Sinan Ateş soruşturmasında takipsizlik: Yargı süreci neden tartışma konusu oldu?

Sinan Ateş

Kaynak, X

Fotoğraf altı yazısı, Sinan Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Okuma süresi: 7 dk

30 Aralık 2022'de öldürülen Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş, dosyaları ana davadan ayrılan 22 kişi hakkında yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini söyledi.

Ekim 2024'te ana davada 11 kişi hakkında hapis cezası verilmişti. Hakkında yurt dışı çıkış yasağı konularak serbest bırakılan 22 kişi hakkındaki soruşturma ise devam ediyordu.

Bu kişiler arasında Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve Eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz da vardı.

Bugün sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Ayşe Ateş, "Bu kararla birlikte Sinan Ateş'in neden katledildiği, katledilmesi talimatını kimlerin verdiği gibi sorular cevapsız kaldı" dedi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Ekim 2024'te Eray Özyağcı, Vedat Balkaya, Suat Kurt, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş'ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş karar sonrası yaptığı açıklamada, "Azmettiricilerin dışarıda dolaştığını" öne sürmüştü.

Ateş ailesi, cinayetin siyasi ayağı olduğunu iddia ettikleri MHP'li bazı isimlerin korunduğunu savunuyor. MHP suçlamaları reddediyor.

Sinan Ateş kimdir?

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı'nın eski başkanı Doç. Dr. Sinan Ateş, 1984'te Balıkesir'de doğdu.

Bursa'da büyüyen ve lise yıllarından itibaren Ülkü Ocakları içerisinde yer alan Ateş, 12 yıl MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman'ın danışmanlığını yaptı.

Ateş, 2019'da Olcay Kılavuz'un yerine Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı'na atandı, ertesi yıl ise Devlet Bahçeli tarafından görevden alındı.

MHP ve Ülkü Ocakları içerisinde muhalif bir çizgisi olduğu öne sürüldü.

Ateş, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesiydi.

Nasıl öldürüldü?

Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Arkadaşı Selman Bozkurt ile Çankaya ilçesi Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi'nde bir binadan çıkarken silahlı saldırıya uğradı.

Saldırıda başına isabet eden kurşunla ağır yaralandı.

Olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekibi tarafından kalp masajı yapılan Ateş, ardından özel bir hastaneye kaldırıldı.

Hastanede yapılan tüm müdahalere rağmen kurtarılamadı.

Olayda Selman Bozkurt da omzundan yaralandı.

Ateş'in Bursa’daki cenaze törenine binlerce kişi katıldı.

İddianamede neler vardı?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 39 kişi hakkında işlem yapıldı.

Bunlardan 22'si hakkında iddianame düzenlenerek dava açıldı.

Haklarında yurt dışına çıkış yasağı getirilen diğer 22 kişi hakkındaki soruşturmanın ise ayrı dosya üzerinden sürmesi kararlaştırılmıştı.

22 Ocak 2025'te ise Ayşe Ateş, bu soruşturmadaki tüm sanıklar hakkında takipsizlik kararı verildiğini söyledi ve ekledi:

"Elleri kanlı azmettiricilere normal hayatları hediye edilirken bana ve iki kızıma bir ömür boyu ölüm tehdidi altında yaşamak layık görüldü."

Ateş, Ekim 2024'te davada karar çıkmasının ardından Ateş, "Devam eden bir soruşturma var. Kovuşturmaya dönüşmesini bekliyor musunuz?" sorusuna, "Bekliyoruz. Dönüşmemesi için çaba sarf ettikleri haberlerini alıyoruz. Ben de o dosyanın açılması için iddianamesinin yazılması ve onların yargılanması için elimden gelen her şeyi yapacağım" diye yanıt vermişti.

İddianame, 7 Mayıs 2024'te Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Yüz kırk beş sayfalık iddianamede failler Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt'un ortak hareket ederek eylemi gerçekleştirdikleri, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş'ın ise azmettirici oldukları öne sürülüyordu.

Diğer şüpheliler Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal'ın ise iştirak halinde işlenen suça yardım ettikleri iddia ediliyordu.

Olay tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde komiser olarak görev yapan şüpheli Mustafa Ensar Aykal'ın maktule ait kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak temin ederek şüpheli Demirbaş'a verdiği, bu yüzden "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma" suçunu işlediği iddia ediliyordu.

Sinan Ateş

Kaynak, X

Fotoğraf altı yazısı, Sinan Ateş, Hacettepe Üniversitesi'de öğretim üyesiydi.

İddianame neden tartışma yarattı?

Hem Ateş’in ailesi hem de bazı siyasetçi, hukukçu ve gazeteciler, iddianamenin son derece eksik olduğunu savundu.

İddianame ile ilgili tartışmalar siyaset düzlemine de taşındı.

Öne çıkan eleştiriler şunlar oldu:

- İddianame bilirkişi raporunu yeterince değerlendirmiyor.

- Demirbaş ve Çep’in cinayeti azmettirme gerekçelerine yer verilmiyor.

- Cinayetin nedeni yeterince açıklanmıyor.

- Deliller yeterince değerlendirilmiyor.

- Demirbaş’ın MHP eski milletvekili Olcay Kılavuz’un evinde yakalanmış olması iddianamede geçmiyor.

-Demirbaş’ın olası siyasi bağlantılarının üzerine gidilmiyor.

Ayrıca Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş'in savcılık ifadesinin iddianameye girmemesi de tepki gördü.

Ateş ailesi ne diyor?

Ayşe Ateş, açıklamalarında iddianameyi “içi boş kağıt parçası” sözleriyle eleştirdi:

“Sanki basit bir alacak verecek kavgası gibi servis edilen bir iddianame var ortada. İddianame bile diyemeyeceğim. Var olan şeyleri bile eklememişler, koymamışlar."

“Peki, azmettiriciler nerede? Böyle bir suikasti birkaç çapulcunun tasarlayıp planladığına inanmamızı gerçekten bekliyor musunuz?”

Ateş, savcılık ifadesinde eşinin cinayetten aylar önce tehdit edilmeye başladığını söyledi.

Eşinin kendisine anlattıklarına dayanarak, 10 Mart 2022 tarihinde Ankara Ülkü Ocakları’nın kullanımında siyah bir aracın Ateş'in ofisinin önüne geldiğini, araçtaki dört kişinin burada beklediklerini söyledi.

“Bu konuda arkadaşı Ömer Çağrı Özdemir'e 10 Mart 2022 tarihinde Whatsapp’tan ofis önünde bekleyen aracın resmini paylaşarak, 'Ankara Ocak, Silahlı 4 kişi göndermiş' seklinde mesaj göndermiş. Bu konuşmaya ilişkin ekran resmini de ifademin ekinde sunuyorum. Bu hususta Ömer Çağrı Özdemir'in de ifadesine başvurulmasını talep ediyorum” beyanında bulundu.

Aynı ifadede Ayşe Ateş savcılıktan, “Tolgahan Demirbaş ve dönemin MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un ilişkisinin aydınlatılması ve Sinan Ateş’e yönelik suikasta dahlinin araştırılması”' talebinde bulundu.

Ayşe Ateş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ayşe Ateş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 11 Haziran 2024'te görüştü.

Ateş, duruşma sürecinde dosyanın alelacele kapatılmaya çalışıldığını belirterek, “Onca delile rağmen siyasi uzantılarla aradaki bağı koparmak için mücadele veren bir yargı süreciyle karşı karşıyayız” dedi.

Ayşe Ateş, 2 Ekim'deki karar duruşmasında aile üyeleri ile bir kişi arasında gerginlik yaşanmasının ardından "Devlet Bahçeli'nin tehditlerinin, hedef göstermelerinin neticesi. Bugün fiziki müdahale oldu, yarın ateşli silah kullanılmayacağı meçhul" ifadelerini kullandı.

Ayşe Ateş televizyon kanallarına yaptığı açıklamada "Hepimizi öldürün, rahatlayın" dedi.

MHP ne diyor?

MHP, Ateş ailesinin iddialarını reddediyor.

MHP avukatlarının davaya katılma talebi ise "MHP'nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ekim’de partisinin meclis grubunda yaptığı konuşmada davayı dikkatle takip ettiklerini söyledi.

Bahçeli şöyle konuştu:

"Milliyetçi Hareket Partisi’ne organize Pensilvanya operasyonu çekenlere ne Ülkü Ocakları’nı ne de Milliyetçi Hareket Partisi’ni çiğnetmem. Hayır çiğnerim diyenler varsa, istedikleri yerde, bu davaya hayatını adamış, inanmış bir Ülkücü olarak hepsini birden heyecanla beklerim."

Bahçeli ayrıca isim vermeden, "Yaşına başına bakmadan önüne gelen mikrofona konuşmak, siyasi kışkırtmanın ve uzaktan kumandalı oyunun figüranı olmak bir hanımefendiye asla yakışmayacaktır" dedi.

Sinan Ateş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli

Kaynak, X

Fotoğraf altı yazısı, Sinan Ateş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli

Sanıklar ne dedi?

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada yargılamalara, 1 Temmuz’da başlandı.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşmalarda sanıklar iddiaları reddetti.

Eray Özyağcı

Sanık Eray Özyağcı, polise ve savcılığa verdiği ifadeyi değiştirerek, kendisini Doğukan Çep’in azmettirdiğini söyledi.

Özyağcı, “Abim (Doğukan Çep), ‘Sadece Sinan Ateş’i ayaklarından vur ve uzaklaş, yanındaki diğerleriyle uğraşma’ dedi. ‘Ben senin için gider Sinan Ateş’i ayaklarından vururum’ dedim. Ben o ne diyorsa onu dinledim” dedi.

Özyağcı, kendisinden ifade alan savcıların, cinayeti siyasi bir amaçla işlenmiş gibi göstermek için baskı kurduklarını iddia etti.

Ayrıca kendisine bazı isimler ve fotoğrafların onaylatılmaya çalışıldığını öne sürdü:

“Üç tane savcı ifademi almaya başladı. Savcı, ‘Bize hikaye anlatma, bu işin siyasi olduğunu düşünüyoruz. Devlet Bahçeli’den talimat aldıysan söyle, 2-3 MHP’linin ismini ver de kurtul’ dedi.”

Doğukan Çep

Çep, mahkeme başkanının, “Sen mi azmettirdin?” sorusuna, “Ben azmettirdim” yanıtını verdi.

Çep daha sonra ise “Ben öldürmeye gitmedim... Nasıl öldüğünü de bilmiyorum. Ölmesini istemezdim. Kimin mermisiyle öldüğünün araştırılmasını istiyorum. Yanındaki Selman’ın mermisiyle karnından vurulduğunu düşünüyorum" dedi.

Çep, bir dosyadan aldığı cezanın lehine çözülebilmesi için Sinan Ateş’ten yardım istediğini, Ateş’in karşılığında 1 milyon TL istediğini ancak parayı almasına rağmen sözünü tutmadığını iddia etti.

Çep, yıllar içinde Ateş'le bu konu için birçok kez görüştüğünü, Ateş'in her seferinde kendinden farklı kişiler için yeniden para istediğini ama sonuç çıkmadığını iddia etti:

“Abi olmuyorsa paramızı geri alalım' dedim, ‘Kardeşim çocuk oyuncağı mı parayı nasıl alayım?’ dedi, biraz sert yaptı bana. Dört beş gün sonra aradım ‘Şimdi müsait değilim 'diyerek telefonu kapattı. Sonra telefonlarıma çıkmamaya başladı. Ben de ‘Ankara’ya gideceğim bunu ayaklarından vuracağım’ dedim."

Özyağcı da Çep de Ateş'in yanında bulunan Selman Bozkurt'un silahından çıkan mermilerle ölmüş olabileceğini iddia etti.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Duruşmalar, Ankara'daki Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde yapıldı.

Tolgahan Demirbaş

Sanık Tolgahan Demirbaş, cinayetle hiçbir ilgisinin olmadığını, kendisiyle ilgili tüm iddiaların komplo olduğunu savundu.

Mustafa Ensar Aykal

Sinan Ateş'e yönelik "toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme" suçuna yardım etmekten yargılanan dönemin cinayet büro amiri Mustafa Ensar Aykal, suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Serdar Öktem

Davanın kritik isimlerinden MHP’li avukat Serdar Öktem savunmasında suçlamaları reddederek “dosyanın eski savcılarının manipülasyonlarıyla” tutuklandığını savundu.

Öktem savunmasında ayrıca, “Mensubu olduğum bir camiaya (suçu) yıkmak için 18 aydır bize zulmediliyor” dedi.

Avukat Öktem, cinayetin ardından gözaltındaki sorgusunda telefonunun şifresini vermediği için telefon incelemesi yapılamadı.

Geçmişte Covid geçirdiği için hafıza kaybı yaşadığını ve şifreyi hatırlamadığını söyleyen Öktem, telefonun şifresini şimdi de hatırlamadığını söyledi.

Ateş ailesinin avukatları, Öktem hariç tüm sanıkların telefonunun incelendiğini hatırlatarak, “Şifreyi şimdi hatırlasaydınız verir miydiniz?” diye sordu.

Öktem ise Avukatlık Kanunu 36. madde kapsamında şifreyi vermeyeceğini söyledi.

Murat Can Çolak

Eray Özyağcı, 28 Aralık'ta özel harekat polisleri Murat Can Çolak ve Aşkın Mert Gelenbey'in kullanımındaki kiralık transporter araçla Ankara'ya getirilmişti.

Suçlamaları reddeden Çolak, Gelenbey'in teklifiyle eğlenmeye Ankara'ya gittiklerini söyleyerek, daha sonra yanlarına, tanımadığını iddia ettiği Özyağcı'nın geldiğini söyledi.

Çolak, Mahkeme Başkanı Mehmet Güven'in sorularına çelişkili yanıtlar verdi.

Ufuk Köktürk

Duruşmada savunma yapan sanıklardan, Doğukan Çep'e cinayet öncesi para gönderdiği ortaya çıkan MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Köktürk ise Çep ile 2013 yılında Maltepe Cezaevi'nde kalırken tanıştığını söyledi.

Köktürk’ün 2013’te bir öğrencinin bıçaklanarak öldürülmesi olayından tutuklu yargılanırken tahliye edildiği, 20 yıl hapis cezasına çarpıtılmasına rağmen tutuklanmadığı ortaya çıkmıştı.

Köktürk, sadece MHP'de çekilmiş bir fotoğrafı yüzünden suçlandığını savundu.

Mahkeme nasıl karar verdi?

Mahkeme son kararını 2 Ekim'de açıkldı.

Tetiği çeken Eray Özyağcı, olay yerinden kaçışta motoru kullanan Vedat Balkaya ve cinayet öncesi keşif yapan Suat Kurt'a “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

İddianamede azmettiricilikle suçlanan Doğukan Çep'e "tasarlayarak kasten öldürme", Tolgahan Demirbaş’a ise "tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

"Tasarlayarak öldürmeye yardım" suçundan sanıklar Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak ve Emre Yüksel'e 18'er yıl, sanık Mustafa Uzunlar'a ise 15 yıl hapis cezası veren mahkeme, sanık Alper Atay'ı da "suçluyu kayırma" suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Sinan Ateş'in yanında vurulduğu Selman Bozkurt'a ise "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 13 yıl hapis cezası verildi. Olayda Selman Bozkurt da omzundan yaralanmıştı.

Mahkeme, diğer sanıklardan Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Osman Bayraktar, Caner Günay, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç ve Erdem Karadeniz'in üzerine atılı suçlardan beraatına karar verdi.

Mahkeme bununla birikte Günay hakkında "suçluyu kayırma" suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına hükmetti.

Sanıklar arasında tek tutuklu olan Çağlar Zorlu'nun da beraatle birlikte tahliyesine karar verildi.