Erdoğan: Hamas direniş örgütüdür, Türkiye'de 1000'i aşkın mensubu tedavi altında

Erdoğan

Kaynak, Getty Images

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara’daki ortak basın toplantısına, Hamas konusunda iki lider arasında yaşanan görüş ayrılığı damga vurdu.

Miçotakis Hamas için "terör örgütü" derken, Erdoğan birden fazla kez buna katılmadığını söyledi, Hamas'ı "direniş örgütü" olarak tanımladı ve Türkiye'de 1000'e yakın Hamas mensubunun tedavi gördüğünü ifade etti.

Görüşme sonrası Reuters'a konuşan ismini vermek istemeyen bir Türk yetkili, Erdoğan'ın "hatalı bir ifade kullandığını" ve aslında Hamas üyelerinin değil 1000 kadar Gazzelinin Türkiye'de tedavi edildiğini kastettiğini söyledi. Türkiye, İsrail saldırılarının ardından Gazze'den bazı hasta ve yaralıları, refakatçileriyle Türkiye'ye nakletmişti.

Ancak İletişim Başkanlığı da Erdoğan'ın sözlerini herhangi bir düzeltme olmaksızın yayımladı: "...Ülkemde şu an bini aşkın Hamas'ın mensupları hastanelerimizde hepsi tedavi altında...".

Erdoğan, görüşmelerde “Gazze’deki soykırım başta olmak üzere bölgesel konular konusunda fikir teatisinde bulunduk” dedi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Güvenlik Konseyi'ne yaptığı Filistin'i üye devlet olarak kabul etme çağrısını hatırlattı.

Yunanistan’ın bu çağrıya destek veren 143 üye ülke arasında olmasından memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Miçotakis yönetimine Filistinliler adına teşekkür etti.

Miçotakis ise Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından “Türkiye ile özellikle Orta Doğu konusunda bazı görüş ayrılıkları söz konusu” dedi.

Yunan lider, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarını anımsatarak, 'İsrail’in bir terör saldırısı üzerine Gazze'ye girdiğini' söyledi ve şöyle devam etti:

“Terör örgütü olarak kabul ettiğimiz Hamas'ı Türkiye'nin farklı bir yaklaşımla, farklı bir nitelemeyle gördüğünü biliyoruz. Ancak bölgede akan kanın durdurulması konusunda ikimiz de hemfikiriz. Gazzeli sivillerin korunması gerektiği konusunda hemfikiriz.”

Miçotakis, İsrail’in Refah’a yönelik kara harekatını da “kabul edilemez” olarak niteledi.

Erdoğan 7 Aralık'ta Atina'yı ziyaret etmişti

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Erdoğan 7 Aralık'ta Atina'yı ziyaret etmişti

Erdoğan ise “Mutabık kalmadığımız önemli bir konu var. O da ben Hamas’ı terör örgütü olarak görmüyorum” dedi ve örgütü şu sözlerle tanımladı:

“Hamas, 1947’den itibaren toprakları işgal edilmiş, bu işgal ardından da topraklarını koruma altına alan bir direniş örgütüdür ve bu direniş örgütü İsrail’in acımasız 45 bini bulan insan kaybına karşı oraları koruma mücadelesi veren direniş örgütü durumundadır.”

Miçotakis’e seslenen Erdoğan, “40 binden fazla insanını kaybetmiş, Hamas’a terör örgütü dersek bu acımasız bir yaklaşım olur” dedi.

Yunanistan’ın BM’deki oylamada takındığı tavra değinen Erdoğan, “Bunlara karşı sizlerin de nitekim BM’de sizler de olumlu oy vermek suretiyle bu acımasızlığa katılmadınız. Ortak olmadınız. Ama şimdi orada terör örgütü olmadığını sizler de ortaya koydunuz. Ama şimdi burada terör örgütü derseniz buna üzülürüz” diye devam etti.

Erdoğan, Türkiye’de 1000’i aşkın Hamas üyesinin tedavi gördüğünü vurguladı.

Miçotakis ise toplantıda Erdoğan’a ikinci kez yanıt verdi ve şunları söyledi:

“İsterseniz bu konuda anlaşamadığımız üzerinde anlaşalım. Ancak hemen bir ateşkes anlaşma imzalanması konusunda mutabık olduğumuzu söyleyebiliriz. Çünkü Filistinli halk bu acımasız politikaların kurbanıdır” dedi.

Erdoğan da Miçotakis’e “Sağol” diyerek karşılık verdi.

Erdoğan'ın Hamaslıların Türkiye'de tedavi gördüğüne yönelik sözleri Avrupa medyasında da geniş yer buldu.

Avusturya, Belçika, Hollanda ve Fransa basını ik liderin görüşmesine dair haberlerinde Erdoğan'ın bu sözlerini manşete taşıdı.

çizgi

Görüşmeden izlenimler

Stelyo Berberakis/Atina:

İki liderin görüşmesinden sonra basına yapacakları açıklamaları hem Türk hem de Yunan basını nefesini tutmuş bekliyordu. Acaba iki lider kameralar önünde yeni bir krize yol açacak bir açıklama yapabilir miydi? Gözlenen olumlu hava aniden değişebilir miydi?

2021’de dönemin Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Ankara ziyaretinde eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile kameralar önündeki sert tartışması hala akıllardaydı.

Daha önceleri de 2016’da Erdoğan Başbakanlık görevinde iken gerçekleştirdiği Atina ziyaretinde dönemin Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos ile kameralar önündeki söz düellosu da hala belleklerden silinmemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Miçotakis’in basına yaptıkları ılımlı açıklamalarla “kriz” beklentisi içinde olanlar tam rahat bir nefes alırken, Erdoğan’ın yeniden sözü alıp Miçotakis’in "terör örgütü" olarak tanımladığı Hamas’ı "terör örgütü değil; direniş örgütü olarak gördüğünü" söyleyip Miçotakis’e bu konuda sitem edince, salonda yeni bir krizin patlak verileceğinden endişe duyuldu.

Yalnız salondaki Türk ve Yunan gazetecileri değil, liderlere eşlik eden deneyimli diplomatları da hop oturup hop kaldırtan bu görüş ayrılığı, “Çözüm bekleyen bunca Türk-Yunan anlaşmazlıkları dururken iki ülke ilişkilerine hiç beklemedik bir de Hamas krizi” eklenme olasılığından endişe duyulmasına yol açtı.

Miçotakis’in bu konuda Erdoğan ile “aynı fikirde olmadığını ancak Filistinli masum sivillerin yaşamlarına mal olan çatışmaların bir an önce sona erdirilmesinden yana olduğunu” söylemesi; Erdoğan tarafından kabul gördü ve olası bir “Hamas krizi” patlak vermeden yatıştı.

Türk-Yunan ilişkilerinde yıllarca süregelen inişli çıkışlar, şu anda “ilişkilerin yükseldiği” bir dönemden geçiyor.

çizgi

Görüşmede diğer hangi konular öne çıktı?

Miçotakis’in Ankara temasları, Erdoğan’ın 7 Aralık’taki Atina ziyaretinin bir devamı niteliğindeydi.

Basın açıklamasına Hamas konusundaki görüş ayrılıkları damgasını vursa da, iki liderin diğer konulardaki ılımlı mesajları dikkat çekti.

Erdoğan da Yunan liderin ziyaretini “samimi bir görüşme” olarak nitelendirdi.

Basın toplantısında iki lider, ekonomi, Kıbrıs, Kariye Camii, Türkiye’nin AB’ye katılımı, azınlık hakları, afet ve acil durum yönetimi, turizm, düzensiz göç gibi konu başlıklarını konuştuklarını ve bu konularda yol kat ettiklerini de ekledi.

“Türkiye-Yunanistan arasındaki işbirliği ruhunun güçlenmesinin hem her iki ülke hem de bölge için hayırlı olacağı inancındayız” diyen Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

  • “Geçtiğimiz yıl 6 milyar dolar gerçekleşen ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefiyle çalışıyoruz.
  • “FETÖ, PKK, DHKP-C gibi terör örgütleri gündemimizdeydi. Yunanistan'la terör örgütleriyle mücadele anlayışımız giderek güçleniyor.
  • “Yunanistan'daki Türk azınlık ve soydaşlarımızın haklarına katkı sağlamasını bekliyoruz. Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı çözüme kavuşturulması mühimdir.
  • “Kariye Camimizi 2020'de aldığımız karar sonrasında titiz restorasyon sonucu yeniden ibadete ve ziyarete açtık. UNESCO kültür varlığı olan her bir eserin korunmasında tüm insanlığın istifadesine sunulmasına önem veriyoruz. Kariye Camii de herkesin ziyaretine açıktır."
kariye camii

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Eski bir Ortodoks kilisesi olan Kariye Camii 6 Mayıs'ta ibadete açıldı

Miçotakis’in konuşmasından öne çıkanlar da şöyleydi:

  • “İki ülke arasındaki olumlu gelişmeleri devam ettirmeye kararlı olduğumuzu gösterdik.
  • “Tabii ki bu sonuçları kazan kazan zemininde elde etmiş bulunuyoruz. Mesela ekonomi, yani yatırımlar artmıştır ve ekonomik anlamda işbirliği, ticaret işbirliği hacmi gün be gün gelişmektedir.
  • “Yunanistan var olan zorluklara rağmen Türkiye'nin AB ortaklık sürecine destek vermeye devam etmektedir.
  • “Sivil koruma konularında işbirliğimizi daha da geliştireceğimiz konusunda mutabık kaldık. İklim değişikliği, deprem coğrafyaları içinde yer almamız bizi mutlaka afet ve acil durum yönetimi konusunda işbirliğine götürüyor.
  • "Aynı zamanda düzensiz göç meselesine değinme fırsatımız oldu. Ümitsiz insanların acısını istismar eden insan tacirlerini durdurmak için sarf ettiğimiz çabalar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Türkiye bu konuda çok kararlı. Çok pozitif katkıda bulundu.
  • "Avrupa kararları ışığında da Türkiye'nin Avrupa fonlarından bu konuda faydalanabilmesi için çalışıyoruz."

Türk ve Yunan basını liderlerin Ankara'daki görüşmesini olumlu karşıladı. Ancak her iki ülkedeki haberciler “bu ılımlı dönemin ne kadar süreceği” sorusunu irdelemeye başladı.

Görüşmede iki lider de Ege ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklarda anlaşamadıklarında mutabık kalmalarına rağmen “zor” olarak nitelenen anlaşmazlıkların diyalog, uluslararası hukuk ve iyi niyet gösterileriyle giderilebilmesi için ilk önce “ticarette, ekonomide, turizmde, enerjide, sağlıkta, afet olaylarında işbirliği yapılmasına” karar verdiler.

Gerekli ortamın hazırlanmasından sonra da bu zor konuların ele alınmasında görüş birliğine vardılar.

Yunan tarafı, Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının belirlenmesiyle, iki ülke arasında geri kalan anlaşmazlıkların daha kolay çözülebileceğine inanıyor. İki tarafın yapacağı görüşmelerden sonuç alınamazsa; tarafların Uluslararası Mahkemelere başvurmasından yana bir siyaset izliyor.

Türk tarafın ise Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının belirlenmesinden başka Ege’deki diğer anlaşmazlıkların da çözüme muhtaç olduğuna, eğer sonuç alınamazsa tüm bu anlaşmazlıkların bir paket halinde uluslararası mahkemelere götürülmesinden yana bir siyaset izliyor.