etiyopya hükümeti arasında uzun zamandır gerilim var. Bunlar bazen askeri çatışmalara, bazen de hava kuvvetleri tarafından bombardımana yol açıyor.
Bölgeden binlerce kişi, komşu ülke Sudan'a kaçtı.
Bir dönem kendi içindeki çatışmalar nedeniyle çok sayıda kişinin kaçtığı Sudan, Etiyopya'dan kaçanları sığınmacı kamplarında barındıracağını açıkladı.
Uluslararası Af Örgütü ne diyor?
Uluslararası Af Örgütü, 9 Kasım akşamı Tigray'ın güney batısındaki May Cadera kasabasında "çok sayıda, muhtemelen yüzlerce sivilin bıçak ve palalarla öldürüldüğünü" teyit ettiğini duyurdu.
Örgüt, dijital olarak doğrulanmış korkunç fotoğraf ve videolarda "cesetlerin sokaklarda sürüklendiğinin görüldüğünü", öldürülenlerin bölgedeki çatışmalarla alakası olmayan işçiler olduğunu açıkladı.
Uluslararası Af Örgütü Doğu ve Güney Afrika Direktörü Deprose Muchena, "Korkunç bir trajedi" olarak adlandırdığı olayın ardından hükümeti bölgedeki iletişim hatlarını açmaya ve gözlemcilerin bölgeye gitmesine izin vermeye davet etti.
Bazı görgü tanıkları katliamın, THKC'nin ordu karşısındaki yenilgisinin ardından THKC'ye bağlı güçler tarafından yapıldığını öne sürdü.

Birleşmiş Milletler de çatışmalar nedeniyle bölgedeki yüz binlerce kişiye gönderilen yardımların tehlikeye girdiğini açıkladı.
Çatışmaların arka planında ne var?
THKC'nin 4 Kasım'da bölgedeki bir askeri birliğe saldırı düzenlemesinin ardından Başbakan Abiy Ahmed ordunun bölgede operasyon başlatmasına karar vermişti.
O günden bu yana bölgede çeşitli çatışmalar yaşandı ve hava saldırıları düzenlendi.
Perşembe günü bir açıklama yapan Abiy, ordunun büyük ilerleme sağladığını söyledi.
THKC Etiyopya'yı yıllarca yöneten koalisyonun içindeki en güçlü partiydi.
Abiy iktidara geldikten sonra THKC'ye birleşme çağrısı yaptı fakat bu çağrı reddedildi.
Bunun üzerine Abiy THKC'nin iktidarını azalttı.
Tigraylı liderler haksız tutuklamalar ve gerçek olmayan yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kaldıklarını öne sürüyor.
BBC Afrika Muhabiri Emmanuel Igunza, bölgedeki çatışmaların komşu Eritre'yi de içine çektiğini ve genel olarak Doğu Afrika'daki güvenliği tehdit ettiğini söylüyor.








