Sekiz aydır tutuklu olan gazeteci Sedat Yılmaz tahliye edildi

Sedat Yılmaz

Kaynak, DFGD

Fotoğraf altı yazısı, Sedat Yılmaz
    • Yazan, Hatice Kamer
    • Unvan, Diyarbakır

Sekiz aydır tutuklu olan Mezopotamya Haber Ajansı Editörü Sedat Yılmaz tahliye edildi.

Yılmaz, Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya katılması için Ankara'daki Sincan Cezaevi'nden Diyarbakır'a getirilmişti.

Sedat Yılmaz, Ankara merkezli bir terör soruşturmasında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla yargılanıyordu.

23 yıldır gazetecilik yapan Yılmaz, 29 Nisan’da Diyarbakır'daki evine yapılan bir baskınla eşi ve kız kardeşiyle birlikte gözaltına alınmıştı.

Yılmaz, avukatları aracılığıyla gözaltı sırasında güvenlik kuvvetlerinin şiddetine maruz kaldığını açıklamıştı.

Aynı operasyonda Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu da gözaltına alınmış, her iki gazeteci de Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanarak Ankara Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne ring aracıyla nakledilmişlerdi.

Eşiyle birlikte gözaltına alındığında 13 yaşındaki kızının evde bir başına kaldığını söyleyen Yılmaz, maruz kaldığı baskıların ve tutuklanmasının Kürt gazeteci olmasıyla ilgili olduğunu öne sürdü.

Yılmaz hakkında hazırlanan iddianame iki gizli tanığın ifadesine dayanıyor.

Türkiye’nin tüm bölgelerinde meydana gelen önemli olayları takip ettiğini ve haber yaptığını söyleyen Sedat Yılmaz, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın “Mahur Beste” romanına atıf yaptı ve romandaki “Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur” satırlarından alıntı yaparak ‘’Maalesef bu satırlarda atıf yapılmış karaktere uygun birinin iftiralarına karşı kendimi savunmak zorunda bırakılıyorum” dedi ve iddianameyi utanç verici olarak niteledi.

Gizli tanığın suçlamalarına göre ANF’de çalıştığını ve haberleriyle örgüt propagandası yaptığının öne sürüldüğünü belirten Yılmaz, bu iddiaları ispatlayacak delillerin dosyada yer almadığını altını çizdi.

Savunmanın devamında Uğur Mumcu'nun bir makalesine Kürt Sorunu’nun anlaşılması için yaptığı tespite değindi ve bu konuda 31 yıldır ilerleme sağlanamadığını kaydetti.

Türkiye’de sansür ve gazetecilere yönelik baskıların cumhuriyet tarihi boyunca süregeldiğini söyleyen Yılmaz, cumhuriyet döneminde basının ‘sefa sürenler ve cefa çekeneler’ olmak üzere iki çizgide ilerlediğini belirtti ve hükümetlerin yanında duran yüzde 95’in karşısında cefa çeken hattın temsilcileri olarak Sebahattin Asli, Aziz Nesin gibi gazetecilerin payına sansür, baskı, cezaevi gibi zorluklar düştüğünü vurguladı.

90'lı yıllarda bu çizgiye Musa Anter şahsında üçüncü bir çizginin eklendiğin ve Kürt basınının bu hat üzerinden geliştiğini belirtti.

“Devlet kaynaklı şiddet artık yönünü daha çok bu üçüncü çizgiye yönlendiriyor” dedi ve 90'lardan bu yana Kürtlerin yaklaşık 60 gazete çıkardığını söyledi ve Gündem gazetesinin binasının bombalanmasını, 50'nin üzerinde muhabir ve dağıtımcısının öldürüldüğünü hatırlattı.

'Kürt olduğum için buradayım'

“Bu ikinci ve üçüncü çizgi, bugün iktidar dışı kalmış yüzde 5'in içinde direniyor. Ben de bu yüzde 5'in içinde olan muhalif bir gazeteciyim. Evet, Kürt olduğum için, Kürt bir gazeteci olduğum için, Kürt basınında çalıştığım için bugün buradayım” dedi ve bu davanın amacının gazetecileri korkutup susturmak olduğunu öne sürdü.

Mahkemede Yılmaz’ı savunan Avukat Veysel Ok ise iddianamenin hukuki dayanağı olmadığını, Yılmaz’ın yaptığı haberler nedeniyle yargılandığını, bir kişinin mesleğini yaptığı için suçlanamayacağını söyledi.

Bir diğer avukat Resul Temur ise Yılmaz’ın aleyhine ifade veren gizli tanığın bizzat kendi ifadesiyle devlete çalıştığını söyledi ve bu tanığın ifadelerinin karara etki etmemesi gerektiğini ifade etti.

Savcı, Yılmaz’ın tutukluluk halinin devamı yönünde mütalaa sundu ama duruşma sonunda mahkeme heyeti tahliye kararı vererek duruşmayı 29 Şubat tarihine erteledi.

Sedat Yılmaz’ın gün içinde Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevinden salıverilmesi bekleniyor.

Geçen hafta Abdurrahman Gök ve Beritan Canözer tahliye olmuştu

Abdurrahman Gök

Kaynak, Hatice Kamer

Fotoğraf altı yazısı, Abdurrahman Gök

Geçen hafta da Diyarbakır'da “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla yargılanan üç gazetecinin daha davası görülmüştü.

Bunlardan biri de Mezopotamya Haber Ajansı Editörü ve Foto Muhabiri Abdurrahman Gök'tü.

Sekiz aydır tutuklu olan Abdurrahman Gök, ikinci duruşmada tahliye edildi.

Gök'ten iki gün sonra, yine aynı suçlamayla yargılanan ve Abdurrahman Gök ile birlikte tutuklandıktan 58 gün sonra serbest bırakılan JİNNEWS editörü Beritan Canözer de beraat etti.

Beritan Canözer

Kaynak, Instagram / Beritan Canözer

Fotoğraf altı yazısı, Beritan Canözer

Sedat Yılmaz ile birlikte aynı operasyonda aynı suçlamayla aynı gün gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun da davası geçen hafta Diyarbakır’da görüldü.

Mahkemeye SEGBİS ile katılan Müftüoğlu, savunmasında gazetecilik faaliyetlerinin suç olarak gösterilmeye çalışıldığını savundu, gazeteciliğin suç olmadığını söyledi, gizli tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ifade ederek beraatini istemişti.

Avukat savunmaları bitmeden hakim, tutukluluğun devamı yönünde kararını açıklayınca avukat Veysel Ok, bu durumu utanç verici olarak nitelemişti.

Müftüoğlu'nun bir sonraki duruşması 18 Ocak’ta.