Fatih Altaylı hapis cezası sonrası ilk kez konuştu: 'Hukuki değil, siyasi'

Kaynak, YouTube / Fatih Altaylı
- Yazan, BBC News Türkçe
- Unvan, Londra
- Okuma süresi: 5 dk
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan tehdit içerikli sözler sarf ettiği suçlamasıyla yargılanan Fatih Altaylı, dört yıl iki ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından ilk kez konuştu.
YouTube kanalı aracılığıyla açıklama yapan Altaylı, "Bana verilen ceza hukuki değil, siyasi" dedi.
Fatih Altaylı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 26 Kasım'da ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşma, Silivri Açık Ceza Yerleşkesi'nde gerçekleşti.
Esas hakkındaki mütalaanın ve buna ilişkin savunmanın tamamlanmasının ardından mahkeme kararını açıkladı.
Altaylı'ya "Cumhurbaşkanını tehdit" suçundan beş yıl hapis cezası verildi. Bu cezayı iyi hâl indiriminden dört yıl iki aya indiren mahkeme, tutukluluğunun devamına hükmetti.
Kararın açıklanmasının ardından Altaylı'nın elindeki dosyayı ve notları havaya fırlatarak, salondan ayrıldığı bildirildi.
YouTube'daki kanalında bu konuya da değinen Altaylı, "Bana verilen ceza ağır bir hukuksuzluk. Bunda herkes hemfikir, karara doğru diyen yok. Zaten benim de duruşma sonunda elimdeki savunma metnini, içtihat kararlarını yere fırlatmamın nedeni buydu" dedi ve ekledi:
"Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım."
Kendisine "verilebilecek en ağır cezanın verildiğini", indirimin ise "Yargıtay'a gitmesini engellemek için yapıldığını" savunan Altaylı, "Şu anda tek üzüntüm kaçma şüphesiyle tutukluluğumun devamı. Tutuklu olmaya değil, 'kaçar' denmesine dertleniyorum. Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulup geri dönerim" dedi.
Altaylı, "Umudum az; belli ki soğuk bir hücrede plastik bir sandalye üzerinde epey vakit geçireceğim" diye konuştu.
Kararın açıklanmasının ardından BBC Türkçe'ye değerlendirmelerde bulunan Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Avukat Bahar Gültekin Candemir, Altaylı'nın toplamda yaklaşık bir yıl cezaevinde kalacağını söyledi.
Candemir, "İnfaz Kanunu'na göre toplamda 25 ay yatarı çıkar. Bir yıl denetimli serbestlik süresini düşerseniz, toplam bir yıl bir ay kadar yatarı çıkar. Şimdiye kadar yaklaşık 5,5 ayı yatmış durumda" dedi.
Altaylı: 'Konuşmamın korku yaratması mümkün değil'
Fatih Altaylı savunmasında "Benim yapmış olduğum konuşmanın cumhurbaşkanında korku yaratması pek mümkün değil" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı'nda dört bin personel çalıştığını söyledi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanının programında bir aksama ya da değişiklik olup olmadığını kontrol ettirdiğini söyleyen Altaylı, savunmasını şöyle sürdürdü:
"Programında en ufak bir değişikliği yok. Cumhurbaşkanının benim konuşmamdan korkup tehdit olarak algılayacağı bir şey yok. Böyle bir etkim de yok. Örgüt üyesi değilim, şiddete başvurmuşluğum yok, karşınızda duran bir vatandaşım ben."
Altaylı savunmasına, "Cumhurbaşkanı korkan biri değil. Kaldı ki tarihi bir örnekten niye korksun. Hem bana hem de Cumhurbaşkanına haksızlık yapılıyor" sözleriyle devam etti.
Gazeteci hakkında "Cumhurbaşkanını tehdit" suçundan en az beş yıl hapis cezası isteniyordu.
Savcılık 5 yıldan az olmamak şartıyla hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.
Altaylı ilk duruşmadaki ifadesinde tehdit suçlamasını reddetmiş ve "Tam aksine ben hep tehdit edilen oldum. Bu yüzden devletimiz 30 yıl boyunca beni korudu" savunmasını yapmıştı.
Altaylı, 20 Haziran'da YouTube kanalındaki Fatih Altaylı Yorumluyor isimli programda yaptığı değerlendirmeler sonrasında aynı gün gözaltına alınmıştı.
TBB Başkanı Sağkan: HSK dosyaya müfettiş atamalı
Fatih Altaylı'nın avukatlığını üstlenen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan karar sonrası basına konuştu.
"Bir YouTube yayınında, sözle ifade edilen unsurların, fiili saldırı tanımı altına sokulmasını gördük bugün mahkeme kararıyla" dedi.
Sağkan bunun ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi, "Sadece bir gazeteciyi susturma çabası değil, halkın haber alma hakkına açık bir tehdittir" diye konuştu.
Mahkemenin "kaçma şüphesi" gerekçesiyle hükmen tutuklama karar vermesini de eleştiren Sağkan, Altaylı'nın bugüne kadar çağrıldığında mahkemeye gittiğini, hatta yurt dışından geldiğini söyledi.
"Bu, Fatih Altayı üzerinden tüm basına verilen bir gözdağıdır" dedi.
Sözlerini, "Türkiye hukuk devleti çizgisinden tamamen uzaklaşmıştır. Tutuklamalar artık tamamen bir cezalandırma, bir korkutma aracı olarak kullanılmaktadır" şeklinde sürdüren Sağkan, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) dosyaya müfettiş ataması ve genel olarak tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Tepkiler ne oldu?
Fatih Altaylı'ya hapis cezası kararı siyasetçilerden sivil topluma farklın çevrelerden tepki gördü.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, X hesabından yaptığı açıklamada, "Bu düpedüz saçma, rejimin en ufak eleştiriyi hatta sadece Türkiye tarihine yapılan basit göndermeleri bile bastırmaya çalışmasının bir başka örneği" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, "Bu karar açıkça gösterdi ki bir gazetecinin, söyledikleri nedeniyle cezalandırılması çürümüş bir yargı sisteminin açık bir utancıdır. Bir gazetecinin özgürlüğünün elinden alınması, toplumun haber alma hakkına doğrudan vurulmuş bir darbedir" ifadelerini kullandı.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil de X hesabından yaptığı açıklamada, "Fatih Altaylı tek suçtan gözaltına alındı, aynı suçtan tutuklandı ve hakkında aynı suçtan 'hüküm' verildi. O suç da tehdit ya da hakaret değil, hiçbir yasada var olmayan "saray yanaşması olmayıp çok izlenmek" suçudur!" dedi.
Altaylı ilk duruşmada neler söyledi?
63 yaşındaki gazeteci mahkemedeki savunmasında, "2.5 - 3 dakikalık son derece iyi niyetli bir konuşmanın içinden 15 - 20 saniyelik bir bölümün kesilmesi" nedeniyle cezaevine girdiğini söylemişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tehdit etmediğini tekrarlamış ve gazetecilik geçmişinde yazdıklarını hatırlatmıştı.
"Muhtar Bile Olamaz" manşetinin atıldığı gün kendi köşesinde "5 yıl içinde başbakan olacak adamı bugün hapse attılar" başlığının olduğunu söylemişti.
Altaylı sözlerini şöyle bitirmişti:
"Bir haksızlık yaptıysam muhtemelen kızıma ve eşime karşı yaptım. Başkalarının çocuklarını ve geleceklerini belki de onlarınkinden fazla düşündüm. Herkesin hayal kurma özgürlüğünü korumak istedim. Bu yüzden belki de kızımdan özür dilemeliyim ona yasattıklarım için.
"Ama ben böyleyim. Haksızlığa arkamı dönemiyorum. Ailemden, okullarımdan aldığım eğitim bu.
"Ama emin olun kimseyi ne tehdit ettim, ne ediyorum ne de ederim. Ne de tehdit olurum."
İddianamede neler var?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "müşteki" olarak yer alıyor.
Erdoğan'ın avukatının eylemden haberdar olmasının ardından 23 Haziran'da şikayetçi olduğu belirtiliyor.
Altaylı'nın ifadelerin yer aldığı video çözümleme tutanağına göre, eyleminin Cumhurbaşkanı'na yönelik tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, söz konusu olayda video paylaşımının basın ve yayın yoluyla herkese açık şekilde yayınlandığına, içeriğin paylaşılmasının ardından geniş kitlelere ulaştığına dikkat çekiliyor.
Soruşturma konusu eylemin "iletme kastı"yla gerçekleştirildiği savunuluyor.
İletme kastı, tehdit veya hakaret içerikli sözlerin, mağdurun duyması veya öğrenmesi amacıyla, başka bir kişi üzerinden dolaylı bir şekilde iletilmesi anlamına geliyor.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 31 Temmuz'da iddianameyi kabul etmişti.
Ne olmuştu?
Gazeteci 20 Haziran'daki yayında Türkiye'de halkın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ömür boyu görevde kalmasına yüzde 70 oranında "Hayır" dediğine işaret eden bir anketi yorumlamıştı.
Altaylı'nın ilgili sözleri, "Türk halkı sandığı sever. Gücün kendisinde olmasını ister. Babasını koysa oraya babasını değiştirme ihtimalini elinde tutmaktan hoşlanır" ifadesiyle başlıyor.
Ardından da Osmanlı tarihi ile ilgili olan bölüme geçiyor:
"Bu oran, çok da beklediğim bir oran. Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez.
"Geçmişine bak bu milletin, yakın geçmişinden söz etmiyorum, uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir, hoşuna gitmediği zaman, istemediği zaman. Az uz değildir öldürülen, suikasta giden Osmanlı padişahı veya boğazlanan veya intihar etti süsü verilen."
Altaylı'nın tutuklanmasının ardından kanaldaki yayınlara siyaset, sanat ve medya dünyasının tanınmış isimleri katıldı.
Bu kişiler arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, gazeteciler Barış Terkoğlu, Şule Aydın ve Deniz Zeyrek ile komedyen Okan Bayülgen vardı.
Kanalın bugünkü takipçi sayısı 1,7 milyona yakın.











