Merkez Bankası politika faizini yüzde 46'ya yükseltti

tmcb amblemi

Kaynak, Getty Images

Okuma süresi: 2 dk

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 46'ya yükselttiğini açıkladı.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), gecelik borç verme faiz oranını da yüzde 46'dan yüzde 49 çıkardı.

Politika faizi, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını ifade ediyor ve PPK tarafından kararlaştırılıyor.

Merkez Bankası bir yılı aşkın süredir ilk kez faiz artırdı.

PPK, 6 Mart'taki toplantısında faiz oranını 250 baz puan indirerek yüzde 42,5'e düşürmüştü.

20 Mart'taki olağanüstü toplantısında ise politika faizini yüzde 42,5'te, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 41'de sabit tutulmuştu.

Finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak bir hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verildiğini açıklamıştı.

Kurul aynı toplantıda gecelik borç verme faizini 2 puan artırarak yüzde 46'ya yükseltmişti.

Görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasının ardından Borsa İstanbul endeksinde büyük bir kayıp yaşanmıştı.

Piyasalardaki dalgalanmanın ardından bugünkü faiz kararı merakla bekleniyordu.

TCMB'nin açıklamasında neler yer aldı?

Merkez Bankası'nın açıklamasında önümüzdeki aylara dair enflasyon beklentisi ve mevcut fiyatlama davranışlarının "dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği" vurgulandı.

Banka, bazı öncü verilerin yurt içi talebin azalmasına rağmen öngörülerin üzerinde seyrettiğine işaret ettiğini açıkladı.

Küresel ticarette artan korumacı eğilimin enflasyona etkisinin de yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Merkez Bankası bundan sonraki süreçte alacakları kararların enflasyon odaklı olacağını söyledi ve ekledi:

"Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır."

Ekonomistler nasıl yorumladı?

Bu açıklamayı yorumlayan BBVA yöneticisi Tufan Cömert "TCMB aylar sonra ilk kez enflasyon görünümüne ilişkin endişelerini dile getiriyor" dedi.

Cömert "TCMB bugünkü kararıyla aslında İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ve küresel piyasalardaki fiyatlamaların kalıcı bir hasar yarattığını ve tepki vermesi gerektiğini düşünüyor" ifadelerini kullandı.

İktisatçı ve eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez bunun aslında bir faiz indirimi olduğunu söyledi.

Eğilmez "Gecelik borç vermeyi yüzde 46'dan yaparken şimdi haftalık borç vermeyi yüzde 46'dan yapacak (tabii fonlamayı artık normal fonlama aracı olan haftalık repo ile yapacağı varsayımıyla.) Bu durumda uygulayacağı yıllık bileşik faiz düşmüş olur" dedi.

YRCG Danışmanlık'tan Emrah Gürelli "TCMB'nin üzerindeki yükün ne kadar ağır olduğunu ve gitgide ağırlaştığını anlamak lazım. Uzun bir süredir TCMB'nin kredibilitesi konusunda bir tereddütüm yok, etki alanı konusunda var ne yazık ki..." ifadelerini kullandı.

Prof. Baki Demirel, TCMB'nin politika faizini pratikte uyguladığı faize getirdiğini ancak faiz bu seviyedeyken de rezerv kaybetmiş olduğunu söyledi ve "Demek ki faiz doğru seviyede değil" dedi.

Prof. Fatih Özatay ise Merkez Bankası'nın son dönemdeki rezerv satışının "50 milyar dolara ulaştığının söylendiğini" ancak buna rağmen kur artışının yüksek olduğunu belirterek TCMB'nin ilerde bir faiz artırımını daha gündeme alma ihtimaline dikkat çekti.

Beklentiler ne yöndeydi?

AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler Nisan ayında TCMB'nin politika faizini yüzde 42,5 seviyesinde sabit tutmasını bekliyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 34,5 oldu.

BloombergHT'nin haberine göre ABD'li yatırım bankası Jefferies, Nisan ayında PPK'nın politika faizinin yüzde 42,5'ten yüzde 46'ya çıkarılacağını tahmin ediyordu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez de X üzerinden yaptığı paylaşımda politika faizinin yüzde 46'ya çıkarılması gerektiğini savunmuştu.

PPK'ya "politika faizini değiştirmemiş gibi görünmek amacıyla geçtikleri gecelik borç verme uygulamasından vazgeçmelerini" tavsiye etmişti:

"Faizi artırmamış gibi görünmek uğruna geçmişte sıkça yapıldığı gibi politika faizi bazını değiştirmek, itibar kaybı yaratmak suretiyle, enflasyonun düşeceğine olan inancın yitirilmesine yol açıyor."