Milli Eğitim Bakanı Tekin, BBC Türkçe'ye konuştu: 'Ramazan etkinlikleri gönüllülük esasına göre yapılacak'

- Yazan, Fundanur Öztürk
- Unvan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, Ankara
- Okuma süresi 6 dk
Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" başlıklı etkinlikler düzenlenmesini öngören yazısı, eğitimde dinin rolü üzerine geniş bir tartışma başlattı.
Bu uygulama, muhalefet partisi ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından, hem Anayasa'nın laiklik ilkesine aykırı olduğu hem de etkinliklere katılmak istemeyen öğrencilerin dışlanma ve etiketlenmeye maruz kalma riski bulunduğu gerekçesiyle eleştirildi.
Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı'nda BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Bakan Yusuf Tekin, eleştirilere cevap verdi.
Tekin, etkinliklerin, bakanlığın görevlerinin bir parçası olarak planlandığını, Anayasa ve yasalara uygun bir çerçevede hazırlandığını söyledi.
Eleştirileri reddeden Tekin, etkinliklere katılmak istemeyen öğrencilerin dışlanmaması ve etiketlenmemesi için hem genelgede "gönüllülük" esasının vurgulandığını hem de il müdürleriyle toplantı yapıldığını söyledi.
Antalya'ya bir anaokulunda öğrencilere Ramazan çetelesi dağıtılması gibi örneklerin ise "gayri hukuki" olduğunu belirten Tekin, "Biz bu konuda bütün vatandaşlar gibi çok hassasız" dedi.
'Laiklik tarifimiz farklı'
Anayasa'nın ikinci maddesinde Türkiye'nin "laik bir hukuk devleti" olduğu vurgulanıyor. Yirmi dördüncü maddesinde ise "devletin dini telkinde bulunamayacağı, kimseye ibadet ve dini törenlere katılma zorunluluğu getirilemeyeceği" belirtiliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise okullara gönderilen Ramazan ayı etkinlikleriyle ilgili yazı ve rehber kılavuzda, laikliğe aykırı hiçbir unsur olmadığını söyledi.
Bakan Tekin, okullara gönderdikleri yazının laikliğe aykırı olduğu yönündeki eleştirilerin, siyasi polemik üretme çabasından kaynaklandığı görüşünde.
Tekin, "Ulusun devamlılığı açısından, ülkedeki milli birlik ve beraberlik duygusunun gelişmesi açısından, ayrıştırıcı ve ötekileştirici hususları dışarıda bırakıp, milleti bir arada tutacak, temel referans değerleri çocuklara kazandırmak, diğer ülkelerdeki eğitim bakanlıklarının olduğu gibi bizim de görevimiz" dedi.
"Bizim metnimizi okuyan hiç kimse, laiklik ya da benzeri evrensel hiçbir ilkeye aykırı herhangi bir hususu bulamazlar" diye konuşan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anayasamızın başlangıç kısmından başlayıp, öğretmenlik mesleği hakkındaki kanuna kadar her türlü kanunla ilişkisini kurduk. Öğretim programları dediğimiz müfredatlarla ilişkisini kurduk. Gönüllülük esasına göre yapılacağını açıkça deklare ettik.
"Bütün bunlardan hareketle, metnin laiklik ilkesine aykırı olarak yorumlanmasını bir art niyet ve toplumu germeye yönelik manipülasyon üretmeye, siyasal anlamda polemik üretmeye yönelik bir adım olarak görüyorum."
'Muhalefet yapanların laiklik anlayışı, tepeden inmeci bir mantık'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 24 Şubat'ta partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada sert dille eleştirdiği Tekin için "AK Parti'nin kutuplaştırmadan ve vatandaşı birbirine düşürmeden sorumlu bakanı" ifadesini kullandı.
17 Şubat'ta 168 yazar, akademisyen, gazeteci, sanatçı ve meslek örgütü temsilcisi, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bir bildiri yayımlayarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i eleştirmişti.
Yusuf Tekin, 25 Şubat'ta AKP'nin grup toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, bildiriye imza atanlar hakkında dava açtıklarını duyurdu ve kendisine verdiği destekten ötürü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye teşekkür etti.
Tekin ise BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, okullara gönderdikleri yazı için "laiklik eleştirisi" yapanların laiklik tariflerinin farklı olduğunu söyledi:
"Bilhassa 28 Şubat'ın yıldönümünü yaşayacağımız bugünlerde asıl problemimiz şu; Bu eleştiriyi yapan kişilerin evrensel anlamda insan haklarıyla ilgili metinlerle çelişen bir laiklik anlayışı var. Bu anlamda muhalefet yapan kişilerin laiklik anlayışı, insanlara herhangi bir dini inanışla ilgili ritüelleri, kural koymayı dayatan tepeden inmeci bir mantık.
"Onların tanımlamalarıyla bizim tanımlamalarımız arasında çok ciddi farklılıklar var. Ben [laikliği] evrensel anlamda insan hakları teorisinde kullanılan, dini inanç ve ibadet hürriyetinin bütün vatandaşları eşit bir biçimde temin edilmesi anlamında bir temel hak ve hürriyetin alanı olarak görüyorum."
'Öğretmenleri, ayrımcılığa karşı hassas olmaları konusunda uyardık'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığın ana görevlilerinden birinin, milli kültür etrafında çocukların ülkeye, millete, ulusa, ulusal değerlere bağlılıklarını artıracak şeyler yapmak olduğunu söyledi:
"Zorunlu eğitimin mantığı da budur. Anayasanın bizi yükümlü kıldığı sorumluluk da budur."
Tekin, bununla birlikte Ramazan ayı etkinliklerine katılmama özgürlüğü olduğunu, bu konuda hem il müdürlüklerinin hem de öğretmenlerin uyarıldığını ifade etti:
"Genelgeyi gönderdikten sonra il müdürlerimizle toplantı yaptık. Muradımızı arkadaşlarımıza anlattık. Gönüllülüğü ısrarlı bir biçimde söyledik.
"Öğretmenlerimizi, ayrımcılık olarak tanımlanabilecek şeylerde hassas davranmaları konusunda defaten uyardık. Bu uyarılarımızı sık sık yapıyoruz."
'Gayri hukuki etkinliklere karşı tedbir alıyoruz'
Bu süreçte bazı okullarda bakanlığın Ramazan ayı etkinliği için okullara gönderdiği kılavuz rehberde yer almayan bazı etkinlikler gerçekleştirildi.
17 Şubat'ta Antalya'da bir anaokulunda öğrencilere içinde namaz ve oruç gibi başlıkların bulunduğu "Ramazan Çetelesi" dağıtıldığı ve öğrencilerin bunu her gün doldurmasının istendiği iddia edildi.
Kocaeli'nde bir okulda zil sesi yerine ilahi çalındığı ve bir velinin buna tepki gösterdiği görüntüler sosyal medyada yayımlandı.
Bakan Tekin ise bu etkinliklere yönelik sorumuz üzerine, Türkiye'de 75 binden fazla okul olduğunu ve bazı okulların "iyi niyetli ya da süreci sabote edecek şekilde" farklı uygulamalarda bulunabildiğini söyledi:
"Yüz binlerce etkinliğin yapıldığı bir ortamda birkaç tane sıra dışı, meşru ilkelere uymayan, gayri hukuki şeyleri olabilir. Onlar da bize ulaştıkça zaten gereğini yapıyoruz. Bahsettiğiniz olaylarla ilgili de ilgili arkadaşlarımız gereklerini mutlaka yapacaklardır."

Tekin, İstanbul'da bir ortaokulda öğrencilere selefi andının okutulması uygulamasını da eleştirdi, benzer şikayetler ulaştığında tedbir alındığını söyledi:
"Yüz binlerce etkinlik içerisinde üç beş tane, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar, hepimizin eleştireceği şeyler var.
"Bu kadar büyük bir etkinlik havuzu içerisinde üç beş tane böyle yanlış uygulamanın olmasını çok doğal buluyorum. Bize ulaştığında biz bu konuda hemen tedbirimizi alıyoruz."
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Şubat'ta partisinin grup toplantısında Bakan Tekin'i savundu.
Erdoğan, "Milli Eğitim Bakanlığımız anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur. Yerindedir. Hukukidir" dedi.
Bakan Tekin de BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini hatırlattı:
"Sayın Cumhurbaşkanımız zaten grup toplantısında da ısrarlı biçimde bir hususun altını çizdi: İnanç hürriyeti konusunda, azınlık hakları konusunda bize kimse fikir vermesin. Biz dünyanın en bu konudaki demokratik ülkelerinden bir tanesiyiz."
'İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin oranı yüzde 11'
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Örgün Eğitim raporlarına göre, imam hatip liselerinin sayısı her yıl artarken, bu okullarda okuyan öğrencilerin sayısı özellikle son beş yılda azalma eğilimi gösteriyor.
2019-2020 eğitim öğretim yılında 494 bin 174 öğrenci bu liselere gidiyordu, 2024-2025 eğitim öğretim yılında bu sayı 404 bine düştü.
Aynı dönemler arasında okul sayısı ise 1.635'ten 1.713'e yükseldi.
Bakan Tekin ise imam hatip liselerine ilginin azaldığı yorumunun "bir şehir efsanesi" olduğunu savundu, ilginin normal seyirde olduğunu söyledi:
"28 Şubat gibi sıra dışı siyasi müdahaleler olmadan önce, Türkiye'de ortaöğretim öğrencilerinin yaklaşık %12'si imam hatip liselerine gidiyordu. 28 Şubat olduktan sonra bu rakam yüzde birlere, yüzde ikilere kadar düştü.
"Şu an geldiğimiz noktada da özel özel okullara dahil olmak üzere toplam orta öğretim öğrencilerinin içerisinde imam hatip lisesi öğrencilerinin oranı %11'ler bandında. Yani normal dönemdekinin üzerine çıkmış değil. Dolayısıyla bu konu da çok abartılı bir biçimde manipüle edilen konulardan bir tanesi."
'MESEM'leri 15 gün periyotlarla denetliyoruz'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ayrıca 12 yıllık zorunlu eğitimin kısabileceği konusunda çalışmaların sürdüğünü ancak zorunlu eğitimin süresinden çok eğitime başlama yaşının tartışıldığını söyledi:
"Biz çocuklarımızın eğitime başlama ve eğitimi tamamlama yaşlarının biraz daha aşağıya doğru çekilebileceğini düşünüyoruz. Zorunlu eğitim süresinden ziyade, yüksek öğretime başlama yaşı veya temel eğitime başlama yaşıyla ilgili biraz daha esnek bir şey çalışılabileceğini hala tartışıyoruz."

Bakan Tekin, Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) yaşanan çocuk ölümleriyle ilgili olarak ise bu merkezlerdeki iş kazalarının önüne geçmek için düzenli denetimler yapıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen standartlara uymayan işletmelerle protokol sağlanmadığını belirten Tekin, düzenli aralıklarla kontroller yapıldığını vurguladı:
"Haftalık 15 günlük periyotlarla gidip işletmede çocuğumuzun hem iş sağlığı ve iş güvenliği açısından hem de beceri eğitimi anlamında mesleki yetkinlik kazandıracak işlerde çalıştırılıp çalıştırılmadığı açısından, süreci denetleyen koordinatör öğretmenlerimiz var.
"Hem rutin denetimlerle hem de bu koordinatör öğretmenlerimizin bize hazırladıkları raporlarla sözleşmeleri yeniliyoruz ya da feshediyoruz. Şu an bu yılın rakamlarını bilmiyorum ama bu konuda çok hassasız. Denetimlerimizi çok sağlıklı, hızlı şekilde yapıyoruz."










