Adalet Bakanı Tunç, Can Atalay'ın AYM kararına rağmen tahliye edilmemesini değerlendirdi: 'Yargıtay'ın vereceği kararı hep beraber göreceğiz'

Can Atalay

Kaynak, Getty Images

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, cezaevinde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay'ın, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) verdiği hakkındaki hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmemesini değerlendirdi. Yargıtay'ın vereceği kararı hep beraber göreceklerini söyleyen Tunç, "Yargı bağımsız, tarafsız, en doğru kararı verecektir" dedi.

Ankara'da Uluslararası Aile Hukuku Sempozyumu'na katılan Bakan Tunç, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayarak, "Bağlı olduğumuz Anayasa'dan alınmayan yetkiyi hiçbir kimse ya da hiçbir organ kullanamaz" diye konuştu.

Tunç sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anayasa Mahkemesi kararından sonra ilk derece mahkemesi, bireysel başvurunun Yargıtay sürecinde sonuçlandığı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin verdiği karar neticesinde olduğu düşüncesiyle dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine gönderdi. Yargının önündeki bir konuyla ilgili olarak Adalet Bakanı'nın yorum yapması tabii ki mümkün değil..."

Bakan Tunç, hiçbir kimse ya da organın, Anayasa'dan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağını, yorum farkıyla Anayasa'nın bazı maddelerinin yok sayılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu söyledi.

"Yargıtay, adliye mahkemelerinden verilen kararların son inceleme mercidir. Kararları kesindir" diyen Tunç, dokunulmazlıkla ilgili maddelerin yıllarca uygulandığını belirtti:

"Özellikle Anayasa'nın 14. maddesinde belirlenen durumların kanunla düzenleneceği de Anayasa'nın kesin, açık hükmüdür. Dolayısıyla belirlenen durumların neler olduğunu ve o durumlara aykırı yaptırımların nerede düzenlendiğini Anayasa Mahkememiz de biliyor, Yargıtayımız da biliyor, bütün hukukçularımız da biliyor.

"Yıllarca uygulanan bu maddeleri yorum farkıyla yok sayarak hukuk sistemimizde, yargı sistemimizde, yüksek mahkemeler arasında bir çatışmayı ortaya koymanın ben doğru olmadığı kanaatindeyim. Bu, hukuk devletine zarar verir. Hukuk devletini korumak herkesin, hepimizin vazifesidir. Yasamanın da yargının da yürütmenin de vazifesidir. Hukuk devletini zedeleyecek herhangi bir yorumdan, Anayasa'nın maddelerini ilga edecek herhangi bir yorumdan kaçınmak gerekir. Bu Anayasa, Anayasa Mahkemesini de bağlar, Yargıtayı da bağlar. Yargıtay'ın vereceği kararı hep beraber göreceğiz."

AYM 25 Ekim'de, Atalay'ın bireysel başvurusuyla ilgili olarak "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma" hakkı ile "kişi hürriyeti ve güvenliği" haklarının ihlal edildiği sonucuna varmış, ayrıca Atalay'a 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmişti.

AYM'nin ihlal kararının Atalay’ın tahliyesinin önünü açması bekleniyordu.

Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin ihlal kararına rağmen dosyayı Yargıtay'a göndermişti.

Mahkeme, diğer dava süreçlerini hatırlatarak, AYM'nin hak ihlalleri kararının yerel mahkeme kararına ilişkin olmadığını savunmuştu:

“Anayasa Mahkemesince verilen bireysel başvuruya konu ihlal kararı mahkememizin kararına ilişkin olmayıp, Yargıtay ilgili Ceza Dairesince verilen tahliye talebinin reddi kararına ilişkin olduğu, dosyanın ilgili Daire önünde bulunduğu sırada başvurucunun milletvekili seçildiği ve bireysel başvuruya konu ihlalin bu Dairenin kararından kaynaklandığı, ayrıca bireysel başvuru yapıldıktan sonra ilgili Ceza Dairesince dosyanın esastan incelendiği ve karara bağlandığı, bu sebeple oluşan yeni hukuki durum karşısında Yargıtay 3. Ceza Dairesince yeni bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, dosya Cumhuriyet Başsavcılığınıza gönderilmiştir.”

Dosyayı kabul etmesi durumunda Yargıtay’ın AYM’nin ihlal kararını görüşmesi ve buna dair karara varması gerekecek.

Dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilme ihtimali de olduğu, ihlal kararı uygulanmazsa AYM’ye yeniden bireysel başvuru yapılması gerekeceği belirtiliyor.

TİP, Atalay AYM kararına rağmen tahliye edilmediği için Hakimler Savcılar Kurulu’na (HSK) soruşturma çağrısı yaptı.

Atalay da, AYM kararının uygulanmamasının, kişi hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlü devletin niteliklerine zarar verdiğini savundu ve “‘ikili devlet’ anlayışını kabul etmiyoruz” mesajı verdi.

Can Atalay'dan 5 maddelik açıklama

X (eski adıyla Twitter) hesabından açıklama yapan Can Atalay şunları kaydetti:

  • 25 Ekim günlü Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmediği her bir dakikanın bu ülkede yaşayan herkesin hak ve özgürlüğünü korumakla yükümlü devletin niteliklerine zarar verdiği açıktır. Ancak "ikili devlet" anlayışını kabul etmiyoruz. Buna alışmayacağız.
  • İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine neredeyse bir kılavuz açıklığında yazılan Anayasa Mahkemesi kararını, başka bir merciye "gereği için" göndermesinin açık hukuka aykırılığının HSK tarafından soruşturulmasını talep ediyorum.
  • Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasına ilişkin bir "irade" var ise bu iradenin 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkanına ait olamayacağı açık olduğundan hukuka bağlı olmayan Devlet hayalinin sahipleri kimlerdir?

Atalay kalan iki maddede, TBMM'ye inceleme çağrısı yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da TBMM'deki Grup Toplantısı'nda yargının, 'AYM'nin emsal kararlarına rağmen talimatla karar aldığını' savundu.

Can Atalay’ın tahliye edilmemesi nedeniyle avukatların Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlattıkları adalet nöbeti sürüyor.

Avukatlar adına basın açıklamasını okuyan Ekin Yavuz'un kararın 'Saray'da alındığını' savundu:

"Kararın Saray'da verildiğinin ispatı olarak karar tarihi, karardan 17 gün önce yazılmış, heyet yerine sadece mahkeme başkanının imzası konacak şekilde muhakeme hukukuna dikkat etmeyecek kadar pervasızlaşmışlardır”

X paylaşımını geçin
X içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.

X paylaşımının sonu

AYM'nin kararının gerekçesi neydi?

AYM'nin gerekçli kararında, Can Atalay'ın 14 Mayıs'ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nde milletvekili seçildiği, yasama dokunulmazlığına sahip olduğu konusunda kuşku bulunmadığı belirtilmişti.

Atalay'ın durumunun, Anayasa'nın 83. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen istisna kapsamında olduğu gerekçesiyle yargılanmasına devam edildiği ve tutuklu bulunduğu anımsatılan kararda, Atalay'ın Meclis'te yemin edemediği ve milletvekilliği görevini fiilen yerine getiremediği aktarılmıştı.

Bunun başvurucunun seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkına müdahale anlamını taşıdığı anlatılan kararda, AYM'nin daha önce de benzer durumlarda hak ihlali kararlarına hükmettiği hatırlatılmıştı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin, Atalay'ın yasama dokunulmazlığından faydalanamayacağı kanaatine vardığı aktarılan gerekçede, "Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş, aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa'nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir" tespiti yapılmıştı.