İsrail-İran geriliminde Türkiye nasıl bir politika izliyor?

Kaynak, Getty Images
- Yazan, BBC Türkçe
- Unvan, Ankara
- Okuma süresi: 5 dk
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Haziran'da kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada "En başından beri İran'ın nükleer programıyla ilgili sürecin müzakere masasında yürütülmesi gerektiğini savunduk bugün de aynı noktadayız" dedi.
Cumhurbaşkanı 16 Haziran'daki kabineden sonraki açıklamasında "İsrail şimdi de komşumuz İran'a karşı saldırı başlattı. Saldırının aslında çok kapsamlı, sinsi amaçları olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" diye konuştu.
Erdoğan "Türkiye olarak kolaylaştırıcılık dahil üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazır olduğumuzu tüm muhataplarımıza açık açık aktardık. Masada çözebilecek meseleleri silahla, kaosla, önüne gelen her şeyi bombalamayla halletmeye çalışmanın ileride nelere yol açacağını kimse tahmin edemez" ifadelerini de kullandı.
Türkiye'nin insansız hava araçları konusunda "dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdiğini" belirten Cumhurbaşkanı şöyle devam etti:
"Kendi sistemlerimizi geliştiriyor ve üretiyoruz... Envanterimize giren bu ürünleri artık imal etme safhasına geldik. Milli savaş uçağımız KAAN bunun en iyi örneklerinden biridir. Çok uzun olmayan bir süreçte hiç ama hiç kimsenin bize efelenemeyeceği bir savunma kapasitesine ulaşacağız."
İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan bölgesel gerilimi en yakından takip eden başkentlerden biri Ankara oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Haziran iki kez ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü.
Erdoğan görüşmelerinde, ABD Başkanı Trump'ın yaptığı son açıklamaları memnuniyetle karşıladığını, tüm bölgeyi ateşe atabilecek bir felaketin engellenmesi için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, nükleer anlaşmazlığın çözümünün diplomasiden geçtiğini, bu yolda Türkiye'nin kolaylaştırıcılık dahil her türlü gayreti sergilemeye hazır olduğunu belirtti.
Nükleer görüşmeler 'tek çözüm' olarak değerlendiriliyor
Türkiye'nin açıklamalarında ABD'ye yönelik eleştirel bir mesajın yer almaması, tam tersine Trump'ın başlattığı nükleer müzakerelerin barışa giden yolda "tek yöntem" olarak değerlendirilmesi dikkat çekti.
İsrail'in 12 Haziran gece saatlerinde başlattığı saldırılara ilişkin ilk açıklama, 13 Haziran sabah saatlerinde dışişleri bakanlığı tarafından yapıldı.
Dışişleri açıklamasında İsrail'in İran'a hava saldırısı en güçlü şekilde kınandı ve Netanyahu yönetimi Orta Doğu bölgesinde "stratejik istikrarsızlaştırma" politikası uygulamakla suçlandı.
Dışişleri'nden birkaç saat sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da gelişmelerle ilgili yazılı bir açıklamayı sosyal medya aracılığıyla duyurdu.
Erdoğan, son saldırıyla İsrail'in bölgedeki durumu daha da tehlikeli bir aşamaya çektiğini kaydetti ve Netanyahu yönetiminin mutlaka engellenmesi gerektiğini kaydetti.
Siyasi açıklamalarının yapıldığı anlarda Ankara'da üst düzey bir güvenlik toplantısının yapıldığı duyuruldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak'ın katıldığı toplantıda, bölgede yaşanan tırmanmanın ve bölgeye yansımalarının ele alındığı duyuruldu.
Dışişleri Bakanı Fidan, toplantı sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye'yi ilgilendiren olası senaryolara göre gerekli önlemlerin alındığını kaydetti.

Kaynak, Getty Images
İsrail'e sert eleştiri, İran'a temkinli destek
Ankara'dan yapılan açıklamaların en temel mesajı, yaşanan gerilimden tamamen İsrail'in sorumlu tutulması oldu.
Erdoğan, "katliam şebekesi" olarak tanımladığı Netanyahu'nun yönetimindeki "İsrail haydutluğuna" son verilmesi gerektiğini ifade ederken, uluslararası topluma bu yönde adım atma çağrısında bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan da açıklamasında, "Gazze'de insanlık dramına yol açan, Lübnan'ı istikrarsızlığa sürükleyen, Suriye'yi işgale yönelen ve bugün de İran'ı hedef alan İsrail'in, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik stratejisinden bir an evvel vazgeçmesi gerekmektedir," ifadeleriyle aynı noktanın altını çizdi.
Ankara'nın açıklamalarında Tahran yönetimine "taziye" dışında siyasi destek anlamına gelebilecek bir ifadenin kullanılmaması dikkat çekti.
Türkiye, 2024'te İsrail ile İran arasında yaşanan gerilim sırasında İsrail'in hava saldırılarına maruz kalan İran'ın "misilleme" hakkı olduğunu dile getirmiş ve Tahran'a bu yöndeki hakkını kullanma konusunda destek vermişti.
Trump'ın başlattığı sürece destek
Ankara'nın açıklamalarında, ABD'nin bu süreçteki rolüne ilişkin olumsuz bir atıfta bulunulmaması da dikkat çeken bir unsur oldu.
ABD Başkanı Trump, İsrail'in saldırılarının hemen ardından yaptığı açıklamada, İran'ın anlaşmaya varmaması durumunda askeri yöntemlerin daha da güçlü şekilde kullanılacağı mesajı verdi. Trump'ın açıklaması İsrail'in hava saldırılarının bundan sonraki süreçte devamı açısından Washington'un açık bir desteği olarak değerlendirildi.

Kaynak, Getty Images
Dışişleri Bakanı Fidan ise dünkü açıklamasında nükleer görüşmelerle ilgili "ABD Başkanı Sayın Trump'ın nükleer müzakerelere ilişkin başlattığı sürecin ilerletilmesi, nükleer anlaşmazlığın yol açtığı ihtilafın çözülmesi için tek yöntemdir," ifadelerini kullandı.
Ankara'nın Trump yönetimi ile bu süreçte karşı karşıya gelmek istemediği yapılan değerlendirmeler arasında. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile önce 24-25 Haziran günlerinde Hollanda'da yapılacak NATO Zirvesi marjında daha sonra da davet gelmesi durumunda Beyaz Saray'da bir araya gelmek istediği biliniyor.
Erdoğan'ın bu kritik görüşmeler öncesinde Ankara-Washington arasında olumsuz bir hava yaratmamak istediği yapılan değerlendirmeler arasında.
Ankara 'zamanlamaya' dikkat çekiyor
Ankara, İsrail'in İran'a hava saldırısının zamanlamasına da dikkat çekiyor.
Umman arabuluculuğunda ABD ve İran arasında devam eden müzakerelerin 6. turundan hemen önce yapılan saldırının diplomatik çabaları akamete uğratmak amacına dikkat çeken Ankara, aynı zamanda bu tırmanmanın dikkatlerin Gazze'de yaşanan süreçten uzaklaştırmak niyetine de işaret ediyor.
Dışişleri Bakanı Fidan, "Bölgemizde giderek artan gerginliğin, dikkatleri Gazze'de yaşanan soykırımdan başka yöne çekmesine izin vermemeliyiz," ifadeleriyle bu noktaya dikkat çekti.

Kaynak, X/@HakanFidan
İsrail'in İran saldırısının gelecek hafta Filistin-İsrail sorununa "iki devletli çözüm" konferansından hemen önce ve özellikle Avrupa'da Gazze'de yaşanan insani drama karşı İsrail'e baskıların arttığı bir dönemde yaşanması da Ankara'nın zamanlama açısından vurguladığı unsurlar arasında.
Söz konusu konferansın son gerilim nedeniyle ertelenmiş olması, Ankara'nın zamanlama açısından kaygılarını somutlayan bir gelişme olarak görülüyor.
Buna paralel olarak Ankara, mevcut çatışmanın bölgenin geri kalanına da yansıyacak şekilde genişleyebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail'in bölgede geniş çaplı bir istikrarsızlaştırma politikasıyla kendisini güvende tutma arayışında olduğunu kaydeden Ankara, Netanyahu yönetimine baskının artırılması çağrısını yapmaya devam ediyor.
Bölge ülkeleriyle temas
İsrail'in hava saldırılarının başlamasının ardından yaşanan süreçte Ankara, bölge ülkeleri ile görüş alışverişi trafiğini artırdı.
Bu sürede Dışişleri Bakanı Fidan'ın 13 Haziran'da Irak ve Ürdün dışişleri bakanları, 14 Haziran'da da Azerbaycan ve Mısırlı muhataplarıyla telefonda görüştüğü kaydedildi. Fidan, dünkü açıklamasında ABD ve İran'la da yakın temas içinde olduklarını belirtti ancak bu görüşmelerin kendisi tarafından mı yoksa diplomat seviyesinde mi olduğunu ayrıntılandırmadı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 Haziran Cumartesi günü Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede İsrail ile İran arasındaki çatışma, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan görüşmede Netanyahu yönetimindeki İsrail'in bölgenin istikrarı ve güvenliği için en büyük tehdit olduğunu, bunu İran'a yönelik saldırı ile bir kez daha gösterdiğini, tansiyonun düşürülmesi için İsrail'in durdurulması gerektiğini ifade etti.











