Kadınlar taciz iddialarını paylaşıyor: 'Şiddet karşısında kolektif bir bilinç gelişiyor'

Pankart kaldıran, mor giymiş kadınlar gösteri düzenliyor

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2022 yılındaki bir eyleminden.
    • Yazan, Fundanur Öztürk
    • Unvan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Okuma süresi: 5 dk

Türkiye'de kadınlar günlerdir fotoğrafçılık, müzik, sinema ve yayıncılık alanlarında taciz iddialarını paylaşıyor.

Sosyal medyada kadınlar hem tacize uğradıklarını ifşa eden paylaşımlar yapıyor hem de birbirlerine destek açıklıyor.

Birçoğu, yıllar sonra konuşma cesareti bulduklarını söyleyerek "utanç artık taraf değiştirmeli" diyor.

Dünyada kadınların 2017 yılında başlattığı #MeToo hareketi Türkiye'de de yankı bulmuştu. 2020 yılında da benzer paylaşımlar yapılmıştı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, kadınların ve toplumun bu kez çok daha birarada olduğunu düşünüyor:

"Çok sayıda kurum kadınların yanında yer alıyor. Toplumda şiddet karşısında kolektif bir bilincin geliştiğini görüyoruz. Bu çok olumlu bir gelişme."

Paylaşımlar nasıl başladı?

İfşalar, sosyal medyada bir kadının, tanınmış bir makyözün kadınlara cinsel organının fotoğraflarını attığını söylemesiyle başladı.

Hemen ardından birden fazla kadın, fotoğrafçılık sektöründe çalışan bazı erkeklere dair çeşitli iddialarda bulundu.

Bu paylaşımların ardından taciz hikayelerini paylaşan kadınların sayısı hızla arttı.

Bazı kadınlar iddiaları isimleriyle paylaşırken bazıları kimliklerini gizlemeyi tercih etti.

İddialara konu olan erkeklerden bazıları özür dilerken bazıları suçlamaları reddetti.

Hakkında ciddi taciz iddiaları dile getirilen komedyen Mesut Süre "Bu bir ifşa değil, itibar suikastıdır" dedi ve hukuki yollara başvuracağını söyledi.

Sektörden tepkiler ne oldu?

Sektör temsilcisi çeşitli kurum ve kuruşlardan kadınların ifşa kampanyasına destek açıklamaları geldi.

Sinema, televizyon ve tiyatro alanlarında çalışan kadınların oluşturduğu dayanışma ağı Susma Bitsin, 22 Ağustos'ta yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Henüz konuşmaya hazır hissetmeyen başka pek çok hayatta kalan olduğunu da biliyor, onlara inanıyor ve hepsi için burada olduğumuzu hatırlatıyoruz."

"Sahip olduğu maddi ve manevi imkanlarla, sosyal ağlarıyla ve yakalanmadan yıllarca birçok kadını istismar etmenin verdiği cüretle hareket eden erkeklere hatırlatırız ki: Hiç ifşa olmadım sananlarınızın isimlerini biliyoruz."

Oyuncular Sendikası ise tüm üyelerine seslenerek tacize uğrayan kadınların doğrudan kendilerine ulaşması çağrısı yaptı.

Süre'nin İlişki Testi programının yapımcı şirketi İda İletişim ise komedyen ile ilişkilerini sonlandırdıklarını duyurdu.

Sinema platformu Mubi ise yönetmen Selim Evci ile ilgili iddiaların ardından filmlerini platformdan kaldırdı.

Akbank Sanat da Akbank Kısa Film Festivali kapsamında hizmet aldıkları Evci ile ilişkilerin sonlandırıldığını ve bu yılki festivalin iptal edildiğini duyurdu.

Evci, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "kendisi hakkındaki linç girişimlerini üzüntüyle takip ettiğini" söyleyerek hukuki süreç başlattığını belirtti.

Suçlanan erkekler ne diyor?

Sosyal medyada birçok erkekle ilgili iddialar dile getirilirken çok azı bunlara yanıt verdi.

Son olarak komedyen ve yazar Kaan Sezyum, hakkındaki taciz iddiasını kabul ederek "yaşattıklarımdan ötürü pişmanım ve çok üzgünüm" dedi.

Sezyum, "Sadece gelecekte böyle korkunç bir deneyimi kimseye yaşatmayacağımın sözünü verebilirim. Beni seven ve sevmeyen herkesten tekrar özür dilerim" diye ekledi.

Sosyal medyada bir kadın bundan üç yıl önce yaşandığını söylediği bir olay paylaşmıştı.

Kadın, Kadıköy'de bir mekanda karşılaştığı Sezyum ile tanışıp sohbet ettiklerini, komedyenin bir süre sonra kadını evine davet ettiğini ve burada kendisine fiziksel şiddet uygulayarak öpmeye çalıştığını aktarmıştı.

Kadın, Sezyum'u iterek "apar topar" evden çıktığını söylemişti.

Olayın ardından BirGün, gazetede yazarlık yapan Sezyum ile yollarını ayırdıklarını açıkladı.

X paylaşımını geçin
X içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.

X paylaşımının sonu

Argonatlar sanat sitesinin kurucu yayın yönetmeni Kültigin Kağan Akbulut de iddiaları kabul eden isimlerden oldu.

Akbulut, 22 Ağustos'ta sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada özür diledi ve "failliğimi asla reddetmiyorum" ifadelerini kullandı:

"Bir partide genç bir galeri çalışanına başkası yapsa kınayacağım hareketlerde bulunmuş olmaktan büyük üzüntü duyuyorum.

"Kişinin açıklamasındaki her şey doğrudur. Daha sonrasında özür dilemeye çalıştım, konuşmak istemediğini belirtince de ısrar etmedim."

Bir kişi sosyal medya hesabında, Akbulut'un kendisini defalarca kez öpmeye çalıştığını, rahatsız edici fiziksel temas ve sözlü iltifatlarda bulunduğunu yazmıştı.

Argonotlar ise ifşaları kabul eden Akbulut'un yayın üzerindeki tüm yetkilerini bıraktığını, ayrıca Argonotlar'ın yayın hayatını askıya aldıklarını duyurdu.

Mor pankartlar kaldırmış kadınlar

Kaynak, Getty Images

Fotoğrafçı Mesut Adlin ise yaşı küçük birine attığı iddia edilen mesajlarla ilgili olarak savcılığa ihbarda bulundu.

Adlin, yargısız infaza uğradığını öne sürerek kendisi hakkındaki iddianın araştırılmasını talep etti.

İfşalarla adli süreç tetiklenir mi?

Peki, sosyal medyadaki ifşa hareketinin hukuki sonuçları ne olabilir?

Paylaşılan taciz ve cinsel saldırı beyanlarının çoğu "takibi şikayete bağlı suçlar" arasında yer alıyor.

İşlenen suç hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılabilmesi için, mağdurun ya da suçtan zarar gören kişinin, olayın gerçekleşmesinden sonraki 6 ay içerisinde şikayetçi olması gerekiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan avukat Ceren Kalay Eken süreci şöyle açıklıyor:

"Taciz ve cinsel saldırı halinde zor kullanılarak, fiziksel şiddet, vücuda cisim veya organ sokma gibi nitelikli hali geçekleştiğinde takibi şikayete bağlı olmaktan çıkıyor.

"Fakat savcılığın kendiliğinden harekete geçmesi gereken bu hallerde dahi, eğer kişinin şikayeti yoksa çok da gereği gibi bir inceleme, irdeleme olmadığını görüyoruz."

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi'nin eski dönem başkanlarından olan Eken, doğası gereği ispat edilmesi zor olan bu suçları şikayet etmek isteyen kadınların pek çok engelle karşılaştığını belirtiyor:

"Çok ciddi ispat araçları sunmaları bekleniyor ve bu süreçte hakkını aramaya çalışan kadınlar daha fazla yıpranıyor."

Faillerin genellikle aile içinden, yakın çevreden ya da iş ortamından güçlü erkekler olduğunu belirten Eken, kadınların ifşa edebilecek gücü bulmakta zorlandığını söylüyor.

Eken, "Kadınların ilk önce ne yaşadığını tanımlayabilmesi bile uzun zaman alıyor. Çalıştığım dosyalarda, 30 yıl sonra kendini hazır hissederek şikayetçi olmak isteyen kadınlar gördüm" diyor.

Masumiyet karinesi etkilenir mi?

Cinsel saldırı, çoğunlukla kapalı kapılar ardında ve şahit olmadan gerçekleşen bir eylem.

"Kadının beyanı esastır" ilkesi, delil yetersizliği olan durumlarda kadın veya çocuğun beyanı esas alınarak kovuşturma aşamasına geçilmesini ifade ediyor.

İlke aynı zamanda, kadın ve çocuğun beyanının yargılama aşamasında da delil niteliği taşıyabilmesi anlamına geliyor.

Ancak yargılamada genellikle tek başına yeterli sayılmıyor, buna ek deliller de sunulması isteniyor.

BBC Türkçe'ye konuşan hukukçular, bu ilkenin, masumiyet karinesine aykırı olmadığını değerlendiriyor.

Her iki tarafın da Anayasa gereği hakkını arama özgürlüğü olduğunu belirten Eken, bu durumun başlı başına masumiyet karinesine aykırılık teşkil etmeyeceğini değerlendiriyor:

"Tacize uğradığını iddia eden kişinin de sonuna kadar hak arama hürriyeti vardır. Biri yaşadığı ancak ispatı oldukça güç olan bir suç karşısında hakkını ararken, diğeri de masumiyet karinesi hakkını savunabilir. Yarışan hakları söz konusudur."

"İftiranın da ispatı güç olsa da mümkündür. İtibar suikastına uğradığını düşünen kişi de tacize uğradığını düşünen kişi gibi her zaman maddi manevi tazminat davası açabilir."

2022 yılında Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kapatma davası görülürken, yakınlarını kadın cinayetlerinde kaybedenlerin İstanbul adliyesi önünde bekleyişi.

Kaynak, Getty Images

Avukat Hülya Gülbahar da Yargıtay kararlarına göre kadının beyanını esas alan uygulamaların masumiyet karinesine aykırı olmadığını belirtiyor:

"Masumiyet karinesi, bir kişinin suçu sabit oluncaya kadar o kişiye suçsuz gibi davranmaktır. O yüzden kovuşturma aşamasında 'şüpheli', yargılama aşamasında 'sanık', cezayı aldıktan sonra 'suçlu' diyoruz. Yargılama yapılırken hangi kuralların uygulanacağının masumiyet karinesiyle ilgisi yoktur."