Papa Francesco: Katoliklerin sıradışı lideri kiliseyi nasıl değiştirdi?

- Yazan, Övgü Pınar
- Unvan, Roma
- Okuma süresi: 8 dk
Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco (Papa Francis), uzun bir hastalık döneminin ardından 21 Nisan Pazartesi sabahı 88 yaşında hayatını kaybetti.
Arjantinli Jorge Mario Bergoglio'nun 2013'te başlayan papalık dönemi, daha başlamadan sıra dışı olacağının göstergelerini taşıyordu.
600 yıldır ilk kez önceki papanın ölmesi sebebiyle değil, istifa etmesi yüzünden yeni bir papa seçiliyordu.
Bu da Francesco'nun yaklaşık 10 yıl boyunca "emekli" bir papanın, kendisinden çok farklı bir eski papanın gölgesinde hüküm sürmesi anlamına gelecekti.
Francesco'nun reform adımlarına karşı çıkanlar "Benim Papa'm Ratzinger" demekten çekinmedi, zaman zaman kilisede bir çift başlılık görüntüsü ortaya çıktı.
Papa Francesco döneminin sıra dışılıkları, barındırdığı diğer ilklerle de alakalıydı.
Francesco Amerika kıtasından ve Cizvit tarikatından gelen ilk papaydı. Neredeyse 1300 yıldır ilk kez Avrupa kıtası dışından bir papa seçiliyordu.
Aynı zamanda, İtalya'nın fakirliği seçmesiyle ünlü azizi Francesco'nun adını alan ilk papa da oydu.
Francesco ismini seçmesinin bu fakir hayat temasıyla bağlantısını, kendisi de Papalık Sarayı yerine bir misafirhanede kalmayı seçmesi, şaşalı kıyafetler, araçlar, aksesuarlardan uzak durması ve dini görevlilere de sadelik salık vermesiyle gösterdi.
'Benim için dua edin'
13 Mart 2013 akşamı "Habemus Papam" anonsuyla Papa ilan edildiğinde, Vatikan'daki San Pietro Bazilikası'nın balkonundan yaptığı ilk konuşmaya basit bir "İyi akşamlar" dileğiyle başladı ve kalabalığa hitabını "Benim için dua edin" ricasıyla bitirdi.
Bu ricayı ilerleyen yıllarda da düzenli olarak, her Pazar duasının sonunda tekrarladı: "Lütfen benim için dua etmeyi unutmayın".
Bunlar kadiri mutlak bir hükümdar imajı çizmek isteyen birinin edeceği sözler değildi.
Nitekim Francesco papalığı boyunca geçmişteki hatasız "imparator papa" rolünden ziyade "insan papa" rolünü, halktan biri imajını tercih ettiğinin ısrarla altını çizdi.
Bir papa için kulağa sıra dışı gelen bu dua talebinin sebebini Ocak 2024'te katıldığı bir televizyon programında açıkladı.
İtalya'nın ünlü sunucularından Fabio Fazio'nun programında neden sürekli dua istediği sorusunu, "Çünkü ben bir günahkarım. Tanrı bana bir görev verdi bunu ona sadık biçimde yapabilmek için duaya ihtiyacım var" diye yanıtladı.
Kiliseye cinsel taciz suçlamaları
Kendisinden önceki iki papa gibi Francesco da kilisenin yönetiminde olduğu dönemde ortaya çıkan cinsel taciz skandalları ve bunlara nasıl karşılık verdiğiyle sınandı.
Kilise içindeki cinsel tacizler ve pedofili skandalları nedeniyle defalarca af dilese de zaman zaman bu konuda icraattan çok söz üretmekle suçlandı.
Örneğin Şili'de cinsel taciz vakalarını örtbas etmekle suçlanan Piskopos Juan Barros'u önce hakkında delil olmadığını söyleyerek savundu, ardındansa hata yaptığını kabul etti ve Barros'u görevden aldı.

Kaynak, Reuters
Katolik Kilisesi'nin ABD'deki en önemli isimlerinden biri olan Kardinal Theodore McCarrick'in pedofili suçlamaları nedeniyle istifaya zorlanması da kaydadeğer bir adımdı.
Cinsel taciz vakalarını ve bu vakaların üzerinin örtülmesi girişimlerini ihbar etme zorunluluğu getiren düzenlemeler de onun döneminde yapıldı.
Ancak taciz mağdurları ve aktivistler, bu alanda yapılan reformların etkisinin kısıtlı olduğunu, mutlak gücü elinde bulunduran bir papanın daha fazlasını yapabileceğini vurguluyor.
- "Papa Francesco: Katolik Kilisesi'ni değiştiren ruhani lider" videomuz için aşağıya tıklayın
Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
YouTube paylaşımının sonu
Cinsel hayata 'takıntılı' kiliseye karşıydı
İnananların özel hayatları, cinsel yaşamları üzerinden kontrol altına alınmasına "takıntılı" bir kilise istemiyordu.
Göreve gelmesinden birkaç ay sonra, Eylül 2013'te Cizvit tarikatının dergisi Civilta' Cattolica'ya yaptığı açıklamada kürtaj, eşcinsellik, doğum kontrolü gibi temalardaki öğretilerin "takıntılı biçimde empoze edilmesine" karşı çıktı.
"En büyük günahlar bedenin günahları değildir. En büyük günahlar ruhun günahlarıdır: gurur, nefret gibi" diyordu.
Temmuz 2013'te Brezilya seyahatinden dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken sarf ettiği sözler tarihe geçti: "Bir kişi eşcinselse ve Tanrı'yı arıyorsa, iyi niyetliyse, ben kimim ki onu yargılayayım?"
LGBT bireylerin kiliseden dışlanmaması mesajlarını 2023 sonunda resmi bir belgeye döktü. Eşcinsel birliktelik yaşayanlar, boşanıp yeniden evlenmiş olanlar gibi "kural dışı" çiftlerin de kilisede kutsanmasına onay veren bir belge yayımladı.
Öte yandan, özellikle kürtaj konusunda Katolik Kilisesi'nin klasik öğretilerinden uzak değildi. Kürtajın cinayet olduğunu söylüyor, kürtaj yapan hekimleri de "kiralık katiller" diye niteliyordu.
'Merhamet devrimi' çağrısı
Dünyanın bir merhamet devrimine ihtiyacı olduğunu söylüyor, "Eğer her birimiz her gün bir merhamet eylemi yaparsak dünyada bir devrim gerçekleşmiş olacaktır" diyordu.
Dindeki cezalandırıcılık-bağışlayıcılık kavramlarına bakışını, "Ben cehennemi boş düşünmekten hoşlanıyorum, umarım gerçekten öyledir" diye özetliyordu.
Verdiği reform ve yenilik umutlarının bazen somut adımlarla gerçeğe dönüşmekte yetersiz kalması ilerleme yanlılarını gücendirdi. Bu kanadın yetersiz bulduğu reformlar ise muhafazakarları öfkelendirmeye yetti.
Meclisi kadınlara açtı
Papa Francesco dönemi, İkinci Vatikan Konsili'nin devamı olarak da yorumlanabilir.
1962-1965 tarihli İkinci Vatikan Konsili'nin getirdiği yenilik ve reformlara direniş gösteren muhafazakar kesimle mücadele ederken bir yandan da bu kanadın gerçek bir bölünmeye yol açmasının önüne geçmeye çalıştı.

Kaynak, Getty Images
Kendisine bir grup kardinalden oluşan bir danışma konseyi kurarak, dini meclis toplantısını (sinod) aralarında kadınların da yer aldığı sivillere de açarak, "Roma Divanı" denilen Vatikan yönetimini yeniden düzenleme adımları atarak, Vatikan bankası ve ekonomisiyle ilgili soruşturmalar ve şeffaflık amaçlı yeni mevzuatlar getirerek, bakanlık seviyesinde bir pozisyona ilk kez bir kadını atayarak Vatikan içinde taşları yerinden oynattı.
Katolik Kilisesi'nin katı ahlaki öğretilerinde ısrar etmemesi, çevre ve iklim gibi tüm dünyayı ilgilendiren sorunlara vurgu yapması, sosyal adaletsizliği ve kapitalizmi eleştirmesi, göçmenlere kucak açılması çağrısı, dinler arası diyaloğa verdiği önem, din adamlarına fakir bir yaşam öğütlemesi bir kesimi rahatsız etti.
Aşırı muhafazakar, gerici kanattan Papa'ya "deccal", "kafir" yakıştırmaları, "Komünist Papa" benzetmeleri geldi.

Kaynak, Getty Images
Kendisi ise Avrupa kıtası dışından olmasının da etkisiyle, dünyanın merkezinin burası olmadığı, "kenar mahallelerin" de ilgiyi hak ettiğini özellikle vurguladı.
Bu kenar mahallelere, toplum dışına itilmiş, marjinalleştirilmiş, bu zamana kadar kilise tarafından dışlanmış grupları da dahil etti.
Papa olarak ilk ziyaretini Temmuz 2013'te, göçmen trajedisinin yaşandığı İtalya'nın Lampedusa adasına yaptı.
Ağustos 2023'te Portekiz'de gençlere hitap ettiği konuşmasında sloganlaştırdığı "Herkes, herkes, herkes" mesajı, bu bakış açısının ürünüydü.
Kilisenin herkese kucak açmasını öğütlüyordu: "Kilisede herkese yer var, yer yoksa da açmalıyız; hata yapanlar, düşenler veya mücadele edenlere de yer açmalıyız."

Kaynak, Getty Images
İslam'la diyalog
Diğer Hristiyan mezhepleriyle ve farklı dinlerle diyalog da Papa Francesco'nun önceliklerindendi.
Fener Rum Patriği Bartholomeos'la yakın ilişkisinin yanı sıra, Moskova Patriği Kirill ile de yakınlaşmaya önem verdi. İki lider 2016'da Küba'da buluştu. Bu buluşma, yaklaşık 1000 yıllık ayrılığın ardından ilk kez bir Papa ile Rus Ortodoks Kilisesi Patriği'nin bir araya gelmesi açısından tarihi öneme sahipti.
İslam diniyle diyaloğu geliştirme çabaları kapsamında Şubat 2019'da "Dinler Arası Buluşma" konferansına katılmak için Birleşik Arap Emirlikleri'ne giderek Arap Yarımadası'nı ziyaret eden ilk papa oldu.
Burada, Sünni İslam'ın başlıca referans noktası olarak görülen El Ezher Üniversitesi rektörü Şeyh Ahmed El Tayyib'le birlikte "Dünya Barışı ve Birlikte Yaşam İçin İnsanların Kardeşliği Belgesi" adlı bir ortak deklarasyona imza attı.
Kendisinden önceki papa Ratzinger'in İslam peygamberine hakaret etmekle suçlanmasına yol açan 2006 tarihli Regensburg konuşması örneğine karşılık Papa Francesco, "önce iğneyi kendimize batıralım" tutumunu benimsedi.
Regensburg konuşmasının açtığı uçurumun bilinciyle İslam dünyasıyla ilişkileri onarmaya ve Müslüman çoğunluklu bölgelerdeki Hıristiyan azınlıkları tehlikeye atmamaya özen gösterdi.
"Haçlı Seferleri gibi, inancını elinde bayrak olarak taşıyıp din yaymaya gitmenin hatalı olduğunu" söyledi.
Ocak 2015'te, Paris'te Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırıyı yorumlarken "Hiç kimse din adına, Tanrı adına başkalarına zarar veremez, savaşamaz, öldüremez. (Paris'te) yaşananlar bizi şimdi şoke ediyor ama kendi tarihimize bakalım, din adına ne kadar çok savaş yaptık! Biz de bu konuda günah işledik. Ama Tanrı adına cinayet işlenemez, bu dinden sapmadır" dedi.
Ardından da "Provokasyon yapmak, başkalarının inancına hakaret etmek doğru değil" diyerek tartışma yaratan "Anneme küfredeni yumruk bekler" çıkışını yaptı.
Türkiye ile 'soykırım' krizi
Papa Francesco'nun Türkiye ile ilişkiler açısından en dikkat çeken çıkışlarından biri ise Ermeni soykırımı konusunda oldu.
Nisan 2015'te Vatikan'daki San Pietro Bazilikası'nda "Ermeni şehitliğinin 100. yılı için kutsal ayin" düzenleyen Papa burada "soykırım" sözcüğünü kullanınca Türkiye ile Vatikan arasında diplomatik kriz yaşandı.
Türkiye'de iktidarın sert tepkisini çeken sözler şöyleydi:
"İnsanlık geçen yüzyılda benzeri görülmemiş üç büyük trajedi yaşadı: Birincisi, genel olarak '20. yüzyılın ilk soykırımı' olarak kabul edilen trajediydi: bu, Katolik ve Ortodoks Süryaniler, Asuriler, Keldaniler ve Rumlarla birlikte, ilk Hıristiyan ulus olan siz Ermeni halkını vurdu. Piskoposlar, rahipler, din görevlileri, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hatta savunmasız çocuklar ve hastalar bile öldürüldü.
"Diğer ikisi Nazizm ve Stalinizm tarafından gerçekleştirilenlerdi. Ve yakın zamanda Kamboçya, Ruanda, Burundi ve Bosna'dakiler gibi diğer kitlesel kıyımlar... Öyle görünüyor ki insanlık ailesi, terör yasasının yol açtığı hatalardan ders almayı reddediyor; ve bugün bile kimilerinin yardımıyla, kimilerinin de işbirlikçi bir sessizlikle seyirci kalmasıyla kendi türünü ortadan kaldırmaya çalışanlar var."

Kaynak, Getty Images
Bu sözler üzerine Türkiye, Vatikan Büyükelçisi'ni geri çekti.
Diplomatik girişimler sonrası büyükelçi 10 ay kadar sonra görevine dönebildi.
Türkiye 1915'te Ermenilerin öldürüldüğünü kabul ediyor ancak savaş ortamında her gruptan insanın öldüğünü, yaşananların "soykırım" olarak nitelendirilemeyeceğini savunuyor.
Papa Francesco ilerleyen yıllarda "soykırım" sözcüğünü farklı bağlamlarda da kullandı. Buna, Kanada'da 20. yüzyıl sonuna kadar yatılı okullarda yerli halkların çocuklarının asimile edilmesinde Katolik Kilisesi'nin rolü de dahildi. Temmuz 2022'de Kanada'ya ziyaretinde bundan dolayı özür dileyen Papa, yaşananları "soykırım" diye niteledi.
Ailesi İtalya göçmeni
Katolik Kilisesi'nin 266. Papası Francesco, Jorge Mario Bergoglio adıyla 17 Aralık 1936'da Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te dünyaya geldi.
İtalya göçmeni bir aileden gelen Bergoglio'nun babası Mario demiryollarında muhasebecilik yapıyordu. Annesi Regina Sivori ise evle ve beş çocuğuyla ilgileniyordu.
Jorge Mario Bergoglio kimya teknisyenliği eğitiminin ardından ruhban okuluna girdi. Şili ve Arjantin'de beşeri bilimler ve felsefe eğitimi aldıktan sonra liselerde edebiyat ve psikoloji öğretmenliği yaptı.
1967-1970 arasında teoloji eğitimi aldı. 1969'da rahip olarak atandı. 1973'de Cizvit tarikatının Arjantin lideri oldu ve altı yıl bu görevde kaldı.

Kaynak, Getty Images
Bu yıllar, Arjantin'de 1976 darbesi ve sonrasındaki askeri rejim ve Kirli Savaş dönemine denk geliyordu.
Bergoglio'nun bu dönemde oynadığı rol tartışmalara da yol açtı. 1976'da askeri rejim tarafından kaçırılan iki Cizvit rahibin ele geçirilmesinde Bergoglio'nun rolü olduğunu iddia edenler olsa da kendisi bu iddiayı yalanlıyordu.
2021'de hayatını kaybeden bu rahiplerden Franz Jalics de tutuklanmasının Bergoglio'nun suçu olmadığını söylemişti.
Bergoglio, askeri rejimin insan hakları ihlallerine karşı açıkça sesini çıkarmadığı için de eleştiriliyordu. Kendisi ise kaçırılan rahipleri kurtarmak için üst düzey yetkililerle görüştüğünü savunuyordu.
Ukrayna ve Gazze tutumları
Benzer bir "yeterince ses çıkarmama" suçlaması, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgali sonrası da geldi.
Bu kez papalık makamında olan Bergoglio, işgalin ilk günlerinde Rusya'yı net biçimde eleştirmediği ve diplomatik girişimleri sürdürebilmek için açık kapı bırakmayı seçtiği gerekçesiyle tepki çekti. Ancak ilerleyen aylarda Moskova ve savaşı destekler açıklamalar yapan Rus kilisesine yönelik daha net eleştirilerde de bulundu.
İsrail-Filistin meselesinde de denge unsurunu korumaya çalışsa da Gazze'de yaşananları "soykırım" diye nitelemesi ve defalarca ateşkes çağrısı yapması da akıllarda.
Papa Francesco, bu göreve gelmesinden beri dünyanın her yerinde süren çatışmaları "parça parça bir Üçüncü Dünya Savaşı" diye niteledi. Savaşlardan her söz ettiğinde, "Savaşların arkasında silah ticareti var" vurgusu yaptı. "Unutulan savaşları", Arakanlı Müslümanlar, Ezidiler gibi baskı altındaki grupları sıklıkla andı.
Konutu da mezarı da sıra dışı
Mart 2013'te Katolik Kilisesi lideri olarak ilk balkon konuşmasını yaptığında, papalık dönemine damga vuracak kilit unsurların ilk sinyalleri de görülüyordu.
Önceki papaların aksine halkın önüne süslü pelerinler, altın haçlar, kırmızı ayakkabılarla çıkmadı.
Papalık Sarayı'nda yaşamak yerine daha mütevazı ve Vatikan bürokrasisinin filtresi dışında başka insanlarla da görüşebileceği Santa Marta Misafirhanesi'nde kalmayı seçti.
Yüzyıllardır papaların yazlık olarak kullandığı evi "saray divanına benziyor" diye reddetti ve müzeye dönüştürdü.
2023 sonunda yaptığı bir açıklamada, cenazesinin de sade olacağını açıkladı.
Papa Francesco 2024'te yayımlanan söyleşi kitabında, "Vatikan'ın Avrupa'daki son mutlak monarşi olduğu ve saray manevralarının burada sık görüldüğü doğru, bu sistem nihai olarak terk edilmeli" diyordu.
2013'te kendisinin papa seçildiği konklavda bu gibi tutumları geçmişte bırakma isteğinin hakim geldiğini söylüyor ancak, "Reformu yavaşlatmaya çalışanlar, Kral-Papa döneminde kalmak isteyenler her zaman var" uyarısı yapıyordu.
Şimdi Francesco döneminin mirası, halefinin bu reform hareketine mi yoksa karşı-reformcu kanada mı yakın olacağıyla da şekillenecek.






