İngiltere'de yasaklanan Filistin yanlısı gruptan beş tutuklu en az 40 gündür açlık grevinde

"Açlık grevinde olanları destekleyin" pankartı taşıyan bir kalabalık Filistin bayraklarıyla yürüyor

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, "Açlık grevinde olanları destekleyin" pankartı taşıyan bir kalabalık Filistin bayraklarıyla yürüyor
Okuma süresi: 5 dk

İngiltere'de yasaklanan Palestine Action (Filistin için Eylem) grubuyla ilgili suçlamalar nedeniyle yargılanmayı bekleyen beş tutuklunun 40 günü aşkın bir süredir açlık grevine devam ettiği bildiriliyor.

İki tutuklu, 17 Aralık'ta açlık grevini sonlandırmıştı.

Açlık grevine katılanlar, grubun yasaklanması kararının geri alınmasını ve İsrail ile bağlantılı bir savunma şirketinin kapatılması da dahil olmak üzere bir dizi talepte bulundu.

Hükümetin terörle mücadele yasası kapsamında Palestine Action grubu temmuz ayında yasaklanmıştı. Yasağın ardından 1600'den fazla kişi gruba destek verdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı.

En uzun süreli açlık grevini sürdüren iki tutuklunun 48 gündür yemek yemeyi reddettiği belirtiliyor.

Grubun avukatları, Adalet Bakanı David Lammy'ye defalarca mektup yazarak görüşme talep ettiler. Müvekkillerinin açlık grevi nedeniyle ölme ihtimalinin "gerçek ve giderek artan bir olasılık" olduğunu savundular.

Başbakan Keir Starmer, 17 Aralık'ta parlamentoda soruları yanıtlarken açlık greviyle ilgili "kurallar ve prosedürler"in uygulandığını söyledi.

Parlamentodaki 50'den fazla milletvekili ve lord da Bakan Lammy'ye mektup yazarak avukatlarla görüşmesini istedi.

Açlık grevi Kasım ayında başladı.

Palestine Action adına haneye tecavüz veya mala zarar vermekle suçlanan kişiler, iddiaları reddediyor.

Filistin yanlısı eylemler düzenleyen Palestine Action, 20 Haziran'da İngiltere'de orduya ait bir askeri üsse girerek askeri uçakları spreyle boyamıştı.

Yetkililer bu eylemlerde milyonlarca sterlinlik hasar oluştuğunu iddia ediyor.

Bu eylemin ardından hükümet, terörle mücadele yasası kapsamında grubu yasakladı.

Eylemciler bu yasak öncesinde tutuklanmış olsa da davaları gelecek yıla kadar görülmeyecek.

Tutukluların destekçileri 17 Aralık'ta Jon Cink ve Umer Khalid'in sırasıyla 41 gün ve 13 gün süren açlık grevlerini sonlandırdıklarını doğruladılar.

Qesser Zuhrah ve Amy Gardiner-Gibson'ın 48 gündür açlık grevinde oldukları, Heba Muraisi'nin 47 gün, Teuta Hoxha'nın 41 gün, Kamran Ahmed'in ise 40 gün boyunca yemek yemeyi reddettiği belirtiliyor.

Sekizinci mahkumun ise protestoya aralıklı olarak katıldığı, ancak sağlık sorunları nedeniyle protestoyu bıraktığı belirtiliyor.

Grubun bazı üyeleri hastanede tedavi gördü ancak doktor kararı ile veya kendi istekleriyle taburcu oldular.

İngiltere'de yeni kurulan sol eğilimli Your Party (Sizin Partiniz) milletvekili Zarah Sultana 17 Aralık'ta Bronzefield hapishanesi önünde protesto düzenleyerek, tutuklu Qesser Zuhrah için acil tıbbi bakım talep etti.

Palestine Action grubunu destekleyen 1630 kişi gözaltına alındı

İngiltere'de hükümetin Palestine Action'ı (Filistin için Eylem) yasaklamasına karşı düzenlenen gösterilerde yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Hükümet, Temmuz ayında Terörle Mücadele Yasası kapsamında Palestine Action'ı "terör örgütü" ilan ederek yasakladı. Gruba üye olmak veya desteklemek 14 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılan bir suç haline getirildi.

Polisler yaşlı bir gösterici kadını iki kolundan tutmuş gözaltına alıyor, polisin elinde "Palestine Action'ı destekliyorum" yazılı bir pankart var

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Gözaltına alınan göstericilerin önemli bir kısmını ileri yaştaki insanlar oluşturuyor

Grubun yasaklanmasına karşı birçok yerde gösteriler düzenlendi. Bu gösterilere katılan yüzlerce kişi, grubu desteklediklerini ifade eden pankartlar taşıdıkları gerekçesiyle gözaltına alındılar.

Resmi rakamlara göre, 2025'in ilk dokuz ayı itibarıyla toplam 1.886 kişi "terörle bağlantılı" eylemlerden gözaltına alındı. Bunların 1.630'u Palestine Action ile bağlantılıydı.

Önceki yıla oranla terörle bağlantılı gözaltıların sayısında yüzde 660 artış oldu.

Londra'nın merkezindeki Parlamento Meydanı'nda 6 Eylül'de düzenlenen gösteride göstericilerin bazılarının "Soykırıma karşıyım, Palestine Action'ı destekliyorum" yazılı pankartlar açması ardından 890 kişi gözaltına alınmıştı.

9 Ağustos'ta yapılan başka bir gösteride de 532 kişi gözaltına alınmıştı. Bu İngiltere'de son 10 yılda tek seferde en fazla kişinin gözaltına alındığı olay olmuştu.

Gözaltına alınanların yaş ortalamasının 54 olduğu, 147'sinin ise 60-69 yaş aralığında olduğu açıklandı.

Gösteriyi organize eden Defend Our Juries adlı grubun bir sözcüsü "bu saçma yasağa karşı direnişin katlanarak arttığını" söylemişti.

Palestine Action eyleminde elinde pankart tutan ve yazan insanlar

Kaynak, PA Media

Fotoğraf altı yazısı, 6 Eylül'deki gösteriyi organize eden grup katılımcı sayısını 1500 olarak açıkladı. Göstericiler "Soykırıma karşı çıkıyorum, Palestine Action'ı destekliyorum" yazılı pankartlar taşıdı

Uluslararası örgütlerden açıklama: 'Kaygı verici'

Gözaltıların ardından uluslararası örgütlerden tepkiler gelmişti.

2020'de faaliyete geçen Palestine Action'ın kurucularından Huda Ammori, gözaltıların "2023'ün tamamında gerçekleşen terörle mücadele gözaltı sayısını" katladığını söylemişti.

Uluslararası Af Örgütü yöneticisi Sacha Deshmukh, kitlesel gözaltıların "derin kaygı uyandırdığını" ifade etti.

Kral 3. Charles'ın eski danışmanı Jonathon Porritt, protestoya katıldığı için gözaltına alınanlar arasındaydı.

Yasaklanmış gruba desteğiyle ilgili olarak BBC Newsnight programında konuşan Porritt, "Birleşik Krallık hükümetinin artık 'soykırım'da tartışmasız bir şekilde suç ortağı olduğu sonucuna vardım" dedi.

"Palestine Action, hükümetin suç ortaklığını en etkili şekilde ortaya koyan örgüt" diye ekledi.

Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu serbest bırakıldı.

Gözaltına alınan ileri yaştaki kadının elinde, "Soykırıma karşı çıkıyorum, Palestine Action'ı destekliyorum" yazıyor. Yanında iki üniformalı polis var.

Kaynak, Stefan Rousseau - PA

Fotoğraf altı yazısı, 9 Ağustus Cumartesi günü gözaltına alınan kişilerde ileri yaşta birçok kişi vardı.

BBC'ye konuşan güvenlik uzmanı Lizzie Dearden, bu son gözaltılara neden olan yasaların 1990'larda IRA gibi örgütler için hazırlandığını söyledi.

Dearden, "Şimdi bu yasa bambaşka bir şekilde uygulanıyor" dedi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İngiliz hükümetinin kararını eleştirerek, yapılanın "terörle mücadele yasalarının" meşru temel özgürlükleri kısıtlar şekilde kullanılması olduğu eleştirisini yapmıştı.

Türk İngiltere yasalarının 'mülke verilen ciddi zararları' da terör eylemi olarak tanımladığına işaret etti ve şu eleştiriyi getirdi:

"Fakat uluslararası standartlara göre terör eylemlerinin tanımı, bir topluluğu korkutmak veya bir hükümetin kararlarını etkilemek amacıyla ölüme, ciddi yaralanmalara veya insanların rehin alınmasına yol açan eylemlerle sınırlı kalmalı."

İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi'nin eski lideri Jeremy Corbyn de bu kararı "absürt ve otoriter" olarak nitelendirmişti.

Örgütün 20 Haziran'da yaptığı eylemde boyanan uçaklardan biri görünüyor. Kanadında kırmızı boya var büyük nakliye uçağının.
Fotoğraf altı yazısı, Örgütün 20 Haziran'da yaptığı eylemde uçaklara sprey boya püskürtülmüştü

Hükümet ne diyor?

Başbakanlık sözcülüğü, örgüte yönelik adımları savunurken, "Bu, şiddete başvuran, önemli yaralanmalara, hasarlara yol açan bir örgüttür" ifadelerini kullandı.

Dönemin İçişleri Bakanı Yvette Cooper, eylemcileri gözaltına alan polislere teşekkür ederken "Pek çok kişi bunu bilmiyor olabilir ama değerlendirmelerimiz çok net: Bu şiddete başvurmayan bir örgüt değil" dedi.

Dönemin Adalet Bakan Yardımcısı Alex Davies-Jones da "Bu terörist örgüte destek veren herkes yasaların tüm gücüyle karşı karşıya kalacak" dedi.

Jones örgütün İngiltere'de Yahudilere ait işyerlerini hedef aldığına dair kanıtlar olduğunu da savundu.

Öte yandan onlarca akademisyen de 6 Ağustos'ta İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesine gönderdikleri mektupta hükümetin Palestine Action'ı "terör örgütü" ilan etme ve yasaklama kararını geri çekmesini talep etti.

İngiltere'de Yüksek Mahkeme de Palestine Action'ın, hükümetin bu kararına dava açma hakkı olduğuna karar verdi.