TÜSİAD'ın hükümete eleştirilerine Erdoğan'dan yanıt: 'Hadlerini aştılar'

Kaynak, TCCB
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD'ın ekonomi ve hukuk başta olmak üzere hükümete yönelttiği eleştiriler için "Hadlerini aştılar" ifadelerini kullandı.
Grup toplantısında konuşan Erdoğan, "Çöktü diyerek feveran ettikleri rant düzenleridir" dedi.
Cumhurbaşkanının bu açıklamaları Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin 13 Şubat'taki toplantısında yapılan açıklamalara yanıt olarak geldi.
Bu toplantıda konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan hakkında art arda soruşturma başlatıldı.
Aras ve Turan konuşmalarında yaşanan tutuklamalardan ihraç edilen teğmenlere ve Kartalkaya yangınına kadar geniş yelpazede başlıklara ilişkin görüş açıklamıştı.
Hukukun üstünlüğüne vurgu yapan TÜSİAD yöneticileri, enflasyonla mücadelenin maliyetine katlanmanın giderek zorlaştığını kaydetti.
Bu çıkışa hükümet yetkililerinin yanı sıra iktidar ortağı MHP yönetiminden de tepki gelmiş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yargı ve siyasetin yönlendirilmeye çalışıldığını savunmuştu.
Tepkiler ve savcılık soruşturması sonrası TÜSİAD'dan yapılan yanıt niteliğindeki açıklamada, görüşlerin "katılımcı demokrasi ilkesi çerçevesinde" paylaşıldığı ifade edilmişti.
TÜSİAD'ın değerlendirmelerine Cumhurbaşkanı Erdoğan 19 Şubat'ta grup toplantısında ilk kez yanıt verdi.
Erdoğan, TÜSİAD'ın eski Türkiye'de "siyaseti dizayn" ettiğini savundu ve "Eski sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Yeni Türkiye'de haddinizi bileceksiniz" dedi.
"Güven bunalımı yaşayan halkımız değil, TÜSİAD'dır" diyen Cumhurbaşkanı, derneği, 6 Şubat depremleri sonrası yeterince destek sağlamamakla da suçladı.

Kaynak, TÜSİAD
TÜSİAD'dan ne mesajlar verilmişti?
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, 13 Şubat'taki konuşmasına "Ülke olarak moralimiz bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz" diyerek başladı.
Aras, 6 Şubat depremlerinden bu yana yaşanan ve kamuoyunda ihmal şüphesiyle gündeme gelen trajik olaylardan bahsetti ve şu tespitlerde bulundu:
"Kurallarımız vardır ama uymayan çoktur, yeterli denetim yoktur. Bu ölümlerin ana nedeni sistem bozukluğudur... Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir. Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir."
Siyasi olaylar açısından da son dönemdeki gelişmeleri "olağanüstü" olarak nitelendiren Aras, muhalefet partilerine ait belediyelerdeki gözaltılar, Menajer Ayşe Barım'ın tutuklanması ve teğmenlerin TSK'dan ihracı gibi olaylara da değindi.
Aras, "Çok kısa sürede arka arkaya gelen bu olayların toplumda "endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz. Ayrıca tutukluluğun istisna değil kural haline gelmesi gibi kangrenleşmiş bir sorunun kanunlar değişse de çözülmediğini görüyoruz" dedi.
Konuşmasında enflasyonun beklenen hızda olmasa da gerilemesi ve Merkez Bankası'nın rezervlerinin güçlenmesi gibi olumlu gelişmelerden bahseden Aras, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürmesine vurgu yaptı.
Faizlerin 2025 yılında enflasyonla mücadeleye uygun olarak kontrollü şekilde düşeceği tahminini paylaşan TÜSİAD yöneticisi, enflasyonla mücadele için 2025 yılında kamuda yapılacak tasarrufun "daha etkin olmasını" beklediklerini belirtti.
"Devletin bütçe disiplinine uyması, kamu harcamalarını kontrol etmesi ve kamuda tasarrufu arttırması şart" diye ekledi.

Kaynak, TÜSİAD
'Şimşek'in ekonomi programına destek veriyorsak da, her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz'
TÜSİAD YK Başkanı Orhan Turan ise aynı toplantıdaki konuşmasında Aras'ın sıraladığı sorunlara ek olarak, "yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu tarafından görevden alınmasının ve TMSF'nin şirketlere kayyum olarak atanmasının mümkün olduğunu" savundu.
"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay. Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor" diyen Turan, tüm bu sorunların arkasında, "hukuka olan güvenin sarsılması" olduğunu savundu.
Ekonomi politikaları konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in programına destek verseler de ekonomide "her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
TÜSİAD'a göre, enflasyonla mücadelenin "hızlanması gerekiyor", "yoksa stres birikiyor".
"Enflasyonla mücadelenin hem girişimciler hem çalışanlar için maliyetine katlanmak zorlaşıyor" diyen Turan, "Sanayici çok zorlanıyor. İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor" ifadelerini kullandı.
İklim değişikliği ve teknolojik yenilikler olmak üzere dünyadaki değişimi "yakalayamıyoruz" diyen TÜSİAD Başkanı, "bir an önce" enflasyonla mücadelede kalıcı başarıyı sağlama çağrısı yaptı.
TÜSİAD ne öneriyor?
TÜSİAD, "mevcut uygulamaları eleştirmekle kalmayıp yeni politikalar önermek" amacıyla hazırladığını belirttiği Perspektif: 2025 Dönüşüm ve Gelecek için Yol Haritası & Öneriler adlı bir kitapçığı da paylaştı.
Kitapçıkta ekonomik kalkınmanın iki ana yapısal reforma bağlı olduğu söyleniyor.
Bunlardan ilki insana değer katan eğitim ve liyakat. İkincisiyse hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı.
Aras, konuşmasında "Bu iki reformu hakkıyla gerçekleştirebilirsek diğer tüm reformlar kolaylıkla yapılabilecektir" dedi.
Raporda bu önerilere ek olarak Türkiye'de gelir dağılımı eşitsizliğindeki artışa değiniliyor.
TÜSİAD, bu eşitsizliğin temel sebepleri arasında yüksek enflasyon, sektörel dengesizlikler, kayıt dışı istihdam, dolaylı vergilerin ağırlığı, kadınların iş gücüne katılımındaki yetersizlik ve bölgesel kalkınma farkları olduğunu söylüyor.
Bahçeli: 'Siparişi alınmış planlı siyaset mühendisliğidir'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TÜSİAD Genel Kurulu'nda yapılan konuşmalara tepki gösterdi.
16 Şubat'ta yazılı bir açıklama yapan Bahçeli, "Türk yargısının takdir ve tasarruflarını eleştirmek haksızlık ve hazımsızlık olmakla birlikte, uyumsuz ve uzlaşmaz bir muhalefet dilinin saplantılı tezahürüdür." dedi.
"TÜSİAD'ın iç ve dış çıkar gruplarına sözcülük yaparak Türk milletinin seçim ve tercihleri etrafında kuşku oluşturma gayret ve gayesi, art niyetlilik, siparişi alınmış planlı siyaset mühendisliğidir" diye ekledi.
TÜSİAD'dan gelen açıklamalar için "Yetmez ama evet" yorumunda bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise "Türkiye'nin ekonomik büyümesi birkaç şirketin tekelinde mi olacak, yoksa tüm ülke zenginleşecek mi?" diye sordu ve şöyle devam etti:
"Hukukun işletilmediği, yargı baskısının ekonomi üzerinde bir sopa olarak kullanıldığı, yalnızca hükümet destekli firmaların güç kazandığı bir ortamda gelir adaletsizliği derinleşir, orta sınıf erir ve toplumda yalnızca küçük bir zümre refah içinde yaşar. Bu tablo sürdürülebilir değildir."
TMSF: 'Kanunda TMSF'ye daha önce görülmemiş yeni yetkiler verilmemiştir'
TÜSİAD yöneticilerinin TMSF ile ilgili açıklamalarına da bu kurumdan yanıt geldi.
Fon, Resmi Gazete'de 4 Şubat'ta yayımlanan kanun değişikliğiyle sadece, "malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt ve silah sağlama ile Terörizmin Önlenmesini Sağlama Kanunu'nda düzenlenen terörizmin finansmanı suçlarının işlendiği hususunda kuvvetli şüphe bulunması halinde" mahkeme tarafından kayyım olarak atanabileceğini belirtti.
Kanunda TMSF'ye daha önce görülmemiş yeni yetkiler verilmediği kaydedilen açıklamada, "Özetle, son düzenlemeyle TMSF'nin görevlendirildiği şirketlerin etkin bir şekilde yönetilebilmesi için Bankacılık Kanunu'nun tanımladığı, halihazırda var olan yetkilerinin kullanılabilmesine imkan sağlayacak 5 yıl süreli bir düzenleme yapılmıştır" denildi.









