Hizbullah'ın çağrı cihazlarının patlatılması: Hangi sorular yanıt buldu?

çağrı cihazı
Okuma süresi: 4 dk

Lübnan’da iki farklı saldırıda çağrı cihazları ve telsizlerin patlamasından, binlerce kişinin yaralanması ve en az 37 kişinin ölmesinden sonra, böyle bir operasyonun nasıl yapıldığına ilişkin hala yanıtlanmamış sorular var.

İletişim sistemleri hedef alınan Lübnan ve Hizbullah İsrail’i suçlarken, İsrail hala bir yorum yapmadı.

BBC, parçaları birleştirmek için Tayvan’dan Japonya’ya, Macaristan’dan İsrail ve Lübnan’a iz sürdü.

Olayla ilgili hala yanıt bekleyen sorular şöyle:

Patlama sonrası parçalanmış cihaz

Kaynak, Shutterstock

Fotoğraf altı yazısı, Cihazın parçalanmayan kısmında Gold ibaresi okunuyor.

Çağrı cihazlarına nasıl sızıldı?

Saldırıların hemen ardından çağrı cihazlarının karmaşık bir bilgisayar korsanlığı faaliyetiyle patlatıldığı spekülasyonları gündeme gelmişti. Ancak bu teori hızla uzmanlar tarafından reddedildi.

Uzmanlara göre bu ölçüde hasara yol açabilmeleri için, büyük ihtimalle Hizbullah'ın eline geçmeden önce cihazlara patlayıcılar konuldu.

Patlayan çağrı cihazlarının üzerinde küçük bir Tayvanlı elektronik üreticisinin, Gold Apollo’nun logosu vardı.

BBC, şirketin başkent Taipei’nin dış mahallelerindeki büyük bir iş merkezine yer alan bürosunu ziyaret etti.

Şirketin kurucusu Hsu Ching-Kuang şoke olmuş görünüyordu. Şirketinin bu saldırıyla ilgili olduğu iddialarını reddetti.

Bürosunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada “Lübnan’dan gelen fotoğraflara bakın. Hiç birinde ‘Tayvan’da üretilmiştir’ ifadesi yer almıyor. O çağrı cihazlarını biz üretmedik” dedi.

Hsu, dikkatleri BAC Danışmanlık adlı bir Macar şirketine çekti.

Hsu, üç yıl önce Macar şirketine kendi ürettikleri çağrı cihazlarında Gold Apollo markasını kullanma hakkını verdiklerini söyledi.

Hsu ayrıca, BAC’den gelen para havalelerinin “çok garip” olduğunu ve Orta Doğu’dan gelen ödemelerde sorun yaşandığını anlattı.

Macar şirketinin saldırıyla ne ilgisi var?

BBC, BAC Danışmanlık şirketinin Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de bulunan kayıtlı adresine gitti.

Aynı adreste kayıtlı 12 şirket daha vardı ve binadaki hiç kimsenin BAC Danışmanlık’tan haberi yoktu.

Macar yetkililer, 2022’e kurulan şirketin “üretim ve faaliyet tesisi olmayan ticari bir aracı kurum” olduğunu söylediler.

BAC’nin Linkedln’de yayımlanan broşüründe ise şirketin sekiz kurumla birlikte çalıştığını iddia ediliyor ve bunların arasında İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı da (DflD) var.

DflD’nin sorumluluklarını üstlenen İngiltere Dışişleri Bakanlığı ise soruşturma başlatıldığını, ancak ilk bulgulara göre BAC ile herhangi bir temas olmadığını açıkladı.

BAC’nin internet sitesinde kurucu ve genel müdür olarak tek bir isim, Cristiana Bársony-Arcidiacono görünüyor.

BBC, Bársony-Arcidiacono ile temas kurmaya çalıştı, ancak bu isme ulaşılamadı.

Ancak NBC News’a konuştuğu belirtilen Bársony-Arcidiacono “Çağrı cihazlarını ben üretmiyorum. Ben sadece aracıyım” dedi.

YouTube paylaşımını geçin
Google YouTube içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir. YouTube içerik reklam içerebilir

YouTube paylaşımının sonu

BAC Danışmanlık’ın arkasında gerçekte kim var?

New York Times gazetesi, BAC’nin aslında İsrail istihbaratının paravan şirketi olduğunu yazdı.

Gazete, üç İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde çağrı cihazlarını üreten asıl kişilerin, yani İsrailli ajanların kimliklerini saklayabilmek için iki paravan şirketin daha kurulduğunu bildirdi.

BBC, bu haberi bağımsız kaynaklardan doğrulatamadı, ancak Bulgar makamlarının BAC ile bağlantılı bir başka şirketi soruşturduğunu biliyoruz.

Bulgar bTV televizyou, Lübnan’daki saldırılarla bağlantılı 1,8 milyon dolar paranın Bulgaristan’dan geçip, daha sonra Macaristan’a gönderildiğini bildirdi.

grafik

Telsizlere nasıl sızıldı?

İkinci saldırı dalgasında infilak eden telsizlerin menşei ise daha müphem.

İnfilak eden telsizlerden bazılarının Japon ICOM şirketi tarafından üretilen IC-V82 modeli olduğunu biliyoruz.

Reuters Haber Ajansına konuşan bir güvenlik kaynağı, Hizbullah’ın bu cihazları beş ay önce satın aldığını söyledi.

ICOM’un ABD’deki bayisinin bir satış yöneticisi Associated Press haber ajansına yaptığı açıklamada, Lübnan’da infilak eden telsizlerin sahte ürün olduğunu, şirket tarafından imal edilmediğini ve telsizin sahte versiyonlarının internet üzerinden kolayca bulunabileceğini söyledi.

BBC’nin, ICOM IC-V82 tipi telsizleri internet satış platformlarında bulması sadece saniyeler sürdü.

ICOM yaptığı yazılı açıklamada, şirketin bu modelin satışını yaklaşık 10 yıl önce Ekim 2014’te durdurduğunu, telsizin bataryalarının üretimine de son verildiğini belirti.

Şirket ayrıca, ülke dışında üretim yaptırmadığını ve tüm cihazların Japonya’nın batısındaki fabrikada imal edildiğini belirtti.

Japon Kyodo haber ajansına konuşan ICOM Genel Müdürü Yoşiki Enomoyo, infilak eden telsizlerin fotoğraflarındaki pil kısmının, patlayıcı konulup, yeniden takılmış gibi göründüğünü söyledi.

Marketteki bir patlama anı sonrasında sol alt köşede bir kişi yaralı şekilde yatıyor

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Marketteki bir patlama anı sonrasında sol alt köşede bir kişi yaralı şekilde yatıyor.

Cihazlar nasıl infilak ettirildi?

Patlama anlarına ait videolarda, ülke genelindeki sokaklarda, evlerde ve dükkanlarda kaosa yol açan saldırılardan saniyeler önce kurbanların ellerini ceplerine attıkları görülüyor.

Lübnan’ın BM misyonunun yazdığı ve Reuters’ın haberleştirdiği mektuba göre Lübnan makamları, cihazların gönderilen “elektronik mesajlarla” infilak ettirildiği sonucuna vardı.

New York Times da ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, infilak etmeden önce cihazlara Hizbullah’ın lider kadrosundan geliyormuş gibi görünen bir mesaj gönderildiği yazdı. Habere göre bu mesaj aslında patlamaları tetikledi.

Telsizlere ise nasıl bir mesaj gönderildiğini henüz bilmiyoruz.

telsizler

Kaynak, Getty Images

Başka cihazlar da sabote edildi mi?

Bu, şu anda pek çok Lübnanlının aklındaki soru. Diğer cihazlara, kameralara, telefonlara veya dizüstü bilgisayarlara patlayıcı konulup konulmadığını merak ediyorlar.

Lübnan Ordusu, Beyrut sokaklarında uzaktan kumandalı robotlar kullanarak kontrollü patlamalar gerçekleştirdi.

Lübnan’daki BBC ekipleri durduruldu ve telefonları ile kameralarını kullanmamaları istendi.

BBC muhabirine konuşan Ghida adlı bir kadın “Herkes panik içine. Bilgisayarlarımızın ya da telefonlarımızın yanında durup duramayacağımızı bilmiyoruz. Bu noktada her şey bir tehlikeymiş gibi görünüyor ve kimse ne yapacağını bilmiyor” dedi.

Saldırı neden şimdi yapıldı?

Cihazlardaki patlayıcıların neden şimdi tetiklendiğine dair çeşitli teoriler gündemde.

Hizbullah’ın, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısından bir gün sonra İsrail’in kuzeyine roket saldırıları düzenlemesinden sonra neredeyse bir yıldır sınırda karşılıklı saldırılarla gerilim artıyordu. Bir teori, İsrail’in Hizbullah’a yıkıcı bir mesaj vermek için bu anı seçtiği yönünde.

Bir diğer teoriyse, İsrail’in saldırıları şimdi yapmak istemediği, ancak planın ifşa olacağı korkusuyla düğmeye basmış olması.

ABD’li yayıncı Axios’a göre orijinal plan cihaz saldırılarının, topyekun bir savaşın başlangıç safhasında Hizbullah üyelerini etkisiz hale getirmek için yapılmasıydı.

Ancak İsrail Hizbullah’ın şüphelenmeye başladığını öğrendikten sonra, saldırıya erken girişmeyi tercih etti.