Zeytinliklerin madenciliğe açılmasını öngören kanunla ilgili neler biliniyor?

Kaynak, Berkan Cetin/Anadolu/Getty Images
Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba kanun teklifi 19 Temmuz'da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Kanun teklifi kamuoyunda büyük tartışma yarattı ve muhalefet partileri tarafından sert şekilde eleştirildi.
Bu yasanın "kamu yararı değil maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarını gözettiğini" savunan çok sayıda köylü ve çevre aktivisti teklifinin geri çekilmesi için günlerce TBMM önünde oturma eylemi yaptı.
BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar bu kanunun Türkiye'nin doğasını, meralarını, tarım alanlarını, temiz su kaynaklarını, ormanlarını koruyabilmek için cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan tüm kanunları ve imzaladığı uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini söylüyor.
Peki hükümet düzenlemeyle ne hedefliyor? Yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır ve Resmi Gazete'de yayımlanırsa, halk bundan nasıl etkilenecek, zeytinler sökülecek mi, itiraz edilen ÇED süreci ve acele kamulaştırma nedir?
Yasa neler içeriyor, hükümet düzenlemeyle ne hedefliyor?
Hükümet, bu kanunla yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmayı ve madencilik faaliyetlerini kolaylaştırmayı hedeflediğini söylüyor.
Rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı tesisler için izin süreçlerinin sadeleştirilmesi planlanıyor.
- Stratejik ya da kritik olarak sınıflandırılan madenlere yönelik önemli yetkiler tanımlanıyor. Söz konusu madenlerin bulunduğu alanlarda devlet, acele kamulaştırma yoluna gidebilecek.
- Üretimin en fazla yüzde 10'unu aşmayacak şekilde bu madenlerin stoklanması cumhurbaşkanı kararıyla zorunlu hale getirilebilecek.
- Hangi madenlerin "kritik" sayılacağı milli savunma, sanayi ve ticaret bakanlıklarının ortak görüşüyle belirlenecek.
- Kamu kurumları Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreciyle ilgili üç ay içinde göِrüş bildirmezse zeytinliklerde madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik projeye "izin verilmiş" sayılacak. Talep edilmesi durumunda bir ay ek süre tanınacak.
- Kamu kurumları arasında görüş ayrılığı yaşanması durumunda, nihai kararı cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında oluşturulacak ve ilgili bakanların yer alacağı bir kurul verecek.
- Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne (MAPEG), devlet ormanlarında faaliyet yürütülmesi için 24 aya kadar bedelsiz izin verilebilecek. Bu alanlarda orman izni alınmışsa, ÇED sürecinde ayrıca görüş alınması gerekmeyecek.
- Maden arama ruhsatı alabilmek için artık yatırım teminatı gösterme şartı aranacak. Böylece yalnızca mali ve teknik yeterliliğe sahip yatırımcıların sektöre girmesi amaçlanıyor. Taahhütlerini yerine getirmeyen yatırımcıların teminatları ise kamuya gelir kaydedilecek.
- Ruhsat sahibi firmalara yönelik getirilen yeni düzenleme ile asgari üretim şartı getiriliyor. Şirketler belirlenen düzeyde üretim gerçekleştirmezse, ruhsatlarının iptal edilmesi mümkün olacak. Bu adımla atıl ruhsatların önüne geçilmesi ve üretime dönük projelerin desteklenmesi hedefleniyor.
Üreticiyi nasıl etkileyecek?
Özel arazide bir enerji ya da maden şirketinin çalışmaya başlaması için süreç iki türlü işleyebilir: Ruhsat alma ya da acele kamulaştırma.
Süreç tamamlandığında arazi sahibine kamulaştırma bedeli ödenerek burası elinden alınıyor. Uzmanlar mülk sahibine başka bir arazi verilecekse kendi arazisinden kamulaştırma bedeli almasının da zor olacağını savunuyor.
BBC Türkçe'ye konuşan WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, zeytinin stratejik bir tarım ürünü olduğunu hatırlatarak gelişmiş ülkelerde zeytinlikleri korumak için madencilik faaliyetlerinin sıkı denetim altında olduğunu belirtiyor.
Eğer maden yapılacak alan bir zeytinlikse, o kişiye zeytinlerin bedeli hariç toprağın ücreti ödenerek zeytinlerin başka bir araziye ekileceği öngörülüyor. Eğer sökülmesi mümkün değilse o büyüklükte bir zeytinlik oluşturulması öngörülüyor. Ancak nereye ve nasıl taşınacağı konusunda soru işaretleri var.
Ege Çevre ve Kültür Platformu Eş Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, yeni kanunla zeytinlerin taşınacağı yeri bulmanın zeytinlik sahibine ait olduğunu, özel mülk bulamazsa hazine arazisini kiralayabileceğini, zeytinlerin oraya taşınacağını belirtiyor.
Doğa Derneği'nin Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç zeytinlerin ekildikleri yerlere uyum sağlayarak hayatına devam edememe ihtimalinin de yüksek olduğunu söylüyor.
Kula ise zeytinliklerin taşınabileceği argümanına, "Bu tüm bir ekosistemin yok oluşu demek. Zeytinlikler sadece ağaçlardan ibaret değildir. Toprak, su, hava, kuşlar, böcekler ve yüz yıllık bir dengeyle oluşmuş hassas bir ekosistem de zeytinliklerin parçasıdır" diye cevap veriyor ve ekliyor:
"Sökülen zeytin ağaçlarıyla beraber temiz havayı, su döngüsünü ve biyolojik çeşitliliği de kaybedeceğiz."
'Bu yalnızca köylüleri ilgilendiren bir yasa değil'
"Bu yasa köylünün meselesi gibi görülüyor ama değil" diyen Kılıç, temiz su, içme suyu, tarım ve hayvancılık ürünlerine erişimin de bu teklifin yasalaşmasıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Her geçen yıl sağlıklı meyve sebzeye ulaşımın azaldığından, pahalandığın artık bazı ürünlerin pazara hiç gelmemesinden bahseden Kılıç, yeni kanunla tarım arazilerinin madenleşmesi ürünlere erişimin köy ve kentlerde etkileneceğini belirtiyor.
Öte yandan Türkiye'de maden çıkarılması ve ayrıştırılması için temiz suyu kaynaklarının yüzde 13'ten fazlasının harcandığını ve var olan su kaynaklarının madenlerle kirlendiğini ekleyen Kılıç, maden ve enerji projeleri arttıkça yaşanacak temiz su krizinin de yaklaştığını ifade ediyor.
"Madene ihtiyacımız var evet, ama devlet gıda ve su güvenliğimizi de garanti altına almak zorunda" diyor.
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula'ya göre "Anayasa'nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alıyor. Geçirilen yasa aslında bu hakkı da tehdit ediyor".
ÇED nedir, süreç nasıl değişiyor?
ÇED, bir faaliyetin çevreye olumlu ya da olumsuz etkilerinin değerlendirilmesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılıyor.
Maden ruhsatı ise MAPEG tarafından veriliyor.
Avukat Cangı, yeni düzenlemeyle maden şirketlerine işletme ruhsatı verilmeden önce, maden ocağının kurulması planlanan orman, tarım alanı, imarlı alana göre gereken izinlerin alınmış olması ve ÇED yapılması gerektiğini belirtiyor.
Cangı, kamu kurumlarının ruhsat için gerekli izinleri ve ÇED sürecinde görüşlerini bildirilmemesi halinde görüşün "olumlu sayılmasıyla" ilgili:
"İdare hukukunda idare sessiz kalmışsa reddetmiş sayılır. Ancak şimdi tam tersi, idareden onay ya da ret çıkmazsa izinler kabul edilmiş sayılacak. Eğer izin alınamazsa acele kamulaştırılabilecek" diyor.
Tüm bunların gereken denetimleri ortadan kaldıran süreler olduğunu, yetkili kamu görevlilerinin gereği gibi inceleme yapması olanaklarının ortadan kalkacağını ifade ediyor.
Acele kamulaştırma nedir?

Kaynak, Bestami Bodruk/Anadolu Agency via Getty Images
Cangıya göre, acele kamulaştırma eğer faaliyet özel mülkiyete el konmayı gerektirecek bir kamu yararı içeriyorsa ve acil kamulaştırılmadığında kamu düzeni bozulacaksa yapılabilir. Ancak bu koşullara uyulmayabildiğini belirtiyor.
Talep geldikten sonra bakanlık kararıyla Cumhurbaşkanlığına gidiyor, Cumhurbaşkanı imzasından sonra Resmi gazetede yayımlanıyor.
Cangı, "Çok hızlı ilerleyen bir süreç" diyor ve ekliyor, "Sizin haberiniz bile olmuyor mülk sahibi olarak. Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra çok kısa sürede mahkeme edilip yürütmeyi durdurma kararı verilirse ancak durdurulabilir. Yoksa şirket faaliyete başlıyor".
Tartışmalı 11. madde
Kanun teklifinin 11. maddesi, Maden Kanunu'na eklenecek geçici 45'inci madde ile Muğla'daki belirli bölgelerdeki zeytinlik alanlarında elektrik üretimi amacıyla yapılacak madencilik faaliyetine izin veriyor, bu faaliyette bulunacak şirketlere yükümlülükler getiriyordu.
Teklifin ilk halinde şirketlere faaliyet yürütülecek alan ile eş değer büyüklükte zeytin sahası tesis etme zorunluluğu getirilmişti.
AKP'li birkaç milletvekili tarafından verilen önerge ile 11. maddenin metni değiştirildi.
Kabul edilen değişikliğe göre şirketlerin tesis etmek zorunda oldukları zeytin sahaları, taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı zeytin ağacından oluşmak zorunda.
Bununla birlikte zeytinliği kamulaştırılan arazi sahiplerine yeni zeytinlik tesisi ve taşınması için arazi tahsisine yönelik de değişiklik yapıldı.
Kabul edilen önergeye göre bu bedel Harçlar Kanunu'nun, "Kayıtlı değer, emlak vergisi değeri" başlıklı 63'üncü maddesine göre belirlenen harca esas değerin yüzde biri olarak hesaplanacak.
Ayrıca araziler bu bedel üzerinden 20 yıl süre ile doğrudan kiralanabilecek.
Kira süresi sonunda da bakım yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilen ve talepte bulunan kiracıların kira süreleri 10'ar yıl süreyle uzatılabilecek.
CHP'li Başarır: 'Koskoca TBMM beş tane şirketin el kaldırıp indiren CEO'su haline gelmiş'
Muhalefet partileri "Süper İzin" olarak nitelendirdikleri teklife tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır TBMM'de 18 Temmuz'da düzenlediği basın toplantısında "Üç yüz yaşındaki zeytin ağacını keseceksin, bir günlük ağaç dikeceksin. Koskoca TBMM beş tane şirketin el kaldırıp indiren CEO'su haline gelmiş. İnsanlar meclis kapısında açlık grevinde. O yüzden direnmeye devam edeceğiz" dedi.
'Şirketlere diledikleri alanda proje yürütme yolu açılacak'
Kırsal alanda yaşayan pek çok kişi de zeytinliklerinin başka yerlere taşınması ve doğal hayatın bozulması ihtimaline karşı endişeli.
Teklifi eleştiren sivil toplum kuruluşları, çevre örgütleri, siyasal partiler ve köylüler;
- Orman, mera, zeytinlik, tarım alanı ve su havzaları üzerindeki mevcut koruma kalkanlarının büyük ölçüde kaldırılacağını,
- Çevre Kanunu, Zeytincilik Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Osman Kanunu, Mera Kanunu gibi düzenlemelerin ihlal edileceği,
- Sit, milli park, yaban hayatı geliştirme sahası gibi korunan alanların da maden projelerine açılabileceğini,
- Kamu denetimi ve yargı yolunun engellenebileceği,
- Acele kamulaştırma yapılabileceği,
- İzinsiz yapılan enerji tesisleri için af geleceğini söylüyor.
Bazı iklim aktivistleri ve köylüler, şirketlere "kamu yararı adı altında diledikleri alanda proje yürütmenin yolunun açılacağı" görüşünde.

Kaynak, X/DogaDernegi
Toprağımızı Vermiyoruz Platformu adına basın açıklaması yapan Aslı Kahraman Eren, "Bu talan yasası köylerden şehirlere köylüleri göç etme zorunluluğunda bırakır" dedi.
Beş yıldır zeytinliklerinin maden yapılmasına karşı mücadele veren İkizköy Direniyor platformu, Ankara'daki sağanak yağmura rağmen günlerce oturma eylemlerine devam etti.
TEMA Vakfı, "Suyumuz, toprağımız, zeytinimiz, ormanlarımız ve kültürel varlıklarımız, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar tehlike altında!" paylaşımı yaptı.
Muğla Çevre Platformu'na göre sadece Muğla'da 48 köy ve mahalle boşaltılabilir.

Kaynak, MUÇEP
Yasaya itiraz edilebilir mi?
Yasa Meclis'te kabul edildi. Ancak henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp Resmi Gazete'de yayımlanmadığını belirten Ege Çevre ve Kültür Platformu Eş Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, "Cumhurbaşkanı kimi maddeleri tekrar görüş için geri gönderebilir" diyor.
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula "Daha önce, Türkiye'nin en eski ve kirli 15 adet kömürlü termik santraline 2,5 yıl daha havayı kirletme izni veren yasa teklifi, insan sağlığı ve çevrenin korunması gerekçeleri ile Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmişti" diye hatırlatıyor.
"Ülkemizin doğal ve kültürel varlıklarının, korunan alanlarının önündeki bu tehdit de veto ile durdurabilir."
Cangı, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne iki ayrı başvuru yolu olduğunu anlatıyor:
"Ya Meclisin en büyük partisi ya da Meclis tam sayısının 1/5 oranı sayıda milletvekili tarafından iptal davası açılması şeklinde veya devam eden davalarda uygulanması söz konusuysa yasanın Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulması, mahkemenin de bunu ciddi bulmasıyla konu Anayasa Mahkemesine gider".










