Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman hakkındaki AYM kararını reddeden yerel mahkeme hakkında inceleme talep edildi

Kaynak, X
- Yazan, BBC News Türkçe
- Unvan, Londra
- Okuma süresi: 5 dk
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Gezi Parkı davası tutuklusu Tayfun Kahraman hakkında verdiği hak ihlali ve yeniden yargılama kararının gerekçesini açıklaması sonrası yapılan tahliye başvurusu reddedildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin olağan kanun yollarında ele alınması gereken konularda inceleme ve değerlendirme yapamayacağına, AYM'nin bir temyiz ya da istinaf mahkemesi olmadığına hükmetti.
AYM'nin "süper temyiz mahkemesi" olmadığını belirten 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, "Anayasa Mahkemesinin görevi, Yargıtay ve ilk derece mahkemelerince yapılan değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek değildir" ifadelerini kullandı ve AYM'nin yetki gaspı yaptığını savundu.
Mahkeme bu nedenle Tayfun Kahraman'ın infazının durdurulması, tahliyesi ve yeniden yargılanmasına yönelik talepleri reddetti.
Bunun üzerine Türkiye Barolar Birliği (TBB) 7 Kasım'da, Kahraman'ı tahliye etmeyen mahkeme heyeti hakkında incelem yapılması için Hakimler ve Savcılar Kurulu'na başvurdu.
TBB heyetin görevden uzaklaştırılmasını talep etti.
Kararın ardından 6 Kasım'da sosyal medya hesabından bir açıklama yapan eşi Meriç Kahraman, "Bugün sabah Silivri'de Tayfun ile görüştük, karardan habersiz, umutla birbirimize sarıldık. Şu an gerçekten çok üzgünüm. [Kızım] Vera'yı okuldan alacağım ve ona ne diyeceğimi bilmiyorum" dedi ve ekledi:
"AYM kararı uygulanmadığında ne yapılır bilmiyorum. Biz kimseye zarar vermedik, biz hayatımız boyunca kimseye kötülük etmedik, şimdi bize bunları neden yaşatıyorlar anlamıyorum.
"Hayatım boyunca hayal dahi edemeyeceğim bir zulmün hedefi olmanın ağırlığını kelimeye dökemiyorum.
"Umutlu olmak istiyorum, zorlanıyorum. Göz göre göre, masum olduğumuz halde ailemize çile çektirilirken ne denir, ne yapılır cidden bilmiyorum.
"Kimsenin buna engel olamamasının çaresizliğini tarif edemiyorum. Perişan haldeyiz."
DEM Parti Grup Başkanvekili ve Muş Milletvekili Sezai Temelli ise Türkiye'de anayasayı ihlal etmenin normalleştiğini söyledi.
Bu durumdan Meclis'in de sorumlu olduğunu ve yargıçların anayasayı ihlal etmesine cesaret verdiğini savunan Temelli, "Buna son vermek bizim sorumluluğumuzdur" ifadelerini kullandı.
Kahraman'ın avukatı Cansu Çiftçi ise Can Atalay dosyasında da benzer bir "Anayasal kriz" yaşandığını hatırlattıktan sonra "Sundukları gerekçeyi tartışıp bir anlam yüklemek istemiyorum. Yapmış oldukları işlem hukuka ve Anayasa'ya aykırı" dedi ve ekledi:
"Umarım sağduyulu yargıçlar ortaya çıkar da bu karar düzelir. Yoksa bunun sonu kimsenin yargıya ve Anayasa'ya güvenmemesi olur."
Çiftçi 7 Kasım'da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ise 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararına 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde itiraz ettiklerini duyurdu.
AYM kararında ne demişti?
Gerekçeli kararda, yerel mahkemenin Kahraman'ın eylemleri ile Gezi eylemlerindeki şiddet olayları arasında illiyet bağını ortaya koyamadığı belirtildi.
Kararda ayrıca Kahraman'ın hangi eylemlerinin hükümeti devirmeye teşebbüs anlamına geldiğinin belli olmadığı kaydedildi.
Kahraman'ın avukatı, kararın Resmi Gazete'de yayımlanması sonrası müvekkili için tahliye başvurusu yaptı.
Tayfun Kahraman, 14 Haziran 2013'te dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen heyette yer almış ve görüşme sonrası basın açıklamasını yapmıştı.
Kahraman, Taksim Dayanışması adına yaptığı açıklamada, "[Başbakanın] yargı nihai kararını verinceye kadar Gezi Parkı konusunda herhangi bir tasarrufta bulunulmayacağını açıklaması bu geceden çıkan olumlu sonuçtur" demişti.
Gezi Parkı davasında Can Atalay, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Ayşe Mücella Yapıcı ve Yiğit Ali Ekmekçi sanık olarak yer aldı.
Tayfun Kahraman ise aynı dava kapsamında, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçlamasıyla yargılandı ve 25 Nisan 2022'de 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu kararı istinafa taşındı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun buldu.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet hükümlerini onadı.
Tayfun Kahraman, 2022'den bu yana cezaevinde bulunuyor.
AYM'ye bireysel başvuru yapmıştı
Tayfun Kahraman, "esasa etkili iddia ve itirazlar hakkında mahkemelerce ilgili ve yeterli bir değerlendirme yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği'' gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.
AYM, başvuruyu 31 Temmuz'da karara bağladı.
AYM Genel Kurulu, Tayfun Kahraman'ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılanması gerektiğine oy çokluğuyla karar verdi.
Kararın gerekçesi 17 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlandı.
Gerekçeli kararda neler var?
AYM, Tayfun Kahraman'ın mahkumiyetine gerekçe gösterilen sosyal medya paylaşımları ile basın açıklamalarının hangilerinin şiddete teşvik ya da hükümeti devirmeye teşebbüs anlamı taşıdığının tespit edilmediğini kaydetti.
Gerekçeli kararda, mahkumiyet kararı veren mahkemeyle ilgili olarak "Gerekçelerinde bu anlamda değerlendirilebilecek eylemlerin ve paylaşımlarınn hangileri olduğunu açık bir biçimde ortaya koymalıdır" denildi.
Kararda ayrıca, "Başlamış bir toplantı ve gösteri eylemi sürecinde ortaya çıkan şiddet olaylarının salt varlığı, kendi eylemleriyle bu şiddet olayları arasında illiyet bağı kurulmadığı müddetçe kişileri doğrudan sorumlu tutabilmek için yeterli değildir" denildi.

Kaynak, Angelos Tzortzinis/AFP via Getty Images)
AYM, adil yargılanma hakkı kapsamındaki "hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine" hükmettiği Kahraman'ın yeniden yargılanmasına karar verdi.
AYM söz konusu kararda, "takdir mahkemenin" vurgusu da yaptı. Ayrıca ihlal kararının, yeniden yapılacak bir yargılamada "beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmediğini" de vurguladı.
AYM'den Yargıtay'a eleştiri
AYM, gerekçeli kararında, temyiz süreciyle ilgili olarak Yargıtay'ı da eleştirdi.
Kararda, mahkumiyet gerekçesi yapılmayan dinleme kayıtlarının Yargıtay'ın onama kararında gerekçe yapıldığı belirtildi, söz konusu durumla ilgili olarak "Kahraman'ın bu delile karşı savunma yapma imkânından yoksun bırakılması sonucunu doğurmuştur" tespiti yapıldı.
Mahkemenin, Gezi Parkı eylemlerinin organizasyon dâhilinde olduğuna dair iddiası da inceleniyor.
AYM, Tayfun Kahraman'ın Gezi Parkı olayları öncesi yargılamanın diğer sanıklarından yalnızca biriyle iletişiminin olduğuna işaret etti, "Mahkemeyi bu şekilde düşünmeye iten bulgunun tam olarak ne olduğu karardan anlaşılamamaktadır" dedi.
Gerekçeli kararda şu ifadeler de yer aldı:
"Başvurucunun somut olarak ne zaman hangi forum toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda ne tür kararlar alındığı, alınan kararların şiddet olayları üzerindeki etkisi ve özellikle bu forumların organizasyonu ile ortaya çıkan şiddet eylemleri arasında nasıl bir bağlantı bulunduğu hususlarında herhangi bir açıklık içermemektedir."
AYM, Gezi Parkı ile ilgili farklı bir davada, Gezi eylemlerinin anayasal hak kapsamında değerlendirildiğini ve Taksim Dayanışması'nın suç örgütü olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığına dair mahkeme kararını da hatırlattı.
Gerekçeli kararda, Kahraman'ın da bunu davasında hatırlattığı belirtildi, "Konunun neden farklı yorumlandığına dair Mahkemelerce yeterli bir gerekçe de ortaya konulmamıştır" denildi.












